Sınırlanan altın taksitinin düşündürdükleri-2

Sarf ilminin ve özellikle faiz bahsinin temelini teşkil eden “Emval-i sitte” yani Altı Eşya isimli hadisin muhtevasındaki sır zaman geçtikçe tecelli ediyor. Bu tecelli konuya muhatap kuyumculara istikamet veriyor. İstikameti alan, hayatına çeki düzen vererek hem haramdan çekiniyor ve hem de daha takvalı hayata müteveccih oluyor.

Resul-i Ekrem (asm) bahsedilen hadiste mealen şöyle ifade eder: Altını altın, gümüşü gümüş, arpayı arpa, buğdayı buğday, tuzu tuz, hurmayı hurma ile değiştirirken eşit ve peşin değişin. Eğer cinsler farklı olursa dilediğiniz miktarda ama peşin değişin, der.[1] Peygamber Efendimiz (asm) piyasa ekonomisinde aldatma ve aldanmanın önlenmesi adına peşin alım satımı ısrarla tavsiye eder.

Yaşayan İslam Hukukçuları ile yaptığımız mülakatlarda altının kredi kartı ile birden fazla taksitle satılabileceğine ilişkin bilgiler aldık. Onlar; kuyumcunun, satımın hemen akabinde ertesi gün paranın hesabına geçtiğini ve dolayısıyla teamüle göre peşin sayıldığına hükmederler.

Bir ayrınıtıyı izninizle ifade etmemiz lazım. Bazı emsali hocalarımıza numune olarak Hayrettin Karaman Hocamızın, para hükmünde gördüğü cumhuriyet ata vb.nin çok taksitli olarak işlem yapılmasına ruhsat vermezler. Onlar ancak bu satım örfe göre peşin kabul edilen tek slip/taksite cevaziyet verirler.

Kuyumcunun sarrafiye diye nitelendirdiği tasarruf altınlarını burada dikkatle değerlendirmek gerekiyor. Kulplu olanlar süs eşyası olarak kullanıldığı, kulpsuz olanlarının ise tasarruf için alındığı yaygın bir uygulamadır. Gerçi insanımız kulplu mesela çeyrek altını hem süs ve hem de tasarruf olarak almaktadır. Bu zaviyeden bakıldığında mesela çeyrek altını mal veya para ayırımına tabi tutmada fıkıhçılarımız zorlanacağa benziyor. Doğrusu her iki hükme de yatkın olan çeyrek altın hakkındaki hükmü vicdan mı yoksa hukukçu mu verecek, artık orasını ehli düşünmeli, muhatabı düşünmeli.

Bu bilgiler kuyumculuk sektöründe peşin parayı ele geçirmek için özellikle cumhuriyet altının kredi kartı ile taksitli satımı uygulaması için dile getirildi. İşin suistimalini yapan her iki taraf işçilik vs. gibi makasın fazla açılmasının az olduğu ata, çeyrek ve düz bileziği kullanırlar. Bu zaviyeden baktığımızda bu işi yapan kardeşlerimizi fıkıhçıların verdiği hüküm ile uyarmak istedik. İşlerimiz ne kadar sıkıntılı olursa olsun, kredi kartlı müşteri ne kadar sıkıştırırsa sıkıştırsın, bankalar ne kadar cazip tekliflerse gelirse gelsin bunların hiç birisi cehennem korkusunu bastırarak ortadan kaldıracak şeyler değildir. Olsa olsa çeldirici olabilir, yoldan sapılmasına tuzak olabilir.

Biz bu yazımızda mümkün olduğu kadar meselenin hadisteki manaya şartların yönlendirmesi hikmetine ve dolayısıyla israfın değil iktisadın hayatımızda hakim olmasına dikkat çekmek istedik. Konunun bir başka tarafı daha var. Yapılmak istenen uygulama söz konusu hadisin hatırlatması ile tüketimin tehkileli boyutu olan israf ve şükürsüzlük insanımıza cazip şekillerde görününtü vererek ve fakat aslında tehdit ederek dikkatleri çekmekte.

Tüketimin ölçüsüz yapıldığı, israfın bütçeleri sarstığı, ailelerin fevkalâde sıkıntı yaşadığı kredi kartlı alım satımlarda insanımızı bekleyen ciddi tehlikeler var. Aile reisinden devlet reisine kadar hepimizin sorumlu olduğu bu vaziyet son derece tehlike arzetmektedir. Bozulan nikahlar, artan boşanmaların arkasında ekonomik fecaatin içerisinde özellikle kredili hayat çok mühim rol alıyor. Umarız bu tehlike baştaki başların gündemini ısrarla meşgul ediyordur.

Ahirzaman fitnesinde açlık çok mühim rol oynayacak. Müfsitler açlıkla, geçim derdi ile ehl-i imana tuzak kurarak boğmaya çalışacak. Sıkışan ehl-i iman, midesi ile dini arasında tercihe zorlanacak. Buna karşı ne gibi çarelerle tedbir almak gerekecek?

Şükürsüzlüğü terkedip şükre dönmeli. Küfran-ı nimetten takdire olması gerektiği gibi. Bu musibetli tehlike, ramazan riyazeti tarzında  Rabbimize sığınmaya vesile olmalı. Zira bilinen ve bilinmeyen olumlu olumsuz bütün sebepleri, sebep olarak yaratan ve onlarla imtihan eden Allah’tır. Özellikle zarureti bir imtihan çeldiricisi olduğunu unutmamak gerekir. Muktesit hayatın bütün kurallarına azami riayet gibi bütün tedbirleri aldıktan sonra İlahi kadere rıza ve tevekkül etmeli.

Mehmet Çetin

07.01.2014.Çiftehavuzlar-Çiğli-İzmir


[1] Müslim, Müsâkât, 81; Ebu Dâvûd, Büyû’, 18; A. İbn Hanbel, V, 314, 320.; Eşit meselesini ayrıca ele almak gerekecek.

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir