Korktuğum hadis

Kuyumcunun Notları

Baba mesleği kuyumculukta en fazla korktuğum konu faizdir. Zira beni tir tir titreten ve yıllardır dilimden düşürmediğim, fakihlerin emval-i sitte dedikleri altı mal hadisini hem unutamıyor ve hem de anlamak istiyorum. Anlamak istiyorum zira bu hadis, dünya ve ahiretimi doğrudan alakadar  eden konuya dikkatimi çekiyor.

Altı şey hadisi,  sayılan ve tartılan malın ticareti ile meşgul tüccarın istikamet pusulası. Bütün tüccar, iktisatçı ve fakihlerin hayran kalarak ifadenin zirvesinde billurlaşarak manayı en veciz ifade şekli ile arz ediyor. Muhteşem bir ifade, mucizâne bir tesbittir bu hadis.

Resul-i Ekrem’in (asm) işaret etmeye çalıştığım bu hadisini artık sizlere takdim edeyim: ““Altın altınla, gümüş gümüşle, buğday buğdayla, arpa arpayla, hurma hurmayla ve tuz tuzla misli misline, eşit ve peşin şekilde trampa edilir. Bunlardan farklı cinsler birbiriyle mübadele edilirse, peşin olmak şartıyla dilediğiniz gibi satış yapınız.”[1]

Evvela sayılan emval, her devirde beşerin hayatında esas olan ve diğerlerine vekil olarak sembol olan mallar. Bu malların sayılan ve tartılan mal olarak iki gruba ayrılabilme özellikleri de var. fakihler bu durumdan tevil ve tefsir çıkarıyorlar.

Hadiste Efendimiz (asm), bu malları farklı cinslerin mübadelesinde peşin  olmak şartıyla dilediğiniz gibi satın der. Hem farklı cins ve hem de peşin olma esasına dikkat çekiyor. Cins farklı değil de aynı olursa o zaman yapılması gereken husus ise misli misline olması esas şartı geliyor. Bu misli misline ifadesi eşit kelimesi ile de takviye ediliyor. Burada da yine peşin olma şartı bir kere daha tekrar ediliyor. Bunlar, hadisten düz mana olarak anlaşılanlar.

Hadise diğer manada yani  mefhum-u muhalifi manada bakacak olursak şu ifadeler dile geliyor. Aynı cinsi misli misline mübadele edilirken fark olursa faiz oluyor. Peşin olmayan altın mübadelesi ise esastan yasak ve sakat. Yani altının vadeli satışı caiz değil.

Hadis beni istikamete sokmaya çalışıyor. Ancak istikamete girmekte zorlanan ben, kuyumcu olarak bugün tezgahtaki uygulamalarımı hatırladıkça korkum ziyadeleşiyor. Misli misline olmalı yani eşit ve fark istenilmemeli.

Kullanılmış bileziği yeni bilezik ile mübadelede fark istersem para çekmeceye girmeden tezgahın üstünde faiz olarak haram kazanıyorum. İmdat sinyalim ilk işaretini feryat ederek vermeye başladı. Fakih hocalara müracaatımda ise, farklı cinse sokarak mübadele yap dediler. Sevinçle dönerek baktım ki zaten yaptığım onların dediği muamele imiş ama heyecandan unutmuşum bile hatırlamayı. Yani her iki bileziği farklı cinse çevirerek muamele yapma konusunu zaten yapıyorum. Eski bileziği paraya çevirip satın alıyor, yeni bileziği ise paraya çevirip satıyorum. Sıkıntının ilk merhalesini böylece atlattım.Fakat bitmedi daha atlattım derken sonrasını hatırladım.

Sonrası işlemde ise, atölye veya toptana yönelik alış verişte çoğu zaman para kullanılmaz. Kullanılsa bile işlem şöyle oluyor: Para ile alınan altın, bendeki hurda altın, toptan veya imalatcıdaki yeni altın hangi ayarda ise o ayarın milyemi ile çarpılarak hasa çevrilip işlem yapılıyor. Şimdi, toptan veya imalat hesaplamasını bu hadisin istikametine nasıl oturtmalıyım diyorum, başımı ellerimin arasına alarak.

Evet imalat-toptan hesaplamalarındaki farklı milyemlerin hepsi altın cinsinden maldır. Sadece milyem-ayar-işçilik farklılığı var. İşçilik yani emek bir haktır. Ticarette kâr bir haktır. Bu hakların muhafaza edilmesi ise bir başka haktır.

“Ayarları aynı olan altın türlerini bir cins kabul etmek gerekir. Meselâ; 22 ayar altınla 14 ayar altını birbirine denk sayma imkânı bulunmaz. Durum böyle olunca, 22 ayar 100 gram altına, 14 ayarın kaç gramı karşılık oluyorsa bunlar birbirine denk sayılmalıdır.”[2] Fetva veya hükmü bu konuda beni rahatlatıyor. O halde toptan hesaplarımda ayarların milyemini hasa çevirerek değer eşitlemesi yapmış olacağım Böylece bir başka fetvayı burada tatbik etmiş olduğumu anlıyorum O fetva da şu:

“Şimdi değer eşitleme tekniği var, buna göre eşit değerlerin mübadelesi  şer’i hükmün maksadına daha uygundur.”[3]Ve işçilik konusunda ise:

“İşçilik ücretinin ayrı tutulması şeklindeki uygulama, işçiliği de alınan ve satılan altına dahil ederek –hükmü kötüye kullanarak- değer bakımından eşit olmayan alım satımı (yani faizi) önlemek içindir. Doğru hesapla hak edilen işçilik  bedele katılırsa –şeklen öyle görünse de-  gerçekte faizcilik yapılmış olmaz.”[4]

Böylece aldığım ve verdiğim altınları işçiliği de dahil ederek hasa çevirerek eşitliyorum. Uygulamamızın verilen fetvalarla aynı olduğunu görünce sevindim.

Bu izahlar ile kortuğum hadisi artık hayatıma istikamet verdi. Ancak korkum her zaman devam etti. Zira bu mesleğim her an faizli muamelenin yapılmasına ve hatta farkında olmadan bile yapılmasına son derece müsait bir meslek olması sebebiyle korkum her an beni teyakkuzda tutuyor.

Nisan ayı sonunda Konya İlahiyat-İsav müşterekliğinde gerçekleştirilen sempozyum notları, kuyumculuk karnemin notları olarak hatıralarıma geçti.

Mehmet Çetin

27.04.2012-Konya


[1] Müslim, Müsâkât, 81; Ebû Dâvûd, Büyû’, 18; A. İbn Hanbel, V, 314, 320.

[2] D.İ.B.Güncel Dini Meseleler İstişare Toplantısı III, Prof. Dr. Hamdi Döndüren, sh.9

[3] Prof. Dr. Hayreddin Karaman e-maili.

[4] Prof. Dr. Hayreddin Karaman e-maili.

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir