İhlası Yusuf (as) ile anlamak

Üstadın ifadesiyle; yüzer günahın hücum ettiği bir zamanda imanlı olmak ve kalmak; bununla beraber takva ve amel-i salihi muhafaza etmek ve bütün bu hasletlere ruh veren ihlaslı olabilmek; bir mü’min ve hassaten –inşaallah-Nur Talebesi olarak, en zorlandığım ama fevkalade de ehemmiyet verdiğim bir ana davamdır.

Yüzer günah; artık, son günah değil sonsuz günah olarak davetçileri ile hücum etmekte. Dışarısının günahla dolu olması ayrı bir konu ama, esasında içerisi dışarısından daha fazla günah beslemekte. Zira dışarıdaki günah bir derece iradem haricinde olduğu için mizanda, Rabbimin huzurunda hesap verirken tabiri caiz ise savunabilecek bir takım gerekçelerim belki olabilirdi. Ama evimin içerisinde ve hemen pek çoğu iradem dahilinde olan işlediğim günahlar konusunda hangi gerekçeyi öne sürerek affımı isteyeceğim, doğrusu Rabbimden utanıyorum.

Hapishanede ve orada bulunmanın getirdiği sıkıntılar içerisinde bulunan ve zaten bir imtihanda olan Hazret-i Yusuf (as), bu defasında daha büyüğü ve ifade yerinde ise daha vurucu olanı ile muhatap olacaktı. Esasında onun şahsında beşeriyet imtihan edilmekte idi. Diğer taraftan Züleyhalar da imtihanını verememekte idi.

Cemal ve kemal sıfatlarını şahsında azam derecede tecelli ettiren Rahîm, Hafîz ve Kerîm olan Rabbi, vukuatı ayeti ile şöyle anlatır:

“Doğrusu, hanım ona sahip olmayı iyice aklına koymuş ve buna yeltenmişti de. Eğer Rabbinin burhanını görmeseydi o da kadına meyledecekti. Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Çünkü o, ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandı.” (Yusuf, 12/24)

Ayetinde Rabbimiz O’nu (as) muhafaza ettiğini ifade ediyor. İsmet nebilik sıfatı ile günah işlemekten masun olan Hazretin, bir beşer olarak Züleyha’ya bir an meylettiği, ancak Rabbinin yardımıyla ve burhanı ile günahtan içtinab eder, sakınır ve o meşhur duasını yapar. Bir insan olan Yusuf ‘un (as), fıtraten kadına meyletmesi onun beşeriyetinin en tabii özelliğidir. Meyletmemesi zaten fıtrî rahatsızlıktır. Ancak irade dışında olan ama yanı sıra meşru olmayan bu meylini insan, cüz-i iradesi ile haram sınırlarından uzaklaştırıp helal dairede tatminine bakmalıdır. İşte Hz. Yusuf’un (as) iffeti ile sahnelenen bu imtihandaki burhan hakkında değişik rivayetler var.

Kiramen katibinin O’na gözükmesi rivayetlerden biridir. Diğeri, babası Yakub’un (as) sureti ile ikaz etmesidir. İlhamen Rabbi, muhafaza altına alarak, ihlaslı kullarını koruyacağını ayetleri[1] ile vaadetmesi ise bir başka rivayet. Hadis ile sabit olan bir ikazcının onu uyarması hatırlanan rivayetlerden biri, ki bunu günah karşısında kaldığımızda vicdanımızın haykırdığını, “Yapma!, Bir öpmekte batma!..” sessiz ikazları ile ziyadesi ile yaşamışızdır.

Haram bütün kuvvetli cazibesi ile Hz. Yusuf’u (as) davet eder. O ise ihlasına dayanarak bu haramdan içtinab eder. Haramdan çekinmek ile ihlaslı olmanın ne alakası vardı? Buradaki ihlası yıllardır anlayamadım ve hep anlamak istemişimdir de. Bediüzzaman Hazretlerinin ifadesi ile kemal manasını bulan “Amelinizde rızâ-ı İlahî olmalı.” tavsiyesi, yıllar süren sualime cevap oldu. Ama hâlâ anlamak ve dualarımın lisanı ile yaşamak istiyorum.

Üstad Bediüzzaman İhlas Risalesinde Hz. Yusuf’un bu haramdan içtinabını ihlas dersi olarak takdim etmekte. Nefs-i emmare olan nefsin her nevi günahı işleyebileceğini bizi aldatabileceğini, enaniyetin de destek olacağını ikaz eder.

İhlas, Allah’ın emrettiği için yapılması veya yapılmamasıdır. Rabbimizin bizi gördüğüne iman ederek hareket etmektir. O imtihan sahnesinde Rabbi, Yusuf’a (as) “Harama yaklaşma!” dedi  ve “İhlasa erdirilen” Yusuf ise haramdan kaçıp, uzaklaşarak kapıya gitti. İşte Hz. Yusuf’un (as) ihlası bu idi. Haramı yasaklayan Rabbi’nin emri ile uzaklaşması ihlasın ta kendisidir. İşte bu idi yıllardır aradığım cevap. Demek ihlası ile yani Rabbinin rızasını gözetmesi ile kurtulmuştu. O halde evde-dışarıda haram ile karşılaştığımda Rabbimin yasaklaması benim sakınmamın, içtinabımın ruhu ve muharriki olmalıdır.

Bütün rivayetler doğru olmakla beraber, Üstadın konuya ihlas noktasından bakması mes’eleyi toplayıp beşerî en hassas konuyu insanın önüne koyar. Hayattaki bütün işlerimizin imandan sonra takvanın esas alınmasındaki tavsiyesinin altındaki sırrı yine ihlasda aramak gerekir. Allah’ın (cc) yap dediklerini yap; yapma dediklerinden sakın. Bir diğer ifade ile ihlas. Takvanın devamındaki amel-i salihin ruhu ihlasdır.

İtaat ve içtinabda, Yusufvari ihlası arama, bulma ve uygulama yolunda gidenlere selam olsun.

Mehmet Çetin

10.10.2011- Doğanbey-Beyşehir-Konya


[1] (Hicr, 15/40; Sad, 38/83)

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir