Gazali’nin Değerlendirmelerinde Altın ve Nakit Mübadelesi

Ribevi mal[1] denilen faize kullanılabilen malların kullanımı konusunda emsallerinden oldukça farklı bir değerlendirme yapan İmam Gazali, dikkatimizi ibretle çeker. O, ‘altı mal, Allâh’ın bir nimetidir’, der.  Allâh’ın bir büyük nimeti olan bu malların harama vesile kılınması nimete küfretmek manasını taşıdığı için mesuliyete muciptir, der.

Altın ve gümüş kendi başına bir değer değil, değerlendirme aracıdır, bir manada semendir. İhtiyaçlarımızın karşılanması için lazım olan malların mübadelesinde o malın değerinin verilmesi ve alınması hususunda değer aracıdır, bedel vasıtasıdır. Ayrıca ihtiyaç hissettiğimiz hizmetlerin karşılanması mukabilinde verilen yine değer ve kıymet vasıtasıdır.

Esasında bizatihi altın ve gümüş; gıda ve hizmet gibi ihtiyacımız için kullanılmaz. Altın ve gümüşün aynından menfaat olunmaz. Yani altın ve gümüşün bizatihi kendisi hiçbir ihtiyacımızı karşılamaz, yenmez, içilmez, belki de zararlıdır. Fıtrî olarak bu manada yani aynî olarak istifadesi için yaratılmış değildir, gayri mana için yaratılmıştır. O halde, altın ve gümüş; gıda, hizmet gibi ihtiyaçlarımızın tedarikinde temin, alım satımında kıymet vasıtasıdır.

Mademki bu manalar için yaratıldı ise insanlar onu haksız bir kazanç olan adı her ne olursa olsun işlemlerde kullanmaları, verilen nimet maksadının tamamen dışında kullanılmaları o nimeti verene karşı hakarettir. Dolayısıyla bu hakaret karşılıksız kalamaz. Hatalı amelin hak ettiği cezaya muhakkak çarptırılır.

Altın ve gümüşün dâhil olduğu altı mal, mana-yı harfi konumunda olan emtialardır. Yani bu mallar, temsil ettikleri manaları ihtiva eden emtialardır. Fakih, altı malı; sayılarak, tartılarak, ölçülerek alım satımı yapılan malları temsil ederek, başka mallara numune olarak hadiste zikredilmiştir, der.

Altın ve gümüş tek başına, maden olarak insanın doğrudan ihtiyacını karşılamayan dolayısıyla karşılayan emtiadır, demiştik. Temsil ettiği manalara numune olan, emsali mallara sembolik harf olduğu mallara de mana olan bir emtiadır. Bir tarafta alım satımda bu mana değerlendirme aracı olarak tahakkuk ederken, diğer taraftan alınan hizmetlere bedel olarak manasını ifade eder. Alım satım vasıtası olmanın yanında takı, zinet, azamet ve ihtişam ve zenginlik aracı olarak da bir takım manaların temsiline hizmet eder.

Nakdi nakit ile mübadele etmek misli misline olursa caizdir. Ancak nakdi nakit ile değişmek hedef ve maksat olursa muamelenin hedefi nakdi bağlamak ve toplamak olur. Bu da nakdin yaratılışının maksadına zıttır.

Nakit, nakit ile eşit şekilde değişilmesi menfaat olmaksızın değişilmez. Nakit nakit ile fazlalık gibi bir menfaat ile değişilmesi o fazlalığı, faiz konumuna getirir. İşte hadis, nakdi, yaratılış hikmeti dışında kullanılmasın, menfaatler takılarak nakdin toplanmasına mani olmak için faize girer, ikazı ile mani olur. Böylece nakdi, vasıta olmaya sevk eder.

Nakit vasıtadır, vasıtanın toplanması murad değil, piyasada dolaşması ve ticaretin hareketlenmesidir. Nakdin nakit ile mübadelesi mal ve hizmet alımının dışında olursa, nakit toplamak hükmüne geçer. Bu hal ise âyet ve hadislerde tel’in edilen, altın ve gümüşü toplayıp istif edenlere hitaben lanetlemelere muhatap olunur.

Nakit şehrin hâkimi gibidir. Hâkim anlaşmazlıkları âdilane çözüyorsa, nakit de alış verişteki emtiaya değerlendirerek alım satımı sağlıyor. Nakdi toplayarak hapsetmek, şehirde adaleti sağlayan hâkimi hapsetmek gibidir. Ayrıca toplanıp saklanan o nakit ile nice hizmet ve ihtiyaçların karşılanmasına mani olunmakla hak yemiş olunur.

Nakdi nakit ile alım satımdan maksat parayı veya altını bizatihi saklamak ve çoğaltmak ise, mal karşılığı, hizmet karşılığı olmaksızın mübadele etmek ise o altın ve paraya zulümdür. Zulüm ise cezayı gerektirir. Altını kap kacak işlerinde kullanmak, şehrin hâkimini sıradan işlerde kullanmak gibidir. [2]

Manaların asıllarında şeriatlar değişmezler. Ancak sınırlamanın ve tahdidin yönlerinde değişirler. Hıristiyanlıkta içki, sarhoşluk sınırında haram kılınırken, İslam’da ise sarhoş edici sınırında haram oluyor. Aynen onun gibi nakitlerin hikmetlerinde gizli olan manaları bu misal ile kıyaslamak gerekir. O halde nimeti, yaratılış hikmetince kullanmak şükür, aksi istikametince istimal nankörlük olmaktadır. Altın ve nakdin yaratılış hikmetleri, Gazali’nin mütalâasında, nimetler hikmetleri istikametince kullanmak; hikmet ile nimetlenmeyi göstermektedir.[3]

Bunun gibi nice manalar saklıdır, ama anlayana, ama dinleyene ve ama okuyana.

Mehmet Çetin

03.09.2012. Çiftehavuzlar-Çiğli-İzmir


[1] Altı Eşya hadisinde zikredilen; altın, gümüş, buğday, arpa, tuz, hurmadır.

[2] İmam-ı Gazalî, İhyâ-i Ulûm-id-dîn, c. 8, sh. 330; Kur’an Yolu, DİB, c.1, sh. 434

[3] “Kime ki hikmet verilmişse, muhakkak ona çok hayır verilmiştir.” Bakara 2/269

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir