İhlâs Risalesi neye hazırlar?-2

İhlâs Risalesi Okumaları 5

Birinci İhlâs Risalesi olan Yirminci Lem’a’nın İkinci Sebebi’nde beşinci emir olarak şu ifade yer alır:

“Hem ehl-i dalâlet ve haksızlık, tesanüd sebebiyle, cemaat suretindeki kuvvetli bir şahs-ı manevînin dehâsıyla hücumu zamanında, o şahs-ı manevîye karşı, en kuvvetli ferdî olan mukavemetin mağlûp düştüğünü anlayıp, ehl-i hak tarafındaki ittifak ile bir şahs-ı mânevî çıkarıp, o müthiş şahs-ı manevî-i dalâlete karşı hakkaniyeti muhafaza ettirmek,”

Yirminci Lem’a’nın girişinde “bu müthiş zamanda ve dehşetli düşmanlar mukabilinde ve şiddetli tazyikat karşısında ve savletli bid’alar, dalâletler içerisinde bizler gayet az ve zayıf ve fakir ve kuvvetsiz olduğumuz halde” diye tavsif edilen vaziyet ile  yukarıdaki Beşinci Emir arasında bir manada tetabuk (uygunluk) var.

Fitne ve ifsad ehli, bir ve beraber olmalarından gelen dayanışmanın getirdiği imkân ve büyük kuvvetiyle ve kurnazca organize olmuş vasıflı hüviyetiyle saldırısı zamanında, ona karşı en kuvvetli ferdî olan mukavemetinin, o teşkilatlı kuvvete karşı yetersiz kalacağını anlayıp, ehl-i hak ile ittifak yaparak, dinsizliğin o müthiş saldırısına karşı, hakkaniyeti muhafaza ettirmenin yolunun ihlâs kuvvetinden geçtiğini Bediüzzaman Hazretleri, İhlâs Risalesi’nde anlatır.

İhlâsın, “en büyük bir kuvvet” olarak vasıflandırılması hususu, ihlâs tarihinde sayısız tatbikli delilleri ile vardır, yaşanarak uygulanmışlığı mevcuttur.

Evet, kuvvet haktadır ve ihlâstadır. Haksızlar dahi, haksızlıkları içinde gösterdikleri ihlâs ve samimiyet yüzünden kuvvet kazanıyorlar.
Üçüncü Düsturda zikredilen-ve sırası gelince işlenecek olan- “Evet, kuvvet hakta ve ihlâsta olduğuna bir delil, şu hizmetimizdir. Bu hizmetimizde bir parça ihlâs, bu davayı ispat eder ve kendi kendine delil olur.”

Üstad, önceki hayat döneminde çok daha fazla yardımcıları olduğu halde, şimdiki imkânsızlıklar içerisinde, eski hizmetten fazla muvaffakıyeti gösteren kuvvetin ihlâstan geldiğine şüphesinin kalmadığını da teminat göstererek ifade eder.

İhlâsla yapılan hizmetin büyük bir kuvvetle yapılan işlerden ziyade bir tesirinin olduğu, kuvvetinin etkisi yaşanan vakıalarla tesbit edilmiştir.

Allah rızasını kendisine esas maksad kabul ederek hizmet eden Allah’a muazzam teslimiyeti ile bütün isim ve sıfatlarını arkasına alarak bitmek bilmeyen bir kuvvet ve moral buluyor. İhlâsla hareket edenin, dünyevî uhrevî hiçbir menfaati hedef ittihaz etmeden doğrudan Allah rızasına sırtını dayayarak Allah’ın kuvvet ve rahmetine, şefkat ve merhametine hayatıyla yaşayanların en başında Resul-i Ekrem Efendimizin (asm) ta kendisi bu konudaki en büyük numunedir.

Enfâl Suresinin 46. Ayetinde ihtilâfa düşülerek kuvvetin elden gideceği vurgulanırken 65. ve 66. ayetlerinde ise hakta sabırlı olanın kat be kat güçlü kuvvetli olacağı vurgulanır.

İnsanın; hususî âleminde ihlâsı gaye edinerek, önündeki engellere karşı kuvvetli olduğu gibi, ittihad etmiş az kişinin ihlâsla gayelerine yürümeleri onlara, onların bile farkında olmadıkları tarifi imkânsız bir kuvvete sebebiyet verir.

Bir şeye dokunmak, yaslanmak ondan yardım görmek demektir. Mü’min, en sağlam dayanak olarak ihlâsı görür, samimiyetle Allah’ına dayanır ve O’nun rızasını esas maksad yaparak hareket ederse, Rabbinin de kendisine yardımcı olacağına inanır ve bu bağ ile tükenmez bir kuvvetin arkasında olduğunu görür, yaşar ve ümitle harekât ve hizmetini yapar.

İşte ihlâs Risalesi bizi bu manalara hazırlar.

Mehmet Çetin

11.11.2018 Yeni Foça İzmir

 

 

 

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir