“İslam’da Kuyumculuk” kitabının tanıtımı

İslam’da Kuyumculuk kitabının tanıtımı

Soru: Bu çalışmanın kaynağı veya hareket noktası nedir? Bir başka ifade ile niçin yazdınız? Daha bir başka ifade ile sizi yazmaya iten sebep ne idi?

Öncelikle bu fırsatı nasip eden Rabbime şükürler ederek başlamak istiyorum. Bir kuyumcu olarak meslek hayatımda faizden kurtulmamın ve istikametle ticari hayatımızın devamı konusundaki esasları ifade ve tespit eden Resul-i Ekrem (asm) Efendimize de salâvatlar ediyorum. İslam’da Kuyumculuk isimli çalışmamızın tanıtımı konusundaki gayret ve hizmetleriniz için sizlere de teşekkürler etmek istiyorum.

Ben her şeyden önce müslümanım. İş hayatım dâhil bütün hayatımı İslami esaslar üzerine tesis ederek devam etmeyi imandan sonraki takva inancım gereği vecibe biliyorum.

Dolayısıyla bu ve emsali çalışmalarımızın hareket noktası bu anlayıştır. Bu cümleden hareketle yıllardır okuyarak öğrendiğimiz alım satıma ve özellikle altın değişimine yönelik hadisler ve bu hadislerin tefsirinde dile getirilen farklı yorumlar ve esasında bu yorumların güncellenmemesi, günümüz gerçekleri ile örtüşme konusundaki farklılıklar kitabı yazmamızın sebeplerini teşkil etti.

Soru: Farklılıklar derken ne demek istediniz?

Konuya Altı Eşya hadisi ismi ile meşhur olmuş hadisi ifade ederek başlayalım:

“Altın altınla, gümüş gümüşle, buğday buğdayla, arpa arpayla, hurma hurmayla ve tuz tuzla misli misline, eşit ve peşin şekilde trampa edilir. Bunlardan farklı cinsler birbiriyle mübadele edilirse, peşin olmak şartıyla dilediğiniz gibi satış yapınız.”[1]

Mezheplerin temel eserleri olan kaynaklara mümkün olduğu kadar ulaştım, okudum, inceledim ve bu konudaki uzmanlarımız ile mülakatlarım oldu. Bu bilgiler kitabın sonunda ilave edilmiştir.

Üzülerek ve hayret ederek ama sorumluluk duyarak şunu gördüm ki bunlardan kuyumculuğu bilenler hariç olmak üzere pek çoğu kuyumculuğu bilmeden teorik olarak bu hadisi yorumlamışlar. Hadisi ilk yorumlayanları takip eden sonraki yorumlarda şimdiki tabir ile kopyala yapıştırmayı görmek insanı hayrete düşürmekte. Önceleri bu hayret konunun içine girdikçe üzüntüye ve nihayet sorumluluğa kadar getirdi ve bu eser ortaya çıktı.

Biz bu eserde sadece vesile ve vasıtayız, sahip çıkmamız doğru olamaz.

Soru: Neyi demek istiyorsunuz?

Ortaya bir eser çıkıyorsa bu müşterektir. Dolayısıyla müşterek esere bir kişinin sahip çıkması hakkaniyetli olamaz. Ama işin yürürlüğü açısından bakıldığında elbette bir ismin olması gerekiyor. Bu isme de vesile veya vasıta demek gerekir.

Sual: Konumuza müsaadenizle girelim. Biraz öncesi bahsettiğiniz hadisi nasıl yorumlamışlar?

Konunun başında üslup açısından bir hususa izah getirmem lazım. Hassas bir mesele olduğu için cevaplarda belki de çoğunlukla konuşarak değil okuyarak cevap vereceğim. Zira mevzu çok hassas, sürçü lisan edip yanlış ifade ederek hatalı anlaşılmasından korkarım.

Evet, o hadis aslında istikameti aldığımız hadistir. Sadece altın-gümüş konusunda değil sıralanan Altı Eşya konusunda istikamet tayin edicidir. İnsan hayatındaki temel olan malları gruplandıran bir hadistir. Ancak konumuz gereği biz altın ve gümüşe dönmemiz gerekir.

Hayrettin Karaman hocanın ifadesi ile eskiden altın trampaları maldaki altının ekseriyetle bulunması oranına göre yapılırmış. Günümüzdeki gibi binde birlik oran veren hesaplamalar olmadığı için hakkın muhafazası pek mümkün olamaz ve helalleşerek, rızalaşarak, ayrıca örfün icabı usullerle yaparlarmış.

Şimdi öyle hesaplamanın, o şekilde alım satımın yerine teknolojinin gelişmesi ile daha hassas ve daha hakkaniyetli usuller bulundu, hamdolsun. Bunları ilerleyen mülakatımızda yeri geldikçe bahsedeceğiz.

Bu hadisin paralelinde ve izah getiren ayrıca çözüm getiren bir hadis daha var iyi hurma kötü hurma hadisi de denilebiliyor buna, şöyle ki:

Bir rivayette de şöyle gelmiştir: Hz. Bilal (ra), Resulullah (asm), (iyi cins bir hurma olan) berni hurması getirmişti. “Bu nereden?” diye sordu. Bilal (ra): “Bizde adi hurma vardı. Resulullahın (asm) yemesi için ondan iki ölçek vererek bundan bir ölçek satın aldık” dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (asm): “Eyvah! Bu ribanın ta kendisi, eyvah bu ribanın ta kendisi, sakın öyle yapma. Şayet iyi hurma satın almak istersen elindekini ayrıca sat. Sonra onun parasıyla iyi hurmayı satın al” dedi.

Bu hadisi yorumlayan mezhep imamları Altı Eşya hadisinden hareketle bir takım esaslar tespit etmişler. Bu mülakatta uzun çekmemesi için ilgili kitap ve kaynaklara havale ile özetle kitabımızdaki şu cümleyi alalım:

“Hanefi ve Hanbelî mezhepleri hadislerdeki cinsin aynı cins ile değiştirilmesine ve tartı ile ölçeğe bakarak faizin illeti cins ve ölçü birliğidir, diyorlar.[2] Maliki ve Şafiî mezhepleri ise hadislerdeki altın ve gümüşün nakit (para), diğer maddelerin gıda maddesi olduğuna bakarak faizin illetinin cins ve nakit yahut cins ve gıda maddesi olduğunu söylemişlerdir.[3]

Görüldüğü gibi Altı Eşya hadisine dayanarak faizin illeti konusunda yorumlar yapılmıştır. İmam Şafi ve Maliki, faize aynı cinsteki nakit veya gıdaların mübadelesinin eşit ve peşin olmasını, fazlalığın faiz olacağını anlayarak ifade eder. Hanefi ve Hanbelî ise aynı cins malın tartı ve ölçeğinin eşit olması gerektiğini, fazlalık olursa faiz olur hükmünü çıkarırlar.

Meşhur Altı Eşya hadisine dönelim.

İlk yorumlardan hatıra babından bahsetmek gerekecek.

Hz. Ömer’in (ra) oğlu Abdullah İbni Ömer’e (ra) dayandırılan bir vakıayı burada anmak gerekecek.

Hadisi rivayet eden Mücahid anlatıyor: Abdullah İbn Ömer ile (ra) beraberdim. Ona bir kuyumcu gelerek: “Ey Ebu Abdurrahman! Ben altın işliyor ve bunu kendi ağırlığından fazla altınla satıyorum. Böylece ona harcayacağım el emeği miktarınca fiyatını artırıyorum” dedi. Abdullah İbn Ömer (ra) ona bu işi yasakladı. Kuyumcu aynı meseleyi tekrar tekrar söyledi. Her seferinde Abdullah İbn Ömer (ra) ona bu işi yasakladı ve son olarak da şunu söyledi: “Dinar dinarla, dirhem dirhemle aralarında fazlalık olmadan satılır. Bu, Peygamberimizin bize vasiyetidir, biz de size tebliğ ediyoruz.” [4]

İşte yapılan tartışmaların esası olan hüküm kaynakları bunlar. Bu kaynaklar üzerinde asırlarca hüküm çıkarılmış.

Sual: Konuyu biraz daha açabilme adına izah etseniz demek istiyorum.

Mücahid’in naklettiği Kütüb-i Sitte’de yer alan[5] rivayette, altın işleyen bir kuyumcunun işçiliğini altının bedeline dâhil ederek fiyatı artırıp sattığını tekrar tekrar ifade eder. İbni Ömer (ra), meşhur hadisi zikredip yasaklayarak öyle yapmamasını söyler. Rahmetli İbrahim Canan hoca bu vakıayı açıklar. İşçiliğin altın olmayan başka cins ile alınıp satılmasını izah eder. Zorluk gibi gözüken bu işlemin rahmet olacağını ifade eder.

Yalnız burada bizim anladığımız manada işçilikten ziyade itibari değeri olan antika mallar, hatıralık eşyalar da zikredilerek kafa karışıklığına da sebep olma durumu var. Onlardaki değerin itibariliği ile bilezik ve küpedeki işçiliğin itibariliği farklı olması lazım.

Biraz daha açma adına işçilikten bahsetmek gerekecek.

Sual: İyi olur, ayrıca kuyumculuktaki uygulamalardan da anlayacağımız şekilde bahsetmenizi rica edeceğim.

Altının kendisi yumuşaktır ki biz buna has altın deriz. Bunun kullanılır hale getirilmesi için sertleştirilmesi gerekir. Bunun için bakırın esas olduğu katkı maddeleri katılır. Katkı maddelerin katılma oranına göre de ayarlar ortaya çıkar. Böylece hem kullanılır ve hem de pahalı olan has altın katkı maddelerinin ucuz olması sebebi ile ekonomik olmuş olur.

Ancak ham olan has altının katkı maddeleri katılarak mamul hale getirilmesi de bir işçilik ister buna işçilik bedeli diyebilirsiniz.

1980 li yıllara kadar işçilik ücreti para olarak hesaplanarak alım satım işlemi veya mübadelesi yapılıyordu. Devam eden enflasyonlu yıllarda işçilikler enflasyon ile erimeye dolayısıyla sık sık zam yapılmaya başladı. Bu da bir arayışa sevk etti. İşçilik ücreti dolar olarak olsun teklifi tutmadı nihayet imalatı yapılan emtianın cinsinden olsun teklifi kabul gördü. İmalatı yapılan mesela 14 ayar künyenin işçiliği de gramında veya adedinde şu kadar milyem has olmak üzere hesaplama yapıldı.

Sual: Milyem ne demek?

Maşaallah, çok dikkatlisiniz, hiçbir şeyi gözden kaçırmıyorsunuz. Haklısınız, milyemi kısaca bahsetmem yerinde olacak.

Milyem, altın ve gümüş imalat ve alım satımında ölçü birimidir. Binde bir anlamına gelen milyem, o maldaki has miktarının binde birlik oranını gösterir. Mesela 22 ayar bilezik 0,916 milyemden işlem görür.

Sual: Hocam izninizle bir sual daha geldi ayar ne demek?

Haklısınız. Ayar, altın ve gümüşün ülkemizdeki kullanım ölçüsüdür.  24 oranında biri ifade ederek has altını 24 ayar, yani tam ayar, has ayar kabul eder. Ülkemizde dört ayar yaygındır. Bunlar 8, 14,18, 22 olmaktadır. Bin milyemi 24 ayara bölersek bir ayarın milyemini tespit etmiş oluruz. Buna göre 1000: 24 = 0,041 milyem bir ayarın karşılığıdır. Bir başka ifade ile 1 ayar 0,041 milyemdir. İşte bundan sonra o dört ayarın milyemlerini, yani uluslar arası ifadelerini tespit edebiliriz. O da şöyle:

08 ayarı 0,041 ile çarptığımızda = 0,333 milyem olduğunu

14 ayarı 0,041 ile çarptığımızda =0,585 milyem olduğunu

18 ayarı 0,041 ile çarptığımızda =0,750 milyem olduğunu

22 ayarı 0,041 ile çarptığımızda =0,916 milyem olduğunu görürüz.

İşte bunlarla temelde şunu ifade ediyoruz, milyem ölçüsü ile bir malda bulunan has altın miktarını binde birlik incelikle tespit etmiş oluruz.

Eskiden bu ölçüm bu kadar hassas olamıyordu. Gelişen teknoloji ile bu imkanlar hamdolsun sağlandı ve hakkaniyet daha isabetli oldu.

Sual: Bu bilgileri aldıktan sonra işçilik izahlarına girelim.

Doğru diyorsunuz. Diyelim ki 22 ayar bilezik imalatı yapıyorsunuz. İşletmenizin maliyetini çıkarıp kâra geçebilmeniz için işçilik ücreti almanız lazım. Onu da yukarıda bahsettiğim izahlara dayanarak 22 ayarın milyemi olan 0,916 milyeme ilave olarak işçilik milyemi ekliyorsunuz.

Sual: Misal verecek olursak.

Misal vermek izahın imdadıdır. Misali icat edene rahmet okuyarak verelim. Mesela 100 gram bilezik imalatı yapıldı. Kuyumculukta her türlü hesaplar hasa çevrilerek yapılır. İmalatı yapılan ürünün milyemi ile bulunduğu ayardaki ağırlığı çarpılarak içerisindeki has miktarı tespit edilir. Buna göre 100 gram 22 ayar bileziği ayar milyemi olan 0,916 ile çarptığımızda içerisinde 91,60 gr. has altının olduğu, geriye kalanların katkı maddeleri olduğu ortaya çıkar. Bu hesaplama ile 100 gr. 22 ayar bilezikteki hası hesaplamış olduk. İşçilik konusuna gelelim. Eskiden gramında para alınan işçilik ekonomik şartlar icabı milyemine ilave edilen işçilik milyemi ile alınmaktadır. 22 ayarın milyemi olan 0,916 milyemin üzerine mesela 0,009 milyem ilave ederek toplam 0,925 milyem yapmış olur. Hesaplamalarda ayrı ayrı hesap yapmak yerine doğrudan 100 gram 22 ayarı işçilik dâhil has miktarını bulmak için 100 gramı 0,925 ile çarparız ve 92,50 gram işçilik dâhil hasının olduğunu hesaplarız.

Sual: Diğer ayarlı ürünlerde nasıl olmaktadır?

Sorduğunuz için teşekkür ederim. Onlarda da hangi ayarda ise o ayar ağırlığı ki biz buna ham ağırlığı da deriz. Ham ağırlığı veya ayar ağırlığını ayar milyemine ilave edilen işçilik milyemini toplayarak çarparız.

Siz istemeden bir misal verelim. 100 gram zincirin işçilik milyemi de 0,010 milyem olsun. Bu eğer 14 ayar ise ayar milyemi olan 0,585 ile toplanır o zaman 0,595 milyem işçilikli olur, 18 ayar ise ayar milyemi olan 0,750 milyem ile toplandığında 0,760 milyem olur eğer 22 ayar zincir ise 0,916 milyem ile toplayarak 0,926 milyem işçilik dâhil gram maliyet milyemini bulmuş oluruz. İşte gram maliyet milyemi ile ham ağırlığı veya ayar ağırlığı ile çarpıldığında o mamulde bulunan işçilik dâhil has miktarını bulmuş oluruz.

Bunları niçin anlattık?

Sual: Niçin anlattınız?

Cevaba soru, soruya cevap oldu ama yine de cevap verelim. İmalatı yapılan mamulün hesaplarının uygulamasının anlaşılması için anlattık. Kuyumculuk uygulamalarının en dip hesaplamalarını önce öğrenelim sonra bunları bahsi geçen Altı Eşya hadisi ölçüsünde değerlendirelim. Kaldı ki burada kuyumculuk hesaplarının hepsinden ziyade numune kabilinden birkaçını misal vererek uzatmayalım. Devam edelim mi?

Sual: İyi olur, lütfen.

Elinizde 101,43 gram kullanılmış, müşterinizden aldığınız hurda 22 ayar bilezik var. Atölyeye gidiyorsunuz bunları teslim ederek yeni bilezik istiyorsunuz. Atölyeci hemen bu altınları terazide tartıp 22 ayarın hurda milyemi olan 0,912 ile çarparak 92,50 gram has olarak sizin alacağınıza yazar.

Sual: Hurda milyemi ne demek?

Her yeni mal kullanıldıktan sonra veya yeni dahi olsa, atölyeye döndüğünde onun adı hurdadır. Her ayarın orijinal milyeminden o mahallin örfünün tayin ettiği üç beş milyem aşağısı milyemine hurda milyem denilir. 22 ayarın orijinal milyemi 0,916 iken hurdası 0,912 dir.

Sual: Atölyeye 101,43 gram hurda bileziği vermiştik, sonrası?

Maşaallah çok dikkatlisiniz elinizdeki hurdayı kaptırmamak için hesabınızı takip ediyorsunuz. Sizde kuyumcu olma kabiliyeti görüyorum.

Sual: Teşekkür ederim ama ben mesleğime devam edeyim ama şu hesabı bir devam edelim isterseniz.

Bence de devam edelim. Atölyeci ise size isteğiniz üzerine 100 gr. 22 ayar yeni bileziği terazide tartarak verdi. Hasının hesabını yukarıda bahsettiğimiz 0,925 işçilik dâhil milyemi ile çarparak sizden 92,50 gr. has altın ister. Sizin biraz önce verdiğiniz hurdaların karşılığında 92,50 gr has alacağınız vardı. Aldığınızın has ağırlığı ile verdiğinizin has ağırlığı eşit olduğuna göre meşhur Altı Eşya hadisine bağlama zamanı geldi. Ama bu izaha bir ilave izah daha yaptıktan sonra bağlayalım. Diyelim ki yine 100 gram yeni bilezik istediniz atölyeden. Bunun karşılığında atölyeye 92,50 has vermeniz gerekir. İşyerinizdeki 14 ayar hurda altınlarınız var. 14 ayar hurdanın milyemini de 0,570 milyem olsun. 92,50 gram hası olan yeni bileziği almak için kaç gram 14 ayar hurda vermeliyiz ki alım satımda has eşitlemesi olsun? Bunun için hası, milyeme böleriz. Yani borcumuz olan 92,50 hası vereceğimiz hurdanın milyemine böleriz. 92,50: 0,570 = 162,29 gram hurda 14 ayar vermemiz gerekir. Bunun sağlaması da 162,29 ham gramı olan 14 ayar hurdayı milyemi olan 0,570 ile çarptığımız zaman 92,50 gram hası bulmuş oluruz. Şimdi Altı Eşya hadisi ile bağlayalım mı konuyu?

Sual: Nasıl yani?

Altı Eşya hadisi, altının altın ile değişiminin eşit ve peşin olmasını emrediyordu. İşte burada ham veya ayar ağırlıkları farklı olan altınları mübadele ederken has değerinde eşitleyerek işlemimizi yapıyoruz. Böylece hem hadisteki emir yerine gelerek faize düşmüyor ve hem de günümüz kuyumculuk uygulamalarının en son ve gelişmiş milyem hesaplamaları ile haksızlık yapılmamış oluyor.

Sizin elinizde bulunan 162,29 gram 14 ayar hurdada bulunan veya 101,43 gram hurda 22 ayarda bulunan has miktarı 92,50 gramdır.

Biraz daha açalım. 100gram 14 ayarın içerisindeki has miktarı 58,50 gramdır. 100 gram ile 58,50 gram arasında bulunan 41,50 gram katkı maddeleridir. Katkı maddesinin ücretleri düşük olması dikkate alınmıyor. Onu zaten imalatçı maliyetine dâhil ederek ücretini belirliyor.

Şimdi tekrarlayarak toparlayalım. Alım satımda, değiştirmede hangi ayardan ürün verilirse verilsin nihayetinde hepsi altın cinsindendir. Aynı cinsin değişiminin eşit olması şartı, has değerini eşitleyerek yapılmış oldu.

Konumuzu açarken hadisin yorumlamalarında farklılıklar var demiştik. Sırası gelmiş iken onu açalım. Bu açıklamaları yaparken kimseyi suçlamadan ama önemli bir noktayı da hatırlatmadan yapamayız.

Hadis yorumcuları hadisteki ifadenin zahirine bakarak ayarı, eskiliği yeniliği, işçilikli işçiliksiz olmasını dikkate almadan eşit değişilmeli, şeklinde ifade ederler. Eşit değişemiyorsanız o zaman başka cinse çevirerek muamelenizi yapın, derler. Böylece tıkanıklığa çözüm getirirler. Bu çözüm doğru ama eksik. Uygulamada tıkanıklıklara ve hatta zaman zaman haksızlıklara sebep olmakta, bu bir ve ileride açalım. Ben esasen hadisin ifadesinin anlaşılmasında bir şeye dikkat çekmek istiyorum.

Sual: Neye dikkat çekmek istiyorsunuz?

Hadisin metninde geçen “altın, altın ile” kastedilen altının ta kendisidir. Katkı maddeleri altın değildir. O halde değişimi yapılacak katkılı altınlar mübadele edilirken altın yani has altın değerlerinin eşitlenerek değişimin yapılması anlaşılmalı derim. Kaldı ki yüzyıllardır kuyumculuk uygulamalarında böyle yapılmaktadır. Bu çok önemlidir ve yine Karaman ve Döndüren hocanın ifadesi ile hadisin ruhuna uygun bir anlayıştır.

Siz elinizdeki 100 gram 22 ayarı 100 gram 14 ayar ile gram ağırlıkları eşit yani her ikisi de 100 gram dolayısıyla eşit diye değişir misiniz? Elbette ki hayır. O halde eşyanın tabiatına aykırı bir hadis anlayışı olmamalı.

Sual: Son cümleniz çok anlamlı oldu.

Teşekkür ederim. Devam edelim. Uygulamalarda öncelikli olarak tüketici ile olan muameleler zaten para cinsine çevrilerek mübadele değil alım satım muamelesi olmaktadır. Yani müşteriden altını alırken paraya çeviriyoruz, satarken paraya çeviriyoruz. Hadisin metninde geçen farklı cinsleri peşin değiştirebilmeyi tatbik ediyoruz. Ama yukarıda da belirtildiği gibi kuyumcular arasında paraya çevirme değil, has değerinde hesaplamalar, eşitlemeler yapılmaktadır. Sorarım size has değerinde eşitleme hadise uygun değil midir?

Sual: Aman hocam, bizi sorumluluk altına almayın.

Estağfurullah. Ayrıca hadisi, uygulamalarımıza uydurmak gibi bir ithamı kabul etmediğimiz gibi öyle bir duruma düşmekten de Allah’a sığınırız, bunu da ifade edelim.

İşçilik konusunda fazlalık faizi değerlendirmesi var, ona geçelim mi?

Sual: Lütfen.

Eşitleyerek değiştirme işleminde verilen ile alınanın kendi değerleri ile eşit olması beklenilir, bu doğru. İşçilik milyeminin yeni mamulün milyemi üzerine ilave edilmesi eşitlemede fazlalık oluşturuyor bu da doğru. Yine Karaman’ın ifadesi ile burada zahiren fazlalık faizi imiş gibi de olsa faiz alma maksatlı fazlalık değil, der. İşçilik ücreti maksatlı bir fazlalıktır, dolayısıyla aslen fazlalık faizi değildir demektedir, Karaman hocamız. Buna katılmamak mümkün değil ve doğrusu da budur. Ayrıca işçilik ücretinin imali yapılan ürünün kendi cinsinden alınabileceği ile alakalı hükümlerin olduğunu kitabımızda yazdık.

Sual: Kitabınızda ana konu bunlar mı?

Aslında kitabımız kuyumcunun müracaat kitabı oldu. Mesleğimiz ile alakalı akla gelebilecek hukuki konular işlendi. Ancak bir konunun altını çizmemiz gerekir. Biz İslam hukukçusu değiliz. Dini konuda hüküm veremeyiz. Sadece müslüman kuyumcuyuz, mesleğini uygularken dini kurallara da dikkat etmek isteyen birisiyiz. Öğrendiğimiz dini kurallar hakkındaki yorumlar ile uygulamalarımızdaki farklılıklara dikkat çekerek konunun muhataplarını araştırmaya davet ediyoruz.

Kitabımıza öncelikli olarak dört tane profesör hocamızın takdim yazıları ile giriyoruz. Sonra Fıkha Giriş üst başlığı altında alt bölümler var. Orada kişinin mensubu olduğu mezhebinde bulunduğu durumu hakkında çıkış yolu yok ise başka mezheplere müracaat edebileceği araştırması var.

Takip eden ana bölümde esas konu olan sarf hakkında uzun tartışmalar, araştırmalar ve yanı sıra tespitler var. Daha sonra İmalat konularına fıkhi mütalâalar var. Altının alım satımını alakadar eden konuların bulunduğu bölüm var. Borçlanma bölümünün ardından kredi kartları hakkında uzun araştırmaların bulunduğu bölüm var. Kredi kartı ile nakip para temini için iyne işlemi anlatılmakta ve verilen hükümler izah edilmekte. Genel konuların ardından çalışan personelin özlük haklarının İslam hukuku açısından değerlendirmeler yapılmakta. Nihayet önemli konu olan zekât bahsi yer almakta. Hayırla anmaya vesile olması için tarihteki kuyumculardan bazılarının tanıtımı yapılmakta. Son bölümde okuma parçaları var ki kitabı tamamlayan bölümdür.

Sual: Elinize kaleminize sağlık. Mülakatımızın sonunda genel bir değerlendirme için neler söylersiniz?

Bu çalışma alanında bir ilk eserdir. Bundan önce tespit edebildiğimiz kadarı ile birkaç kişinin ferdi çalışmaları olmuş, onları da eserimize minnetle şükranla aldık. Dolayısıyla bir iddia ile ortaya çıkmadık. Meselemiz kuyumcunun İslami konularının tartışmaya ve araştırılmaya açılmasıdır. Bunun için konulara muhatap olan akademisyenlerin ve kuyumcuların bulunacağı bir ar-ge heyeti bünyesinde çözüm çalışmalarının yapılması muradımızdır. Bunlar kitabımızda sonuç bildirgesi gibi ifade edilmiştir. Kitabımız hayat Yayınları tarafından okuyuculara takdim edilecek. Muhatabımız kuyumcular olmakla beraber fıkıhçılardır. Yaklaşık 550 sahife olacak.

Rabbimizden hayırlara vesile kılmasını dua ediyoruz.

Tekrar teşekkür ediyorum.

09.10.2013


[1] Müslim, Müsâkât, 81; Ebu Dâvûd, Büyû’, 18; A. İbn Hanbel, V, 314, 320.

[2] Mebsut 12/211

[3] Mebsut 12/211; Karaman, Hayreddin, Ana hatlarıyla İslâm Hukuku c.3, sh.297

[4] Canan, İbrahim, Hadis Ansiklopedisi Kütüb-i Sitte, c.1, sh. 534

[5] Canan, İbrahim, Hadis Ansiklopedisi Kütüb-i Sitte, c.1, sh. 534

1 Yorum

  1. Muhterem Hocamin yaptigi calismayi anlattigi videoyu bastan sona seyrettim.Ticari hayatimizda sahip olmamiz icabeden haram ve helal noktasindaki hassasiyetleri hatirlatmasi sebebi ile kendisine binlerce tesekkür ediyor ve müteakip calismalarinda muvaffakiyetler diliyorum.

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir