Raşit Altındağ

Tahmin ediyorum ki bazılarınız onun dükkânına tıraş olmaya gitmişinizdir. Mekânı temiz, kendi temiz, kalbi temiz, dili hoş sohbet bir insandır, Berber Raşit Usta.

Raşit Altındağ (1926-2012) Aliuşağı Köyünde doğar. Her ne kadar köyde bir müddet kahvehane işletse de sonrasında seyyar olarak köylerde berberlik yapmıştır.

Raşit Altındağ, Kore’ye savaşa gönderilip orada yaralanmasına müteakiben Kore- Japonya’da iki yıl sonrasında ülkesine dönen Kore gazisidir.

Köye döndüğünde bir sürpriz onu beklemektedir.

Yaralı haberi, bir şekli ile köye öldü diye gelir. Karısını, hemen baba evine gönderirler.

Köye dönen Gazi Raşit, bakar ki karısı, babasının ocağında! Gider ve karısını alır, evine getirir, hayatına askerlik öncesi yarım kalan kısmından devam eder.

İlk eşi Zübeyde Hanım, 1958 yılında vefat eder, Allah rahmet eylesin. Zübeyde Hanımdan; Şaziye (rahmetli), Hürü ve Ahmet (rahmetli) isimlerinde üç çocuğu olur.

Raşit, genç adamdır, hayat devam ediyor ve uzatmadan aynı yıl Havva Hanım ile evlenir. Havva Hanımdan ise İsa, Üçler (Ertuğrul) ve Sefa (rahmetli) olmak üzere üç evladı olur.

Gazi Raşit’in yurt dışı hayatı var. Almanya’ya ilk giden, ancak uzatmayıp hemen dönenlerdendir (1964-1966).

Aliuşağı’nda durmak istemeyip, 1968 yılında ilçeye göçer. Eskinin Hapishanesi karşısında, eski mezarlık isimli bölgede yaptırdığı iki katlı kerpiç evine taşınır.

1972 yılına kadar mahalle bakkallığı yapar. Nihayet; gençliğinde köylerde seyyar olarak ve yurt dışındaki yıllarını da dâhil ederek yaklaşık otuz yıl sürecek berber mesleğine eskinin Garaj yolundaki o mütevazı dükkânını açarak başlar.

Burada 1989-1990 yılına kadar devam eder. Sonrasında Atatürk Parkı’ndaki işyerine taşınır ve orada 1995 yılına kadar devam eder.

Garaj yolundaki dükkân, hakikaten mütevazıdır. Sadece on metrekarelik bir alanı var. Görünüşte küçük ama gönüllerde büyük “Hayat Berberi” ünvanlı işyeri özellikle gençlerin dilinden şakalarıyla tanınan Raşit Ustanın muhabbetli hatıralarıyla gönüllerde yerini alır.

Top ense modasının belki de ilk yılları olması sebebiyle gelen müşterilere top ense mi düz ense mi, tıraşı olacağı sorulur idi, sonra başlanır.

Ehl-i sohbet olanlara da tıraş sonrası ya kahve veya çay ikrâm edilir. Kış aylarında ise ıhlamur ile salep.

Raşit Ustanın, tıraşa gelen garibanlardan ücret almaması gibi hususî bir hâlini de burada ifade edelim ki ardından dualara vesile olsun.

Şahsına münhasır şakaları, sohbetleri sadece müşteri değil, dost yelpazesini de genişletir. Buna rağmen işini cidden sever. Haftanın altı günü iş, yedinci günü ise temelden çatıya temizlik yapılırdı. İşte bu işlek hayattan değil de haftalık tatili olmamasından rahatsız olan İsa ve Üçler isimli oğulları ise çocukluklarını yaşayamadıklarından dolayı sitem ederler.

O yılların en işlek ve kalabalık yolların ilk sıralarında Garaj Yolu gelir. Sabahtan akşama kadar sürekli gelen giden ile beraber, yan taraftaki Cumhuriyet İlkokulu ve hemen alt tarafındaki Karabük Çeşmesi ise bu kalabalığa ayrı cazibe katarlar.

Bu hareketli yolun üzerindeki mütevazı esnaflar hem hareketli ve hem de birbirleriyle can ciğer komşulardır.

O yılların dostluğu, gerçekten bir başka idi.

Raşit Usta öncelikle İsa ve Üçler oğullarıyla ile Nazım, Suat, Şifa, Sadık, Atak ve Hacı Ali gibi ustaları yetiştirir.

Hemen karşısında Köfteci Hayrettin’in barakası vardır. Diğer komşularından bazıları Lokantacı Kerim, meslektaşları Fevzi Emiroğlu, Ebubekir ve Asilbey Altındağ ile beraber bisiklet tamircisi Topal Yaşar, dikiş makinesi tamircisi Osman Usta, Sarıyahşili Halıcı Mustafa Ünal ve ağabeyi Duran, rahmetli Dursun Koçak, Kunduracı Ahmet Usta, Çaycı Şahmeran, Kunduracı Hakkı ile arzuhalciler, zücaciyeciler gibi genel anlamda da anacağımız güzel insanlar var.

Üçler, benim yakın arkadaşlarımdandır. O vesile ile rahmetli Raşit Usta ile tanışmış idik. Kalfası Atak ile karşısındaki Köfteci Hayrettin, Halıcı Mustafa, Traktörcü Çatçat’lı Safa ve Üçler ile beraber sohbet ettiğimiz arkadaşlarımız idi.

Her insanın bir kırılma dönemi vardır. O döneme gelince artık akan su akmaz, çağlamaz olurdu. Bizim Raşit Ustanın oğlu Sefa’nın 2004 yılındaki ani ölümü, kendisinin gönül pınarı o beldede artık coşamaz oldu.

Ne yaptılar, ne ettiler, olmadı.

Dal kırıldı, kol, yen içinde kaldı.

Koçhisar kabı almadı, darda kaldı

Çareyi buldu, oğlu Üçler’e gitmekle.

Öyle de yaptı. 2004’de Ankara’ya gitti ama filmin sonu da yaklaşmıştı. Sessiz, sakin ve durgun idi. Ve bir gün dönmemek üzere Azrail ile uzaklara yola çıktı. (2012).

Burada kaybettiği Sefa’sını orada aramaya.

Allah, rahmet eylesin.

Mehmet Çetin

25.12.2018 Yeni Foça İzmir

 

 

 

3 Yorum

  1. Mehmet Bey herkesi yazmışsın Şaban ve Tahsin KOÇAŞ’ı yazmamışsın.
    Cumhuriyet ilkokulu civarındaki ilk baraka dedem ve babama aitti
    Raşit Amcayı çok severdim.
    ***

    Bülent Koçaş kardeşim
    Merhaba,
    Hakkında yazı yazılan rahmetliler ile alâkalı bilgi ve belgeler geldikçe yayınlıyoruz.
    Talebinizi hem haklı ve hem de saygı ile karşılıyorum.
    O kişi/kişiler ile alâkalı bilgileri gönderin hazırlarız. Sonra sizin onayınıza sunar daha sonra yayınlarız.
    Bekliyorum.
    Allah’a emanet olun.

    0 532 211 71 37
    ihtiyaç olursa görüşme de yapabiliriz.
    M.Ç.

  2. Abi, yazıların çok güzel.
    Kalemine sağlık.
    Eski insanlarımızı hatırlattığın, tanıttığın için teşekkürler.

  3. Mehmet Ağabeyim, kıymetli Hocam!
    Bu ve diğer tüm yazıların, vefa dolu yaklaşımın için çok teşekkür ediyorum.
    Rabbim yolunu açık eylesin.

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir