Günahın Tahrip Ediciliği

Dumura uğrayan pek çok duygularımız gibi haram ve günaha olan tepkimiz de çok tahrip edildi. Bu tahribin, dışarıdan ziyade kendi elimizle olması en fazla acıtanıdır.

Alınan tedbirler, çoğu zaman faydalı olmakla beraber; içeriden alınanı, kifayetsiz kalırsa, kapı artık kilit tutmaz olur.

İşte o zaman, günahın kapsam alanına girilmiş, irade söz dinlemez hale gelmiş olur.

Bu noktaya nasıl gelinir?

Günahın tahrip ediciliğini ilk yalanda, ilk şüphede ve ilk haramın örseleyiciliğinde aramak gerekir. Bir başka ifade ile bir lokmada, bir kelimede, bir danede, bir işarette, bir lem’ada, bir öpmekte batmada aramak lazım.

Haram ve hataya karşı hassasiyetin kırılmaması çok önemlidir. Yalan bir sözü doğru sözden daha büyük cesaretle söylemekle, haram bir muameleyi helal bir muameleden daha rahat bir şekilde yapmakla insan tehlike uçurumunun kenarına gelir.

Sürecin bundan sonraki kısmında nefsin/şeytanın çekim alanına giren irade, söz dinlemez olur. Tiryakisi olunan kötü alışkanlık sürdürülerek  günahın kalbe işleyip, siyahlandıra siyahladıra kalbin imânî hassasiyeti bozuluncaya kadar işi götürür.

O noktada bırakır mı? Asla!

Netice itibariyle utandıracak günahı gizli işleyen birisine, yaptığını meleklerin görüyor olması ona ağır gelecek ve onları inkâra gidecektir. Kılınması emredilen namaz ibadetini yapmayanın, “Allah’ın benim namazıma ne ihtiyacı var. O, böyle bir emri söylemeseydi ben bu hâle düşmezdim.” şeklindeki tehlikeli sorgulamalarıyla Allah’a düşman vaziyetine gelir. Bu tehlikeli vadide devam ederken Allah’ın varlığının inkarına delil zannettiği şeye, kurtarıcı halat gibi sarılır, fakat inkâr uçurumun kenarına geldiğini bile fark edemez.

İşlenen günah ile psikolojisi bozulan insanın yaptığı hata, işlediği günah, birike birike, kalbinin kaskatı kesilip, âdeta mühürlenmesine sebep olur.

Evet, insanın kazandığı iyilik kendi yararına olurken, işlediği kötülük de kendi zararına olmaktadır. (Bakara 2/286) Bu hadise bize; her bir günah içerisinde küfre giden bir yolun varlığını ikaz eder.

Ne yapmamız lazım?

Bu tehlikeli sonucun tedbiri, ilk haram ve ilk yalanda aranmalı ve alınmalıdır.

Sık sık işlenen günahların alışkanlık haline gelip, ihtiyaç zannedilerek savunulmasına hiç fırsat vermemek lazım.

Küçük zannedilen günahın büyüklerine sebebiyet vermesi sebebiyle küçük değil büyük günah addedilip, uzak durulmalıdır.

Günahın, önemsizleştirilmesine izin verilmemeli. Sıradanlaştırılan, “herkes yapıyor”, tahriklerine uyanık olmak gerekir.

Yapılan hata, işlenen günah çabuk istiğfar ile temizlenmeli ve tekrarına fırsat verilmemelidir.

Bataklıkta gül yetişmez. Haram bataklığından uzak, iman bahçesine yakın olmak lazım. Hayır ve hasenatı teşvik eden, imanı takviye eden kitap, dost ve çevreye yakın olmak bu babta alınması gereken çok önemli tedbirdir.

Rabbim her nevi günahlardan hepimizi muhafa eylesin.

Mehmet Çetin

29.11.2017 Yeni Foça İzmir

 

 

 

 

 

 

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir