İşittik ve kabul ettik!

Na’büdü Mütalâaları-17

Meyve Risalesinin Dokuzuncu Meselesinde işlenen  “Amenerresulü…” diye başlayan Bakara suresinin 285. ayetindeki “Rabbenâ!”[1] nidası adeta davet ederek,  manama dikkat et! demekte. Ayette sıralanan iman esasları ki Allaha, meleklere, kitaplara ve peygamberlere iman esası olarak dördü burada zikredilmiş, diğer ikisi ise başka ayetlerde geçmekte. Bu ayet; müslümanın, iman esaslarını, sıralaması ile beraber diğer kitap ve peygamberlere bakış açısına istikamet getirmesi noktasından da gayet ehemmiyetlidir.

Merhum ve muazzez Üstadımın, bu ayetin tefsirine girerken kullandığı “ayet-i ecma” ifadesi bu tespitimizin istinat noktasıdır. “ayet-i ecma”, en cemiyetli ve her şeyi içine alan ayet, manasınadır. Hatta devamında (ayet-i) “âlâ ve ekberin bir külli nüktesi”[2] tamamlayıcı ama te’kid sanatını kullanarak manayı kuvvetlendirici, takviye edici kelimeleri sıralar.. Beraber olunca; ‘çok yüksek, en büyük ve her şeyi içine alan ayetin külli nüktesini beyan etme’ manası anlaşılır.

Beyan edilen sualin evvelinde, “dehşetli manevî sual ve bir azametli ve İlâhî bir nimetin inkişafından neş’et eden bir hâl sebebiyet verdiler” ifadesi ile manen ruha gelen suali dile getirir: “Neden bir cüz-ü hakikat-ı imaniyeyi inkâr eden kâfir olur ve kabul etmeyen Müslüman olmaz? Hâlbuki Allâh ve ahirete iman, bir güneş gibi o karanlığı izale etmek lâzım geliyor. Hem neden bir rükün ve hakikat-i imaniyeyi inkâr eden mürted olur, küfr-ü mutlaka düşer ve kabul etmeyen İslâmiyet’ten çıkar? Hâlbuki sair erkân-ı imaniyeye imanı varsa, onu küfr-ü mutlaktan kurtarmak lâzım geliyor.”

Bu suallere fevkalâde ikna edici cevabı, Meyve Risalesinin Dokuzuncu Meselesinde verir. Okuyucumuzu oradan, kaynağından, lütfen okumaya havale ederken ilk cümlelerindeki ifadeleri mealen ve kısaca okuyalım: İman, altı rüknünden çıkan öyle vahdanî bir hakikattir ki, ayrılık kabul etmez. Öyle bir bütünlük ki parçalanmayı, cüz ve kısımlara ayrılmayı kabul etmez. Çünkü her bir iman esası kendini ispat eden delilleriyle, diğer iman esaslarını da ispat eder.

İşte iman esaslarının sıralandığı mezkûr ayetin içerisinde geçen “Semi’nâ ve ata’nâ” (işittik ve itaat ettik) manasındaki ifadede bulunan  “nâ” zamiri “Nâ’büdülü Mütalâamızın” konusu olmaya devam ediyor.

Bu ibare, bir önceki ayetin tefsirinde de konu edilir. “Siz, içinizdekini açıklasanız da gizleseniz de, Allâh onunla sizi hesaba çeker. Sonra, dilediğini bağışlar, dilediğini de azablandırır. Allâh her şeye hakkıyla kadirdir.” ayetinin inzalinin hemen ardından önde gelen sahabelerden Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Abdurrahman İbn-i Avf, Muâz (ra) ve bazıları; “Ya Resûlalah! Biz, güç yetiremeyeceğimiz amellere mükellef tutulduk. Çünkü içimizden birisi, kalbinde yer almasını istemediği şeyleri hatırından geçirebilir. Üstelik o kimse dünyadadır…” derler. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (asm): “Belki de sizler İsrâiloğullarının  ‘İşittik, ama isyan ettik.[3] dedikleri gibi demek istiyorsunuz. Sizler “İşittik ve itaat ettik” deyiniz.” der.

Bu ağır cevabın ardından bir yıl sonra Rabbimiz Bakara’nın 286 ayetinde müjdeyi gönderdi: “Allâh, hiçbir kimseye gücünün yeteceğinden başkasını yüklemez.” [4]ayeti rahatlattır ümmeti.

Ve Resul-i Ekrem’in (asm) dilinden şu incilerin dökülmesine vesile olmuştur: “Allâhu Teâlâ, yapmadıkları veya onu söylemedikleri müddetçe ümmetimin, nefislerine söylemiş oldukları şeyi bağışlamıştır.”[5]

Mehmet Çetin

09.10.2012. Çiftehavuzlar-Çiğli-İzmir


[1] Ey Rabbimiz! 285. Ayet Külliyatta 13 yerde geçmektedir. Bak. Risale-i Nur Külliyatı’nda Geçen Ayetler, Mehmet Çetin, sh. 132

[2] Şualar, sh. 371,

[3] Nisa, 46

[4] Ayetin bu kısmı orijinal olarak Risale-i Nur Külliyatı’nda geçmemekte. Sadece tefsiren çok yerde geçmektedir. Bak. Risale-i Nur Külliyatı’nda Geçen Ayetler, Mehmet Çetin, sh. 132

[5] Fahreddin-i Razî, Tefsir-i Kebir, c.6, sh. 74

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir