İstanbul Sözleşmesi’nin sebep olduğu tartışmalara doğru

Mehmet ÇetinPosted by

İstanbul Sözleşmesi’nin dördüncü maddesi olan “Temel haklar, eşitlik ve ayrım gözetmeme” üst başlığın altındaki üçüncü maddede geçen “cinsel yönelim” konusu temel hak olarak kabul edilir ve onlara da “cinsel kimlik” tanınır ve dahi bunu da “ayrım gözetmeme” ana başlığı altına alınarak kadın haklarını koruma şemsiyesiyle dayatılarak yasalaştırılırsa, olacağı bu idi!

Başka ne bekleniliyordu ki?

Evet, İstanbul Sözleşmesi 6284 sayılı yasa ile yasalaştıktan sonra ve o bir kısım hukukçunun bu ve belki de başka ilgili yasaya dayanan hareketleri görünüşte yasal görünürken bu sözleşmenin bumerang gibi geri döneceğini söylemek de kehanet olmasa gerek.

Ki Allah beterinden saklasın, âmin.

Sosyal devlet olmanın içerisinde bu devleti teşkil eden insanların umumi manada varlık, sağlık, nesil, ahlâk, inanç, hürriyet gibi ana değerlerin korunması da vardır. Bu esastan hareketle devletin en üst kademesinden sade vatandaşına kadar herkes bu noktada hak sahibi olduğu gibi, irade beyanı sahibidir de.

Diyanet İşleri Başkanı, en sağlam kaynaklara istinad ettirerek gecikmiş irade beyanını nihayet verdi, tebrik ediyoruz. Başkanın ifadesine üst kademelerden desteğin çıkması her ne kadar usûl noktası tartışılmaya muhtaç olsa da elbette takdire değer iradelerdir ancak esasen buna kamunun da hukukî çerçevede daha çok sahip çıkarak, böylesine mühim konunun ideoloji ve siyasete alet edilmemesini ciddi manada ders vermesi, ikaz etmesi gerekir.

Söz konusu cinsel yönelim, tarihin hangi sahnesinde zuhur etti ise lânetlenmiştir. Belâ ve musibetlerin âdeta dâvetçisi olmuştur.

Cemiyet içerisindeki bir kısım gayr-ı ahlâkî sapmalara takılanların bir şekli ile ıslah edilerek kazanılması gerekir. Hukuk herkese lâzım iken, cemiyet içerisindeki bir kısım gayr-ı ahlâkî sapmalara takılanlara sözde hukuk verilmesini suiistimal edercesine iç siyasete malzeme yapılması doğrusu hukuku da kurumu da şaibeli hâle sokar.

Akıl ve bilim, fıtratın gerçeklerine şahitlik eder ve etmelidir. Fıtraten sakıncalı olan davranışa hukukî kimlik kazandırılmaya çalışılması akıl ve bilime de ters düşer. Hürriyetin özüne de aykırıdır ki kendi hürriyeti, yanındakinin hürriyetine zarar verdiği noktada sınırlanır, kaldı ki o çirkin davranış kendine de zarardır ve bu noktadan da özgür bir davranış modeli değildir ve olamaz da. Dolayısıyla bu zararlı modele kimlik aramak, kimliksizliği dâvet etmektir. Hukuk, ahlâk ve hürriyet bu noktadan fevkalâde ehemmiyetli ve uğruna kanların döküldüğü, canların feda edildiği değerlerdir, hiçbir şeye alet edilmemelidir.

Bu hassasiyete en fazla hukukçuların sahip çıkması beklenirken ve çoğunluğu sessiz kalırken bir kısım hukukçuların ayrımcılığın körüklendiği iddiasında bulunurken ayrımcılığın kendisini fiilen dile getirmesi ibret vericidir.

Doğruya sahip çıkmak gecikir ise, yanlışa sahip çıkan cesaret alır.

O bir kısım hukukçular; haklarını savundukları ahlâksızlardan birisinin, kendi yakınına çirkin teklif ya da davranış ile karşısına geldiğinde acaba aynı sahip çıkmışlığı gösterirler mi? Elbette ki hayır! İşte kendi fıtratı bu çirkinliği reddederken onların sözde hukuklarını savunmak neyin nesi o zaman?

Toplumu alâkadar eden konulara, kin ve nefrete sebep olmadan, kutuplaştırma ve ayrışmaya düşürmeden kendi mecrası ve hukukun çerçevesi içerisinde seviyeli bir tartışma, görüşme ile çözüm aranmalıdır. Mecliste vekiller, kamuda herkes…

Ahlâkî değerleri önceleyen çare ve çözüm, toplumdaki birlik ve beraberliğe çimento olacaktır.

Toplumdaki tarafgirliğin böylesine uygulanmasına sebep olanları nedamete, hatadan dönmeye dâvet ediyoruz. Yol çok uzamadan, belâlar çoğalmadan, desti kırılmadan.

Mehmet Çetin

28 Nisan 2020 Yeni Foça İzmir

2 comments

  1. Sevgili kardeşim Mehmet Hoca,
    İdarecilerimiz zaten bizlere sormadan imza atmışlar ve imza atacaklar yeni yeni anlaşmalara,asla bu anlaşmaya neden imza attı diye eleştiremem, asla da bu insanları kınayamam,iyi diyemem,bu bir hastalıktır, not, bir Türk doktor bu bir hastalıktır dediği için görevden alınmıştır, Almanya’da. Halbuki geçmişte hastalık olduğu kanıtlanmıştır, erkek yada kadınlar lezbiyen ilişkiler hastalık dendi. İlim adamları siyasetçiler bir orta yol mu bulurlar yoksa tedavimi ederler,bir çaresi vardır herhalde,ama sanmıyorum artık geri adim atılmaz. Bu insanlar haddinden fazla, ülkemiz bu imzayı boşuna atmadı, Avrupa’da siyasi birlik anlaşmalar, Avrupa Birliği, insan hakları, ekonomik ticaret bir sürü anlaşmalarımız var, bu Birliğin içindeyiz, AKP, 20 senedir ülkemize hizmet etti, büyük bir başarı kazandı. Kolay değil hiç devrilmeden seçim kazanmak, ayrıca eğer bu gibi insan hakları ile ilgili yasaları geri çekerse,Avrupa Birliği anlaşmaları askıya alır, ticaretimiz yok olur, ülkemizin zenginliği bu Birliğe bağlı, rahmetli Özal’ın uzun ince bir yoldayız, diyerek girdiğimiz Birlik önümüzü açtı. Bugünkü zenginliğimiz bundandır, bunları, yok sayamayız, bugün Almanya’nın Dış İşleri Bakanı gay diyorlar,bir çok alanda varlar, yok denemez,ilim adamları siyasetçiler oturup bir yol bulmalı ama o insanları öldüremezsin yok sayamazsın,tarih boyunca lanetlenmiş öldürülmüş ama yok olmamıştır.
    Selam ve sevgilerimle. Hayırlı Ramazanlar, Allah’a emanet olun.

  2. Rafet Kalyoncu’nun yorumu
    Vealeykumselâm

    Allah razı olsun
    Güzel şeyler yasmışsınız.. bunlar doğru fakat malumunuz bu sözleşme bir sonuçtur, başlangıç değil..
    Yani Avrupai hayat tarzını benimsenenin sonucu..
    Türkiye bu yola Tanzimatla girdi M.Kemal pekiştirdi.. Ondan sonra gelenler sağcısı solcusu ile bu yolu istese de istemese de sürdürmeye mahkûm idi..
    Hatta bizim nurcular da üstadın Avrupa ikidir sözünü yanlış yorumlayarak batılılaşma kervanına katıldı..
    Öyle ki gazetemizde AB eşittir asr-ı saadet benzetmeleri yapıldı..
    Kısacası, akp başlangıçta paçayı kurtarmak için takiye ile onların dediğini yaptı.. şimdilerde umurlarında değil..
    Akp gitse chp gelse zaten onların kıblesi Avrupa.. dp gelse onlar da zaten programlarına koymuşlar..
    Bize de ancak işin hikâyesini dinlemek kalıyor; yani keferenin çağdaş uygarlığa yükselme hedefi hakkındaki..

    Selâm ve muhabbetle

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir