Hayata İstikametten Anladığımız

“Said Halim Paşa’yı Bediüzzaman İle Anmak”[1] başlıklı yazımızın sonundaki aşağıya aldığımız dua cümlelerimiz bu yazıyı kaleme almamıza sebep oldu.[2]

“Said Halim Paşa’yı, vefat yıldönümünün ardından, Üstadım ile hatırlarken hayatımda belki bir defacık muhtemel fırsatlar konusunda dikkatli olmayı ders çıkarıyorum. Muvazene ve muhakemeyi dikkatli yapmalıyım. Dünya bütün tantanası ile masum tekliflerle bile bizi yanıltmamalı. İman hizmetinin selâmeti için dünyayı terkeden, ona kalbini bağlamayan Üstadımın, dünyalığın zirvesine çıkmış ehl-i iman ve ehl-i ilim karşısında verdiği bu fiilî cevap, istikbale numune bir duruş olarak intikal etmiştir.”

Hayatımızın istikameti “ihdınassıratel müstakim”de saklı. Külli iradenin kıyasla anlaşılması için numune nev’inden verilen cüz-i irademiz ile, özellikle fatihayla en ihlaslı ve muhtevalı dua niyetine yaptığımız talebimizde istikameti istemekteyiz. İfrat ve tefrit tuzağına düşmeden, vasata ulaştıran sünnet-i Seniyyyeyi pusula olarak tatbik etmek, istikametin omurgasını oluşturur. Bu esas üzerine her asırda yapılan tefsir ve yorumlar, o asır insanına bu esas ve aslın yenilenen takdimidir. Bu tekrarlanan takdimlerde asırların imamları, asrın ihtiyaçlarına göre uyguladıkları usül ve prensibler ile hizmetlerini ve vazifelerini ifa ederler.

Ahirzaman asrının imamı Bediüzzaman’ında Kur’an/sünnet kaynaklı esaslar ile tanzim ettiği veya edilen Risâle-i Nur, geçen her gün ve tâbi olan her Nur Talebesi ile, her kesimden okuyanı ile hayata verdiği istikamet tartışılmaz bir duruşla ortadadır.

Başka duruşların sarsıntılara uğradığı, deccal ve süfyan rüzgarlarına boyun eğdiği, eğildiği, tevil ve tefsirlerle zevahiri kurtarmak çabalarının olduğu vasatta bütünüyle Risâle-i Nur’un şahs-ı mânevisi, Nur Talebelerini temsil eden kişilik, yapı ve karakter bütün ihtişamı ile kutup yıldızı gibi orta yerdedir.

Toplumda nev zuhur eden her rüzgar ve akım karşısında kararsız kalarak tereddüt geçirenlerin en yakınındaki Nur Talebesini takib ederek benzeri istikamet alması bizlere  bu kanaatı veren vakıalar sayısızdır. Bunlar kendimizi medihten öte ve müstağni tesbitlerdir. Tahdis-i nimet kabilinden tarihe tesbittir. İhlasın sırrını anlayan her Nur Talebesi başkalarının ihsan ve iltifatına değil Rabbinin rızasına talibdir, vesselam. O halde hayatımıza istikamet niyeti ile Üstadın şu tesbitlerini pusula kabilinden dikkat etmemiz gerekir: hazer et, dikkatle bas, batmaktan kork. Bir lokma, bir kelime, bir dane, bir lem’a, bir işarette, bir öpmekte batma. Dünyayı yutan büyük letâiflerini onda batırma.”[3] nasihatına ilave olarak İhlas düsturlarının rehberliğinde hayatına rızay-ı İlâhi ile devam eder.

İstihrac ile istidrac ölçülerinde istikamet konusunda alacağımız dersleri de ihmal etmemek gerekecek. İstidraç, kulun kendine güvenerek imtihan için derece derece nimetlerin eksiltilmesi veya arttırılmasıdır. İstihraç her ne kadar bir istidlal ve çıkarım olsa da istikamet noktasında kendi istihracına güvenmek ise istikametten çıkmasına sebep olur. Bu iki hususda dikkatli olunmalıdır.

Nefse itimad edilerek, kendi iktidarına dayanılarak alınan karar ve uygulamalar enaniyeti ve gururu okşar ve fazlalaştırır, istikamettem çıkmasına sebep olur. Yaptığı çalışmalar, bulunduğu mütalâalalar, verdiği nasihatlar nefsin şaha kalkmasına vesile oluyorsa istidraç tehlikeye gidiyor demektir. Bunun çaresi ise nefsin ıslahı, kalbin nurlandırılmasıdır.[4] Bunlar ise cemaat ile beraber olunarak, meşveretlerle muhafaza edilecek işlerdir. Meşveret her nevi fikrin istikamet tornasıdır.

Sadakat ve teslimiyet istikametin destekcilerindendir. Maddi menfaat istikametin dinamitidir. Korku ve şöhret istikametin intiharıdır. Hakkı bulduktan sonra ehak için başka yollar aramak farkında olmadan istikametten açı yapmaktır. Haliliye mesleği istikamete yön verir.Tefâni ve uhuvvet istikametin törpüleridir, ayar çeker, rahatsız eden fazlalıkları alır.            Sözün özü Kur’an’ın en büyük caddesinde hayatımıza istikametimizi bulur ve muhafaza edebiliriz. Bu caddeye çıkan, cadde ile paralel olan sokaklarda olanları da istikamete çıkar niyeti ile fazla sıkmamak, kucaklayıcı olmak, istikametin kucaklayıcılığına giren husus olsa gerek.

Mehmet Çetin

07.01.2013.Çiftehavuzlar-Çiğli-İzmir


[1] http://www.yeniasya.com.tr/yazi_detay.asp?id=9342

[2] Kemal Kotan abimize bu yazının yazılmasına vesile olmasından dolayı teşekkür ve dua ediyorum.

[3] Nursi, Lem’alar / 330

[4] Nursi, Mesnevi-i Nuriye / 359

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir