Servet Ünal

Mehmet ÇetinPosted by

Kacarlı Köyü’nde 1955 yılında doğan Servet Ünal, 1988 yılında otuz üç yaşında vefat ederek köyüne defnedilir.

Vefat hadisesi üzücüdür.

1988 yılında öğrencileri için bir gezi düzenler. Yapılan kır gezisi sonrasında talebelerini okula getirir ve ailelerine teslim eder. Kendisi de evine döner. Ankara’nın Yeni Mahallesi’ndeki MİT Lojmanlarının önünden yaya giderken gelen bir otomobil kaldırıma çıkarak Servet Hocaya çarpar. Üç gün yoğun bakımda kalan Servet Bey vefat eder.

Onun hayattan erken yaşta ayrılması bütün dostlarını üzdüğü gibi özellikle kardeşi Zernişan Hanımı da ziyadesiyle üzer.

Yakın tanıdıklarına “Ede” diye hitab eden adı gibi servet olan Servet Hoca, insanlarla münasebetinde huzur veren, yardım eden, tatlı hatıralarıyla iz bırakan bir kişilik sahibiydi. Eş dost ve akraba ziyaretine önem verir ve yapar. Özellikle amcası Abdullah ile âdeta bir arkadaş idiler.

Yedi kardeşi olan Servet, Hirfanlı barajına bakan kerpiç bir evde annesi Sultan Hanımdan dünyaya gelir. Kerpiç duvarları bembeyaz kireç boyası ile badanalı evin bulunduğu Kacarlı ’da ilkokulu bitirir. Kalcı Mehmet diye tanınan babası Mehmet Ünal, oğlunun tahsili için emeğini esirgemez, ortaokulu ilçede ev tutarak okutur. Lisenin son sınıfını da Kulu’da Gümüşhaneli vefalı bir yakınının yanında okuyan Servet, 1979 yılında Eğitim Enstitüsünden mezun olur ve eğitim öğretim hayatına öğretmenlikle girer. Ara ve boş dönemlerinde de vekil öğretmenlik yapan Servet Hoca devam eden süreçte düzenli bir meslek sahibi olarak öğrenciler üzerinde ziyadesiyle alâka göstererek onların vatana millete faydalı olmalarına gayret eder.

Meslektaşı Gülşen Hanım ile evlenen Servet Ünal’ın iki kızı vardır.

Ankara’ya yerleşen Servet Hoca, gezmeyi, paylaşmayı ve en önemlisi sohbeti seven bir insandı. Muhabbet ve hürmetinin bir ifadesi olarak,  halasının oğlu İsa Koçak’a “Dayı” diye hitab etmesi, İsa Hocanın unutulmaz hatıraları arasında yer alır. İsa Koçak, dayıoğlu Servet’i anlatırken fazlasıyla duygulanır, onun hatıralarını bitmek bilmeyen cümleleriyle nakleder. Özellikle “ede” diye başlayan hitaplarını sanki unutulmasın diye sonraki nesle aktarmak istercesine tekrarlar.

Evet, hayat apartmanı yıkılıyor, her gün bir tuğlası dökülüyor, ömür tayyaresi de hızla uçuyor, kaçıyor.

Hayatın hızla akıp gittiği şu yalan dünyada bakî kalan arkadan bırakılan eserlerdir. Bu bazan bir yapıdır, bazan bir cümledir, bazan da bir gülücüktür. Hangisi olursa olsun insanın hayırla anılmasına vesile olsun yeter ki, şerleri ile hatırlanmasına değil.

Hayırla yâd edilmekten, arkadan dualar ile anılmaktan daha güzeli ne var ki şu kısa dünyada?

Rabbim, mekânını Cennet eylesin. Cümle geçmişlerimize rahmet eylesin. Âmin.

Mehmet Çetin

27 Ocak 2020 Karşıyaka İzmir

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir