İstemeyerek kısmen dinledim

Mehmet ÇetinPosted by

-Aynı kaynaktan beslenerek farklı düşenlerin kulakları çınlasın!

Evet, hakikaten istemeyerek kısmen şahit olduğum bir görüşme, beni doğrudan kalb dairesindeki muhasebeye sevk etti.

Her iki konuşan doğrudan iman ve Kur’ân hizmetinin selâmeti için değerlendirmelerde bulunuyor, her ikisi bu zaviyeden kendi yaklaşımlarını ortaya koyuyor ve işin ilginci de her ikisi aynı kaynaktan nakiller yapıyordu.

Yaşını almış, hayattan tecrübeleri olan, hizmetin kenarında değil içinde olan, konulara duygularından ziyade aklı ile yaklaşan, nakillere takılmayıp aklı ile hükmeden insanların farklı farklı değerlendirme ve yorumlarda bulunmaları, işlenen konuya getirdikleri çözümlerin farklı olması, muhtemel gibi gözükse de birbirlerinden ayrıldıklarında, sohbeti sonlandırdıklarında kucaklaşarak kalkamıyor, samimiyetleri kırık, uhuvvetleri sarsılmış ayrılıyorlar ki yanarım da buna yanarım.

Müşavereyi, musahabeyi, muhasebeyi, muameleyi, mübadeleyi adam gibi yapamaz mıyız? Bunun itidalli ve muvazeneli bir üslûbu yok mu?

Hem, bu şekilde kırıcı, üzücü, aşağılayıcı, istihzalı, ötekileştirici konuşmalardan ne hâsıl oluyor ki, öfke ve gayz boşalımından başka?

Muhabbet etmesini beceremiyorsanız bari adavet etmeyin!

Mü’minler arasında ayrılığa, bölünmeye, başkalaşmaya, kin ve düşmanlığa sebebiyet veren tarafgirlik, inat, haset ve sahiplenme duygularının hatalı kullanımı insanlık, İslâmiyet, hakikat, şahsî hayat ve cemiyet hayatınca son derece zararlıdır ve zulmün kaynağıdır.

Siyasî sohbetler, sınıfta kaldığımız konuşmalardır. Hele bir de muvazenesiz, tahkiksiz, tarafgîrâne sözler, bütün bütün yaralayıcı, ötekileştirici ve uhuvveti ifsad edici muamelelerdir. İnsanımızın en rahat konuştuğu konular din ve siyasettir. Bazılarının kısmen tedbiren “bana göre” diye çerçevelemeye ihtiyaç hissetmeden geneli hakkında ahkâm kesmesi içler acıtıyor. Sonra ardından “biz adam olmayız” diye noktasını koyuyor.

Bu problem, toplumun huzurunu, birlik ve beraberliğini sarsan en ciddi konulardandır. En küçük aileden, ülke geneline varıncaya kadar bütün alanlarda kanayan bir yaradır.

İnsan bildiği konuları konuşmalı, onu da tedbiri elden bırakmadan temkinli olmalı, hata yapma ihtimalini yabana atmamalı. Uhuvveti en fazla zedeleyen siyasî mevzulara mümkün olduğu kadar girmemeli. Girilecek ise de seviyeli olmalı, ısrarcı olmamalı, tebliğ düzeyinde, prensipler dile getirilmeli. Prensipler düzeyindeki konuşmaların daha yapıcı, bütünleştirici ve müsbet neticeler verdiği unutulmamalıdır.

İman Kur’ân hizmeti için gayret edenlerin, günlük siyasî mevzulara muvazenesiz girmesi meslek ve meşrebine münasip düşmemektedir. Mütedeyyin insanın; siyasî fikrine muhalif salih kardeşini tekfir derecesinde tezyif ettiren muvazenesiz siyasî tartışmaları maalesef pek çok zararına sebeb olmaktadır.

Sonra da kalkıyor, uhuvveti anlatıyor, anlaşılır ve kabul edilebilir değil!

“Sakın sakın! Dünya cereyanları, hususan siyasî cereyanları ve bilhassa harice bakan cereyanlar sizi tefrikaya atmasın!

Mehmet Çetin

29.09.2019 Yeni Foça İzmir

 

One comment

  1. Av. Yakup Alkan’ın yorumu
    Siyaset, ah siyaset; sen ne kadar lezzetlisin ki İnsanımız bu sofraya oturunca kalkmak bilmiyor. Tarafgirlik inatlaşmayı ve neticesinde kırıcı sözlerin söylenmesini netice veriyor. Tebliğ maksadıyla söylenen söz bile tepkiye sebep oluyor. Bilhassa aile içinde sıkıntılar yaşanıyor vesselam…

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir