Şehmuz’a ne diyelim?

Âdetlerimizden olan başlık parasının, toplum içerisindeki yansımalarından birini şu yaşanmış hadise resmediyor. Yorumsuz naklediyoruz:

Hastanede yatan hanımı değil de âdeta kendisi yatan hasta imiş gibi Şehmuz gece gündüz sürekli hastanededir. Dışarıdaki işini alelacele görür görmez hemen hastaneye damlıyor, genç hanımını hoşnut etmek için akla gelmedik şeyler yapıyor. Morali yüksek olsun diye taklitler, şakalar, Türkçe Kürtçe türküler arka arkaya devam ediyor.

Doktorların vizitesinde dışarı çıkar, yarım gözle içeriyi süzer, gittiklerinde hanımın yanında biter. Tekerlekli sandalye ile hanımını gezdirir, hava aldırır ve yatağına usulca üzmeden sevgi ile bırakır.

Gece olunca, koridordaki koltuğa zorla sığmaya çalışarak kıvrım kıvrım olur ve uyumaya çalışır.

Bir değil iki değil, günlerce hâli böyle Şehmuz’un.

Hekim Kenan Taştan’ın dikkatini çeker. Doktor Bey, zaten çoktandır takip etmekte, inceden inceye süzmekte imiş, Şehmuz’un bu sevgi dolu davranışlarını. Hem, iyiden iyiye merak da edermiş, bu sevginin kaynağı nereden geliyor, diye.

Nöbetçi olduğu gece Şehmuz, garibim sıkışmaya çalışıyor, koltuğa. Yanına geldiğinde,

-Merhaba Şehmuz, nasılsın?

-Sağ olasın Doktor abey

-Kaç gündür buralarda perişan oldun. Kalacak kimsen yok mu?

-Vardır var olmasına amma herkes evinde rahattır beyim. Kimseye yük olmak istemem.

Doktor dayanamaz ve bir teklif getirir:

-Bak Şehmuz, nöbet tuttuğum odada iki yatak var. Diğer doktor bu akşam yok, istersen gel orada dinlen, der.

-Rahatsız etmeyeyim Doktorum, der lâkin Doktorun tatlı ısrarını da kırmaz, beraberce odaya geçerler.

Doktor, merakından,

-Şehmuz, yanlış anlamazsan sana bir şey sormak istiyorum.

-Ne demek Hocam, emrin olur.

-Çok zamandır bu hastanedeyim. Çok hasta sahibi gördüm ama senin gibisine ilk defa rastlıyorum. Hanımını bu kadar çok sevmenin sırrı nedir? Çok mu seviyorsun?

-Valla Hocam, bizim köyde hâlâ başlık parası var. O parayı vermeden billahi kız vermezler. Verdikten sonra da o parayı sana koklatmazlar. Bizim Hatçe’nin babosu çok eyi adamdır, Allah var. Benden beş milyar lira gibi hem az başlık parası aldı ve hemide aldığı o para ile beyaz eşyamızı aldı, sağolsun. Annayacağın çok eyi adamdır. Şimdi bizim Hatçe’ye bir şey olsa, Allah etmesin, ben yirmi milyar vererek yeni bir avrad alamam. Bi daha da evlenemem. Şimdi sana sorayam, ben avrada eyi bakmayayım da kim baksın?

Doktor ne cevap verir ve ne de yorum yapabilir, bilmem siz yapabilir misiniz?

Mehmet Çetin

04.09.2019 Yeni Foça İzmir

 

Not: Yukarıdaki yaşanmış hadise, psikiyatrist dostum Yrd. Doç. Dr. Kenan Taştan’ın “Sadırdan Satıra” isimli eserinden iktibasen alınmıştır.

 

 

 

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir