Risale-i Nur’da Namık Kemal

-Vefatının (02.12.1888) yıl dönümü münasebeti ile

Bediüzzaman, Muhakemat isimli eserinde “Büyük adam her şeyde büyük olmak lazım gelmez. Herkes kendi san’atında büyüktür.” der. Dolayısıyla Divan-ı Harb-i Örfi isimli eserinin Yedinci Cinayet kısmında bahsi geçen Sultan Selim, Şeyh Cemaleddin-i Efgani, Mısır müftüsü merhum Muhammed Abdüh, müfrit âlimlerden Ali Süavi, Hoca Tahsin ve İttihâd-ı İslâm’ı hedef tutan Namık Kemal ve Sultan Selim’e İslam Birliğine sahip çıktıkları noktadan ele almıştır. Yoksa ismi geçen zatların her biri diğer insanlar gibi bazı kusurlara sahip olabilirler. Ama bu, onların İslam Birliği gibi önemli bir konuda isabetli fikirler taşımalarına engel değildir. Hatta yeri gelmişken Üstad, “fena ve fani bir adamın güzel ve baki şöyle bir sözü var”, diyerek   iktibas yaptığına da dikkat çekelim.

Nerede İslâmî bir hareket var Bediüzzaman orada. Ya o harekete Kur’anî istikamet vermek veya gayret ve hamiyet için hazır bulunur, ders verir, kuvvet verir. Dolayısıyla İttihad-ı İslam’ın idamesi için bütün kuvvetiyle, talebeleriyle ve dersleriyle destek verir. Kötüye kullanılmasına mani olur.

Siyasette ‘muktesit meslek’ diye isimlendirdiği orta yolu tavsiye eder. Bediüzzaman suali çok ehemmiyetli görmediği ancak cevabındaki mühim noktaya dikkat çektiği Münazarat’ta, Kemal’in “Rüya”sıyla diye tesmiye ettiği İttihad-ı İslam’ı 14 yaşında dava edindiğini işaret eder.[1]

Kemal’in rüyası ne idi? Bunu rahmetli Hürriyete Kasidesi’nde haykırır:

Ne efsunkâr imişsin ah, ey dîdâr-ı hürriyet

Esir-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esâretten

Evvela hürriyet olmalı ki iman gelişebileceği zemini bulsun, nihayetinde rüyası olan İttihad-ı İslâm gerçekleşebilsin.

Siyasi tarihimizde Namık Kemal’in “Hürriyet Kasidesi” ile başlayan Said Nursi’nin “Hürriyete Hitap”ı ile taçlanan bir hürriyet şarkımız var. Şöyle hitap ediyor Bediüzzaman;

“Ey hürriyet-i Şer’i! Öyle müthiş ve fakat güzel ve müjdeli bir sadâ ile çağırıyorsun, benim gibi bir şarklıyı tabakat-ı gaflet altında yatmışken uyandırıyorsun. Sen olmasaydın, ben ve umum millet, zindan-ı esarette kalacaktık. Seni ömr-ü ebedî ile tebşir ediyorum.”

Namık Kemal ve Bediüzzaman; “müthiş bir istibdadı taşıyan şu asrın gaddar yüzüne çarpılmaya layık iken ve halbuki o tokada müstahak olmayan gayet mühim bir zatın yanlış olarak yüzüne savrulan kamilane şu sözün,”[2]

Ne mümkün zulm ile bidâd ile imhâ-yı hürriyet

Çalış, idrâki kaldır muktedirsen âdemiyetten.

mısraları ile dile getirilen hürriyet perdesi altındaki istibdada haykırırlar. Ancak Bediüzzaman istibdadın muhatabının yanlış seçildiğine işaret eder, halbuki o tokada müstahak olmayan gayet mühim bir zatın yanlış olarak yüzüne savrulan” ifadesi ile yapılan hatayı tashih eder.

Namık Kemal, istibdadından dolayı Sultan Abdülhamid’i tenkit eder. Hürriyet Kasidesi’ni değerlendiren Bediüzzaman Hazretleri ise Cumhuriyetin ilânından sonraki dönemi kastederek gelen istibdadı gösterir.[3]Dolayısıyla Abdülhamid’e değil sonraki dönemin müstebitlerinin yüzüne savrulmasını ifade eder.

Bediüzzaman’ın İttihad-ı İslâm fikrinde selefleri arasında saydığı Namık Kemal, eserlerinde İslâm birliğinin önemini ve lüzumunu açık ve kararlı bir şekilde ifade etmektedir. Özellikle Magosa’da yazmaya başladığı, ancak uzun bir aradan sonra 1881 yılında Midilli’de tamamlayabildiği ‘’Celaleddin Harizmşah’’ isimli eserinde ittihad-ı İslâm görüşlerini net bir şekilde görmek mümkündür. Türk Edebiyatının tiyatro formunda yazılan ilk eserlerinden olan Celâleddin Harizmşah’ta, Moğol istilâsına karşı, İslâm birliği fikrini Celâleddin’in ağzından çok kuvvetli bir şekilde ve İslâm âlemini koruyabilecek en önemli düşünce olarak ifade edilmektedir. Bu eser, Namık Kemal’in üzerinde en çok çalıştığı ve en çok sevdiği eseridir. Ölümüne yakın yıllarda yazdığı bu eserde Namık Kemal’in, İttihad-ı İslâm düşüncesini tamamen benimsediği ve Osmanlı Devleti’nde görülen problemlerin çözümünün de ancak bu yolla olabileceği noktasına geldiği görülmektedir.[4]

Nur içinde yatmasını dileyerek hayır duaları ile anıyoruz.

Mehmet Çetin

02.12.2013.Çiftehavuzlar-Çiğli-İzmir


[1] Beyanat ve Tenvirler, sh. 163;Münazarat sh.296

[2] Lem’alar sh. 410

[3] http://www.feyzinur.com/?p=1234; http://www.yeniasya.com.tr/haber_detay2.asp?id=20255

[4]Mehmet Selim Mardin,  http://www.risaletashih.com/index.php/ihzariye/556-beduezzaman-ve-mardn

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir