Gâsikun iza vakab

Üstad Bediüzzaman Hazretleri  güneşin batışının ardından birden, ihtiyarsız tarzda kalbe ihtar edilen Felak suresinin zahir ve aşikâr gaybî mu’cizesini gösteren uzun hakikatın kısa bahsini eder.

Felak suresi işarî manası ile; kâinatta, adem alemleri hesabına çalışarak şer işleyenlerden  olan insî ve cinnî şeytanlardan Allah’a sığınılması gerektiğini Resul-i Ekrem’in (asm) şahsında ümmeti istiazeye davet eder. Bu sure her asra baktığı gibi ziyadesi ile asrımıza da bakar, Kur’an hizmetkârlarını ikaz eder.

Beş cümlesinde dört defa “şerri” kelimesinin geçtiğini söyler. 1943  de te’lif ettiği Meyve Risalesi’ndeki haşiyeyi ise 1951 de yazarak 20 yıl sonraki yani 1971 deki şerlere işaret eder.[1]

Dört sefer tekrarlanan “şerri” cümlelerinin tarihi tesbitleri yapıldığı tahlillerde ise yine “şerri” cümlelerden olan “gâsikın iza vekab” şerri cümlesi işlenmemiş.

Bir sebebi ve hikmeti mi var acaba?

“Adem alemleri hesabına çalışması” manasını anlamaya çalışalım. Mevcud olanın yok olması ile hasıl olan adem alemine sıhhatin bozulması ile gelen hastalık, adem alemine misal olabilir. Zaten adem, yokluk müstakil olarak yoktur.

“Bütün kusurlar ademden ve kabiliyetsizlikten ve tahribden ve vazife yapmamaktan –ki birer ademdirler- ve vucudî olmayan ademî fiillerden geliyor.”[2] İfadesinden anlaşıldığı kadarıyla adem, olanı yok, yapılması gerekeni yapmamakdan geliyor. Dolayısıyla yapmamız gereken vazifeler yapılmadığı zaman adem alemi hesabına geçildiği acı hakikatının ciddiyeti dikkatimizi çekmeli.

Felak suresindeki ikazlar ile adem alemi arasındaki alakayı yakalamaya ve anlamaya çalışıyoruz.

“Karanlığın çöktüğünde gecenin şerrinden” Allah’a sığınmamız gerektiğini “gasıkın izâ vekab” hatırlatır. Gasıkın, karanlığın en koyu halinin çöktüğünü ifade eder. Vekab, gözden kaybolarak içine girmek ise gündüzün aydınlığının tamamen gözden kaybolup, karanlığın her tarafa dolması ve içine girmesi ile en koyu karanlık halinin çökmesi mealinde müfessirler ifade ederler.

Her gecede karanlık çöktüğü gibi, her devirde ise şerrin çöktüğü müşahade edilmiştir. Yapılması gerekenin yapılmaması ile vücud bularak yani ademî alem olarak hayatımıza çökmektedir.

Gece, vahşi hayvanların, suç işleyenlerin cirit attığı bir alemdir. Gecede şuur bunalır ve hisler istikametli kullanılmaz olur. Şeytan ise oyunlarını daha rahat oynar. Şehvetin intişarı gecede tezahür eder. Şehvet intişar ettiği zaman aklın hakimiyeti azalır. Azgın ve baskın şehvet geceleyin istikametimizi bozma istidadındadır. Dolayısıyla şehvetin en koyusunun çöküp bastırdığı zaman muhtemel şerlerden Rabbimize sığınmamız icab eder. O halde “ve min şerri gasıkın izâ vekab” okumayı yatmadan unutmamak gerek.

Parlak, aydınlık zannedilen nice geceler yaşandı. Bilinen doğrular, doğru bilinen yanlışlara fedâ edildi; gasıkın izâ vekablı zamanlarda. Bu hata ise hem  cemiyet olarak yapıldı, hem ferd olarak yapıldı. Reklamlarla, teşviklerle pirim verildi kredi kartlarıyla tüketim toplumunda. Her bir günahın içerisinden küfre giden yol, gecenin bastırması ile farkedilmedi bir dönem. Bu dönem toplumun olduğu gibi ferdin de oldu.

İnşirah bir ümit oldu, çöken gecenin, günahın acısından kendine gelen kulun dilindeki feryad; inşirah. Yemin edilen asırda inşirahla ferah bulan kul muavizeteyn ile yatacak artık. Zira iman edip, salih ameller işleyen, hakkı ve sabrı tavsiye edenler evet inşirah bulanlardır.

Evet her zorlukta bir kolaylık, her sıkıntıda bir ferah yaratan Rabbimizi, hayatımıza ve gecemize bastırmasına fırsat vermemesi için anmamız, arzulamamız gerek.

Geçen asrın en koyu gecelerinde işaretlediği tarihlerle zamanın münadisi sabahın seherinde nurlu ufuklara tevcih eder.

Evet beşer olarak en koyu hataları yaptığımız gecelerimiz olmuştur. Cemiyet olarak da mümkündür. Ama artık bunlardan dersimiz aldık. İçinde bulunduğumuz asır, geçen asrın geceleri gibi olmayacak inşaallah.

Bizi nur ve nuranî ufuklar beklemekte.

Mehmet Çetin

20.06.2011.Çiftehavuzlar-Çiğli-İzmir


[1] Şualar, sh.422

[2] Şualar, sh.411

2 Yorum

  1. S. A. Güzel ve dikkat çektiğin noktalar açısından ve bilhassa rutin sarmalına yapışıp kalan nefsimizin, ruhumuzun ve ferasetimizin uyandırılması aççısından oldukça kıymetli bir ikaz olmuş. Kalemine sağlık. Ancak, nedense okumaya başlayınca bende günümüz meseleleriyle ve aktüel karanlıklarla ilgili bir tahlile götürecek beklentisi oluşturmuştu. Yanlış hatırlamıyorsam Rumuzat-ı Semaniyede bu mevzuyla ilgili bshis ve tarihler vardı. O bahsin ve işaretlerin ışığıyla günümüz karanlığı aydınlatılmaya çalışılsa idi daha iyi olurdu. Neyse, Allah bereket versin.

  2. Mehmet Emin Akkaş’ın yorumu
    غَاسِقٍ اِذَا وَقَبَ
    tenvin sayılmaz 1971
    tenvin sayılır 2021 yapıyor
    1971 muhtıra yılı, Allahualem 2021 yılı da mühim hadisatı gösteriyor olabilir.

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir