Rabbimiz! ağır yükler yükleme

Na’büdü Mütalâaları-23

Bakara suresinin 286. ayetindeki ikinci duamız “Rabbimiz! Bizden evvelkilere yüklediğin gibi üstümüze ağır bir yük yükleme.”, dır.

Efendimiz (asm) “Ben kolay ve müsamahakâr olan tevhid inancı ile gönderildim.” müjdesi bu ayet ile ifade edilen önceki kavimlere yüklenen yüklerle kıyas yaparsak; ümmetine, Rabbimizin merhametinin ne kadar engin olduğunu görürüz.

Yahudiler önceki hatalarına mukabil Rabbimiz onlara ağır yükler yüklemişti. Müfessirler bunları kısaca şöyle anlatırlar. Elli vakit namaz, mallarının dörtte birinin zekat olarak verilmesi, pislik bulaşan elbisenin o kısmının kesilmesi, hatalarına mukabil helal olan yiyeceklerinin haram kılınması, vb. Nisa 47 den anladığımız kadarıyla Talût’un kavmi nihayetinde domuz ve maymuna çevrilmiş.[1]

Bu ağır cezalara mukabil Resul-i Ekrem’e  (asm) merhamet eden Rabbimiz, şu müjdeyi ümmetine vermesini kendisine söyletir: “Ümmetimden maymuna çevrilme, yere batırılma gibi İlahî cezalar kaldırılmıştır.”

İşte Miraç dönüşünde bu müjdelerle gelen Resul-i Ekrem (asm),Bakara’nın son iki ayeti ile şu; “Rabbimiz! Bizden evvelkilere yüklediğin gibi üstümüze ağır bir yük yükleme.”, duası ile ümmetinin; rahmete, berekete vesile olması noktasından münacatta bulunmasını tavsiye eder.

Rabbimiz; “Ekremu’l ekremîn” (Çok ikram edenlerin en fazla ikram edenlerin en fazla edeni) ve “Erhamü’r râhimin” ( merhamet edenlerin en fazla merhamet edeni) olduğundan Ümmet-i Muhammed’i (asm) merhamet ile ikram ile karşılamıştır.

Önceki ümmetlerin başına gelen ağır imtihanları Habibinin (asm) ümmetine gelmemesini rahmeti ve hikmeti gereği istememiştir. Buradan da Resul-i Ekrem’in (asm), Rabbimiz katında fevkalade kıymetli elçi olduğunu, “Habibullah” olduğunu anlıyor ve şükrediyoruz.

Birinci duamız olan “Ey Rabbimiz! Unutur veya hataya düşer de bir kusur işlersek bizi onunla hesaba çekme.” duası;  ikinci duamız olan “Rabbimiz! Bizden evvelkilere yüklediğin gibi üstümüze ağır bir yük yükleme.”,  duası;  ve üçüncü duamız olan “Ey Rabbimiz! Takat getiremeyeceğimiz şeyi bize yükleme.” ile devam eden nidalar,  günlük hayatımızda teneffüs vesilemiz, sığınağımız ve kalemiz olmalı.

Günlük hayatımızda, sıkıntılar karşısında kalan insan bu dualar ile Rabbinden kolaylıklar, ihsanlar istemeli.

Zira hayat zor ve her şey geçicidir. Öyle ise; “Dünya madem fânidir. Hem madem ömür kısadır. Hem madem gayet lüzumlu vazifeler çoktur. Hem madem hayat-ı ebediye burada kazanılacaktır. Hem madem dünya sahipsiz değil. Hem madem şu misafirhane-i dünyanın gayet Hâkim ve Kerim bir müdebbiri var. Hem madem ne iyilik ve ne fenalık cezasız kalmayacaktır. Hem madem “Allah kimseye gücünden fazlasını yüklemez.” (Bakara Suresi, 2.286.) sırrınca teklif-i mâlâyutak yoktur. Hem madem zararsız yol, zararlı yola müreccahtır. Hem madem dünyevî dostlar ve rütbeler kabir kapısına kadardır.  Elbette, en bahtiyar odur ki;  Dünya için âhireti unutmasın, âhiretini dünyaya feda etmesin, hayat-ı ebediyesini hayat-ı dünyeviye için bozmasın,  malayani şeylerle ömrünü telef etmesin,  kendini misafir telâkki edip misafirhane sahibinin emirlerine göre hareket etsin, selâmetle kabir kapısını açıp saadet -i ebediyeye girsin.”[2] Diye kabullenerek hayatımızı hidayet ile istikamete çevrilmesini Rabbimizden “Rabbimiz! Bizden evvelkilere yüklediğin gibi üstümüze ağır bir yük yükleme.”, samimi duası ile talepte bulunmalıyız.

Na’büdünün Rabbenâ mütalâaları devam ediyor, zira hayat devam ediyor, o halde duaya devam edeceğiz, inşaallah.

Mehmet Çetin

13.12.2011- Çiftehavuzlar-Çiğli-İzmir


[1] Fahreddin Razi, Tefsir-i Kebir c.6 sh. 108

[2] Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, sh. 118

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir