Karabük Çeşmesi hatıraları

İlçemizin bir zamanlarında; önünden geçmediği, suyunu içmediği insanın kalmadığı, eskimeyen eski eserlerden birisi de Karabük Çeşmesidir.

Kendisini biliyoruz ama geçmişini bilmiyoruz. Karabük Köyü’nden getirilmesi sebebiyle isminin konulduğunu söylesek, o köyün çok uzaklarda olması bu iddiayı anlamsız kılar, doğru olmaz. Acaba, Karabüklü birisinin hayratı mı, desek? Karabük namında ya da lakabında biri(leri)nin hayır çeşmesi mi desek?

Her ne ise bilemedik gitti.

Bu bilgiyi yakalamak için rahmetli İbrahim Hakkı Konyalı’nın “Şereflikoçhisar Tarihi” kitabını iki sefer taradım, yok. Rahmetli Mehmet Yücel ve Muharrem Yücel’in “Bir Sancağın Öyküsü Şereflikoçhisar” kitabında sadece adı geçiyor.

Bu bilinmezliği, okuyucularımın hatıralarında hem aramak ve hem de yardım istemek niyetiyle kaleme aldığımız bu yazıya yapılan yorum ve değerlendirmelerinizle mümkün mertebe yaşayan büyüklerinize sorarak geleceğin arşivine bilgi taşımanızı istirham ediyoruz.

Eskiden garajdan inen ya da garaja giden yolun üzerinde olması sebebiyle özellikle yaz aylarında her içeni rahatlanan tatlı suyu, o hayrı yapanlara rahmet okutuyordu ki esasında bizim insanımız duacıdır.

Sadece içmekle kalmıyor, civarındaki insan, hayvan ve bitkilerin de ihtiyacını karşılıyordu. Yukarıdan aşağıya gelen sel sularıyla yıllarca muhatap olan Karabük Çeşmesi, arka tarafındaki azıcık gölgesiyle de serinletirdi.

Yukarı çıkarken yolun sol tarafında kunduracı Topaloğlu Hakkı’nın dükkânı vardı. Oğlu Hürriyet Doğan mahalle arkadaşımızdır, sağlıklı ömürler dilerken taksicilere selam ediyorum. Kunduracı Recai Güçlü’yü de bu sıra dükkânlarda hatırlayalım.

Çeşmenin üst tarafından garaja kadar sağlı sollu baraka dükkânlar vardı ki hatırlayabildiklerimiz sıralayalım.

Kuru Fasulye yemeğiyle meşhur olan lokantacı Kerim Usta unutulmamalı. Arzuhalci, zücaciyeci, lokantacı gibi mesleklerin yanı sıra yolun kenarına tezgâhını koyan küçük esnafı da hatırlarız.

Öncesinden rahmetli Gazeteci Muharrem Amcanın kulübesi yanında dört tekerlekli arabasıyla kasetçilik yapıp sonradan bu yola yine tekerlekli kulübesiyle yerleşen köfteci Hayrettin’i anarak başlayalım. Hemen karşısında berber Raşit Altındağ Usta ve kalfası berber Atak Ayan ile Raşit Ustanın oğlu Üçler çok yakın arkadaşlarımızdır. Berberlere Fevzi Emiroğlu ile Asilbey Altındağ’ı da ilâve etmeliyiz.

Hemen her eski yapı kısmen de olsa restore edilir, yenilenir, tadilat ile hizmeti sürdürülür, uzun ömürlü yapılır. Bu işlemler yapılırken eski eser vasfını bozmadan, geçmişin hatıralarını sarsmadan, mazinin izini silmemeye, tahrip etmemeye özen gösterilir.

Peki, bu yöneticilerimizin hiç mi aklına gelmez ki şu yaşlı Karabük Çeşmesi’nin de sağını solunu elden geçirelim, varlığını muhkem, hizmetini uzun ömürlü kılalım. Eğer plânlarında var ise teşvik ediyor, rica ediyoruz. Yapanlara da teşekkürler, dualar ediyoruz.

Aman ha! Bu çeşmeyi yıkıp da yerine ne yaparsanız yapın, göklere yükselen hizmet abidesi de yapsanız, Karabük Çeşmesi’nin yerini dolduramazsınız, o akan suyunun hatırasını, hayrını heder ettiğinizle kalırsınız, desem de aldığım bilgiye göre çeşme bizim bildiğimiz yerinden yan tarafa alınmış. Bir üst paragraftaki temennilerim de boşa çıktı.

Üzüldüm!

Adamlar, ağacı kesmemek için yolu ortadan bölüyorlar, biz bir tarihî eserimizi… diyeceğim, lâf çoğa varacak, neyse.

Karabük Çeşmesi kaynaklı hatıralarınız bol olsun.

Mehmet Çetin

19.08.2018 Yeni Foça İzmir

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir