Peçenek Vadisindeki Su Değirmenleri

1960’lı yıllarda çalışır durumda olan su değirmenlerimizi kısaca hatırlayarak geçmişten geleceğe kısa malûmat nakledelim. Nakledelim ki ilçemiz tarihçesinde su değirmenleri ile bir taraftan rızkını kazanırken diğer taraftan insanlarımıza hizmet edenleri hayır ve rahmetle analım.

Hatip’in Değirmeni: Yöresel olarak “Hatıbın değirmeni” diye ifade edilen bu değirmen, Yalnızpınar (Mamalı) Vadisi’nden doğuya doğru yaklaşık iki kilometre ilerde sol tarafta yer alır.

Kör Talibin Değirmeni: Aliuşağı Köyü’ne giderken yolun sağ tarafında yer alırdı.

Baltalı Değirmeni: Şereflikoçhisar –Ağaçören yolunun kenarında Baltalı köyünün tam karşısındaydı.

Devekovan’lı Beyler Sülalesinin değirmeni: Devekovan’ın altında Devekovan’a giderken sol tarafta idi.

Fadıllı Değirmeni: Köyün alt kısmındaydı.

Kadın Höyüğü Değirmeni: Şimdiki Kadın Höyüğü ’nün doğu eteğindeydi.

İsmet Ekici bu bilgiye şu notu düşer: Halk arasında Kadın Höyüğü diye ifade edilmesi doğru değil, doğrusu Kadı Höyüğüdür. Orada Mükremin’in değirmeni vardı

Gaz Oğlu Değirmeni: Şereflikoçhisar’daki eskinin çarşı caddesinin E- 90’ a birleştiği yerde Yassı Ada’nın eteğindeydi.

İlk hatırlamada zihne gelenler bunlar. Ancak ilçeden Panlı yoluna girildiğinde doğuya doğru başka değirmen var mı idi, hatırlayan ya da bilenlerden rica ederiz.

Bu ricamızın ardından okuyucularımızdan gelen şu bilgileri de ilave edelim:

“Bu Değirmenlerde buğdaylarımızı çok öğütürdük. Değirmenlerden iki tanesi de Boğaziçi yolu tarafındaki kömür ocaklarının altında, Peçenek Çayının üzerinde, Panlı, Sarıyahşi yolu idi. Bunlar da su ile çalışırdı.” idi der, Ünal Bola.

Ancak İsmet Ekici ise şöyle tashih eder: “Panlı yolundaki Köprübaşı Değirmeni ve az ilerisinde Cevdet Kale’nin değirmenini unutulmuş. Köprübaşı Değirmeni, Ekici Mehmet Ağanın dışında, sonra bana ait oldu, çünkü babamdan kalmıştı, imar ettim.”

Hasanoğlan ’da Öğretmen Okulu arkadaşım Yaşar Baydar, Fadıllı ile Cıngıl arasında Ethem’in değirmeni vardı, diye not düşer.

Ali Dede Toprak değerlendirmesinde şunları yazar: Bir tanesi de şimdiki aile pikniğinin şehir tarafında idi. Bu yazınız çok hoş oldu, askerlik hikâyeleri gibi değirmen hikâyeleri de sohbet konularının başında gelirmiş. Köylünün, şehir ve diğer köylülerle irtibatında önemli bir vesile ve hatıra kaynağı olurmuş. Pek çok türkülere konu olmuş, pek çok atasözlerine kaynaklık etmiştir. İlk aklıma gelen birkaç tanesi; “Bu değirmenin suyu nereden geliyor? , “Oluk başında oynama, çark evine düşersin.”, “Buğday bitince, taş taşı yiyor.” (İşler kötü gidince bu ifade kullanılır), “Hak değirmende olur.” Gibi daha pek çok vardır. Bir de Ateş Değirmeni vardı, ilçemizde. Aynalı sokak ile Zafer İlkokulu caddesinin kesiştiği yerde.

Mustafa Çelik ise Ethem’in ve Nevruz’un Değirmenlerini bu yazıya ilave etmemizi hatırlatır, sağ olsun.

Bu hatıralık tespitlerimizi “Tebrikler ve teşekkürler güzel bir çalışma” ifadesiyle takdir eden eski belediye başkanlarımızdan İlhami Uzunöz ise “Mehmet, ufakta olsa bunu kitaplaştır.”, tavsiyesinde bulunur, teşekkürler hepinize.

Değirmenlerin Çalışması:

Su kaynağı ya da akarsu yakınına inşa edilen ve su gücü ile çalışan su değirmenleri, önceleri öğütme işlemi ile un ya da hayvan yemi elde etmek için kullanılmıştır. Fakat teknoloji ve sanayinin gelişmesine paralel olarak su değirmenleri günümüzde belirlenen maksat için artık kullanılmayıp çoğu yıkılmış ya da fiziksel olarak büyük hasar görmüştür.

Su değirmenlerinin çalışma prensibi potansiyel enerjinin önce kinetik sonra mekanik enerjiye dönüştürülerek hidrolik bir güç elde edilmesine dayanır.

Bu teknik bilgi sonrasında ilk hazırlık olarak yöremizdeki uygulamalardan bilgi verelim.

Akarsuyun ana yatağında itibaren değirmene kadar ark açılır ve suyun değirmenin oluğuna gelmesi sağlanırdı. Su ağzı ve karnı konik şeklinde geniş, dip tarafı dar bir oluğa on ya da on beş metre yukarıdan aşağıya dökülerek doldurulur. Oluklar ya beton kalıp dökümü ya da taş örme olurdu. Ancak taş örmelerin bile içleri beton sıvalı olurdu. Dar kısımdan hızla akan sular kinetik enerjiye dönüşerek çarkı çevirir. Suyun çarktaki küçük kanat ya da basamak görünümlü vurduğu yere boyra denir. Dönen çark, takılı olduğu çelik silindirik mili hareket ettirip mekanik enerjiye dönüşerek hidrolik bir güçle değirmen taşını döndürür. Dönen taşın altında bir taş daha vardı. İki taş arasında kalan tahıl öğütülür, un haline getirilirdi. Körelen değirmen taşı, keserle diş açılarak, dişlenirdi.

Taşın ön tarafında bir un havuzu ve üst kısmında da tahıl konan yerleri vardı. Değirmenler genelde genişti. Bir yana öğütülecek buğday çuvalları konur, bir tarafa da un çuvalları konulurdu. Harman zamanı, işler sekteye uğramasın diye arklar elden geçirilir, suyun akışına engeller kaldırılır.

İlçemizde, sadece Gaz Oğlu Değirmeni çatılı, diğerleri toprak damlıydı. Harman sonu değirmenlerin önü çok kalabalık olur, at ve eşek arabaları ve kağnılarla dolar taşardı. At ve eşek arabaları olmayanlar ise eşeklerin sırtında “seklem”lerle (kıl çuvallarla) getirirdi.         Öğütme işi, gelişe göre sıraya konulur. Değirmen, akşamleyin ıssızlayınca bazı uyanıklar, değirmenciye rüşvet vererek ön sırayı kapardı. Değirmenci, öğüttüğü tahılın şiniği ( tahıl ölçü birimi) başına veya çuvalına göre kendine “hak” alırdı. Bu, buğday veya undu. Sonraları paraya döndü. Çuvalla gelen olduğu gibi kelete denilen küçük torba ile tahıl getirenler olur.

Her köy kendine yakın değirmene giderdi. Ancak unu beğenmezlerse gelecek yıl değirmenlerini değiştirirlerdi. İşi bilen köylüler yıllık yiygi denilen kış için hazırlanan yiyecek ya da yemin hepsini öğütmez, azar azar öğütürdü. Çünkü zamanında tüketilmeyen un, acırdı.

Değirmenciler, müşterilerine “değirmen kömbesi” ikrâm ederler.

Bize bu bilgilerini ikrâm eden mahallî şairimiz Ramazan Şimşek Hocamıza bu hatıraların yenilenmesine vesile olduğu için teşekkür ediyoruz.

Mehmet Çetin

27.03.2019 Yeni Foça İzmir

 

 

 

 

 

 

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir