Korkutan ve Düşündüren Boşanmalar

Başlık esasen “Sorumluluğu Hatırlatan Boşanmalar” olmalıydı. Sorumluluk derken, iman hizmetinde bulunanların cemiyetin aile hayatındaki nikâhın devamı konusunda olan sorumluluğu kastediyorum. Kastetmeye çalıştığım bir konu daha var, o da, imanımız nikâhın devamına bizi ısrar ve sabırla yönlendirmesidir. İman, nikâh konusunda bizi sorumlu kılar. Konuyu biraz açalım.

İman, bir kabul ve bağlanmadır. Ana bağ koptuğu zaman diğer menfaatlerin bağlayıcılık özelliği dayanıklı olamıyor. En küçük darbelerle sarsılarak biriken ufak kopuşlar, büyük kopuşu hazırlıyor. Arızayı temelde aramak, tamirdeki geçici zorluk ve sıkıntıların beraberinde çözümün ve tedavinin esastan olmasını netice verir. Aklın yolu birdir, o halde temelden almak akıllıca hareket olmalıdır. Temelleri yıpranmış binanın duvarlarına yapılan tadilatın, kökleri çürümüş ağacın dallarına yapılan aşının, hiç faydası olur mu?

İnsanın, hayatındaki ilk en mühim sözü ve sözleşmesi iman, diğeri ise nikâhtır. Bu iki söz, iki cihanı kuşatıcıdır. Nikâhın muhafız memuru tesettür, süsü evlattır. Evlat ise neslin devamına köprüdür. Nikâhın devamında üç esas çok mühimdir. Karşılıklı güven, samimi hürmet ve yine samimi sevgi, ailenin olmazsa olmaz üç temel direğidir.

Şimdi bütünüyle nikâha, imanın bir şartı gereği gibi bakılarak ibadet havası içerisinde devam edilmeli, derim. Bu iddiamızı da şöylece izah ederiz. Allah (cc), ve Resul-i Ekrem (asm) defalarca nikâhı emrediyorlar, ne kadar sıkıntıları da olsa bu noktadan icabet etmek ve tabi olmak genelde vaciptir ve ibadettir. Namazdaki hassasiyet gibi nikâhtaki hassasiyeti muhafaza etmek elzemdir, ta ki aile devam etsin. İbadetlerin müspet ve menfi olanlarını hatırlayarak hayatın iyi günlerini müspet, kötü ve sıkıntılı geçen günlerini ise menfi ibadet günleri saymalıyız. Bu bakış ve kabul ile devam eden hayatımızda “Bu da geçecek inşaallah” diye sabır isteyip sabrımıza takviye yapıp devam etmeli.

Yazın sıcak günlerindeki Ramazan orucu ile ferdi ve içtimai gelen musibetler ile tabii afetlerdeki hallerin her birisindeki sabrımız ile ibadete devam ettiğimiz gibi eşimiz veya evladımız ile muhatap olduğumuz sıkıntılara da ibadet sabrı içerisinde devam etmeliyiz. İşte bunun için nikâhı doğrudan imanımız ile bağlantılı olduğu bilgimizi tazeleyip, yeni gayret ve sabır için hem dua ve hem de takviye alıp, mümkün ise tamirle devam etmeliyiz. Duayı kendimiz için yaparken eşimiz, evladımız dost ve kardeşlerimiz için de yapmalıyız. Her, bir araya geldiğimizde bu manada sabır aşılayıcı ve kuvvetlendirici sohbetler etmeliyiz. Bütün bunları imanın gereği olduğu şuuru içerisinde değerlendirmeliyiz. Tekraren ifade ediyoruz ki bunlar ayet ve hadis ile tespit edilen konulardır. Helal kılınan ama istenmeyen davranış olan boşanmanın son çare olması ise, bahsimiz haricidir.

Ahirzamanın alametlerinden birisi de nikâhın azalıp, zinanın çoğalması gerçeği bizi gerçekten endişeye sevk etmekte. Bu noktadan hareketle özel ve genel ders ve sohbetlerde nikâha takviye yapıcı konular işlenmeli. Diğer ekonomik sebepler, dünyevi başka gerekçeler tali konulardır. Boşanmalardaki ekonomik, psikolojik, gibi imani olmayan diğer sebeplerin gerekçe olarak gösterilip nikâhın bozulması meselelerinin temelindeki iman konusu olarak boşanmaya bakmak istiyorum. Esasında imanın zafiyeti ile bu musibetin geldiğini cidden idrak etmeliyiz. Nikâhın sarsıldığı noktadaki iman incelemeye alınsa, o an etkisiz ve yaptırımsız bir durumunda, karşılaşılan musibete karşı ise dayanacak kuvveti sağlayamayan konumunda taklidi duruma düşmüş bir iman olduğu görünecektir. Amansız hastalığa iman ve moral ile karşı durup, sağlığına kavuşanların şahadetine gelinceye kadar sayısız şahitleri hatırlayalım, kuvvet alalım. Bu vaziyettekilere yardımcı olması ısrarla tavsiye edilen sebeplerin sadece sebep noktasında kaldığını, müessir ve etkili olanın kuvvetli bir imanî irade ile olduğunu güneş gibi ortadadır.

Hikmetin fazlaca rol aldığı dünya sahnesindeki sebepler perdesinin arkasında Müessir-i Hakiki olarak iman ettiğimiz Allah, gerçekten sebepleri yönlendirip vazife vererek hikmet dünyasında güzel isimlerini tecelli ettirerek, Şafi ismi ile şifa veren, Dâfi’ ismi ile defeden, Hâdî ismi ile hidayet veren merhametli Rabbimizden, Sabbâr ismi ile sabır vermesini istemeliyiz.

İbadete devam etmeye, asi olmamaya ve musibete sabrederek kullanacağımız bu sabrın mevcut nikâhımızın sağlıkla sürerek evlerimizin cennet numunesi yuva olarak olmasına dua etmeliyiz. Sözümüzle yaptığımız duayı “daha anlayışlı olmak” fiillerimizle, “bir hikmeti vardır anlayışı ile “ilk özür dileyen sevabı yakalar müjdesi ile “erkeklik anlayışındaki yanlış anlayışını tashih ederek, yuvanın devamının asıl erkeklik olduğu” nu anlamak ile aynı anlayışın ise “kadın dediğin sevgi ve şefkati ile sabrederek yuvayı yapan kuşun sabreden şefkatli kuş olduğu” nu anlamak ile ve ve bütün bunları samimi olarak, ihlâslı iman ile mümkün olduğunu bilerek icra etmeliyiz.

Boşanmaların iman cephesindeki sorumluluklarla kendimizi vicdani sorgulamaya davet ediyorum.

Mehmet Çetin

12.05.2013.Çiftehavuzlar-Çiğli-İzmir

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir