Kur’ân ayı Ramazan

Mehmet ÇetinPosted by

“Biz onu Kadir Gecesi’nde indirdik.”, ayetinden anlaşıldığı kadarıyla Kur’ân Ramazan Ayı’ndaki Kadir Gecesi inzal edildi.

Her ne kadar öncesinde, benzeri eğitimlerden geçmiş de olsa Resul-i Ekrem (asm), o gece Cebrail’i görmesi ve ardından da duyduğu ses karşısında müthiş irkilir, tariflerin pek fevkinde bir hâl yaşar.

Rabbi, Habibine karşı pek merhametlidir. Öncesi eğitimleri derken, ileride yüklenilecek peygamberlik vazifesine yetiştirilmek üzere Habibine (asm) çeşitli sesleri duyurur, yolda giderken ağaç, taş ona selâm verir. Bunlar peygamberlik öncesi harika olaylar anlamında irhasat olarak siyerde, peygamberin hayatında geçer.

Peygamberliğin tevdi edilmesi, Ramazan-ı Şerif ayında nazil olması vesilesi ile bu ay Kur’ân ayı olarak isimlendirilir. Ondandır ki bu ay, diğerlerinden ziyade olarak Kur’ân okunur, tahkik edilir, onun tefsirleri ile fazlasıyla meşgul olunur.

Kur’ân okumanın gayet ehemmiyetli olduğu pek çok ayet ve hadisler ile pekiştirilirken onun ile meşgul olmanın üç makamına da dikkat çekilir.

Evet, Kur’ân-ı Kerim’i, üç makamda okumak ya da dinlemek mümkündür.

Birincisi ve en önemlisi, Resul-i Ekrem’in (asm), Rabb-i Rahim olan Allah’tan o tebliğ emrini aldığı makamda, sanki misafireten bulunuyormuş gibi dinlemek veya okumaktır.

İkincisi ise iki hazret olan Hz. Resul-i Ekrem’in (asm), Hz. Cebrail’den, getirdiği ayeti aldığı, dinlediği makamda bulunuyormuş gibi dinlemektir.

Üçüncüsü ise en büyük tebliğ edici olan Resul-i Ekrem’in (asm) bizzat mübarek ağzından sahabilerin işittiği makamda gibi dinlemektir.

Okunan Kur’ân’ın bu üç makamda dinlemek mümkün ve menduptur, yapılması teşvik edilen bir davranış şeklidir.

Bahsedilen üç dinleme tarzında kalbin; okunan manalar ile hemhâl olması için, o hâller ve o manalar hakkında malûmat sahibi olmanın, gerçekten katkısının büyük olacağı tartışılmaz bir hakikattir.

Nübüvvet ( nebilik, peygamberlik) kürsüsünde bütün insanlığa Kur’ân’ın ayetlerinin tebliğ edildiği makamdaki hitabe, dünyevî ve arzî bir konum olup, bilinen ve yaşanan âleme ve içindekilere yapılan mana dolu olup, işte bu makamda dinlemek, insanı hakikaten dünya ve ahirete hazırlar, huzurlu kılar.

Resul-i Ekrem (asm) ve Hz. Cebrail’im teslim/tesellüm makamı ki naklettiği her ayet inzalinde gerçekleşmiş olup, emsalinin yaşanmadığı bir muhteşem manadır ki hayalen yaşamak, kalben hissetmek mümkündür.

Kab-ı Kavseyn makamı denilen, bir beşerin değil de Habibullah imtiyazına sahip Resul-i Ekrem Efendimizin (asm), Miraç’da yükselebildiği en nihayi makamda, Rabbi ile bizzat muhatap olduğu ve yetmiş bin perde arkasından Rabbi ile konuştuğu/görüştüğü bir makamın manasını, muhtevasını anlamak, yaşamak, hissetmek adına hayalî bir vaziyette misafireten dinlemek mümkündür, ikram-ı İlâhîyedir.

Elbette her okuma ya da dinlemede bu üç makamı yaşamak mümkün olmayacak. Hayatımızda bir defa bile olsa bu üç manadan birisini yaşamak büyük ve bitmez bir hazinedir. Zira ebede (sonsuzluğa) ait olan haller de sonsuzluğa (ebede) dâvetkârdır. Bu sebep ile denizden bir katre dahi olsa eline alan, o denizden bir parça ile beraber olmuş, buluşmuş, o fani hâli bâkîye (sonsuzluğa) çevirmiş olur, inşaallah.

Allah, beka sahibidir, Ona ait her şey bâkîdir,  ezelîdir.

Mehmet Çetin

11 Mayıs 2020 Yeni Foça İzmir

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir