Eşrefoğlu Camiinde teravih

İmam, teravih namazında Allah’ın askerlerini bahseden ayetlerden okuduğunda bulunduğum camiin banisi olan Eşrefoğlu Beyi Süleyman Bey hatırıma geldi.

Selçukluların Beylikler Devri’nde Eşrefoğlu Beyi Süleyman Bey tarafından yaptırılan bu camii, Anadolu’daki ahşap direkli camilerin en büyüğü ve orijinalidir. Konya’nın Beyşehir ilçesinde yer alır. Bugünkü adıyla “Beyşehir” ya da geçmişteki isimleriyle “Süleymaniye”, “Süleymanşehir”, “Beyşehir”, “Beyşehri”; 1243 yılında Eşrefoğlu Süleyman Bey tarafından kurulmuştur.

Eşrefoğlu Camii, 1296-1299 yılları arasında yapılmıştır. Orta Asya’da Semerkant, Buhara gibi eski Türkistan şehirlerinde yer alan ağaç direkli camilerin ülkemizdeki bir örneği olan Eşrefoğlu Camii, çok sayıda ahşap sütun üzerinde yükselir. Yüzyıllar boyu kış aylarında camiinin damındaki kar, çatının ortasındaki boşluktan ortadaki havuza atılmış ve ortamı nemlendirerek yakılan sobalardan ötürü ahşap sütunların çatlayıp kurumasını engellemiştir. 1965 yılında karlığın üstü camla kapatılınca o tarihi vazifesini yapamaz olmuş.  Ayrıca bu karlığı  yaz aylarında serinlemek için kullanırlarmış. Caminin ortasındaki dört köşe çukura bahar başlarken yakın dağlardan kağnılarla kar ve buz taşınıp buraya doldurulurmuş. İnsanlar yaz sıcaklarında bile serin bir ortamda ibadet edebilirlermiş.

6 metre yüksekliğinde, çini mozaik ile kaplı çok muhteşem bir mihraba sahiptir. Abidevî bir taç kapısı vardır. Minberi tamamen ceviz ağacından, oymalı ve çatmalı tutkalsız yapılmıştır. İnanılmaz bir düzgünlük ve incelikte yapılan minber geometrik şekiller ve bitkisel bezemelerle kaplıdır. Minber tamamen masif ağaçtan, oyma ve kakma tekniği ile çivi kullanılmadan yapılmış. Minber kapısının üstündeki ahşap hat yazısının ortasında lafzullah, dört köşesinde ise dört halifenin isimleri işlenmiş.  Ahşap sütunlar sedir, başlıklar ise abanoz ağacından olup, altı ay Beyşehir gölünün içinde yatırılarak, kimyasal madde kullanılmadan, doğal yollarla koruma özelliği kazandırılmış. Caminin tavanı renkli kalem işi süslemelere sahiptir. Özellikle konsollardaki kökboyalı motifler dikkat çekicidir.

Caminin güneybatı köşesinde mukarnes başlıklı iki ahşap sütunun taşıdığı on üç basamakla üzerine çıkılan 2 m. yüksekliğinde hünkâr mahfili bulunmaktadır. Hünkâr mahfili ceviz ağacından dantel gibi işlenmiş şebekelerle çevrilidir. Mihrap önü kubbesi önünde bulunan hünkâr mahfili Mustafa Bey isimli bir vezir oğlu tarafından 1574-1575 yılında Osmanlı döneminde yapılmıştır. Mahfilin kirişleri ve tabanını alt yüzü nakış ve oymalarla bezelidir. Girişin üzerinde yer alan kadınlar mahfili çinilerle kaplı olup ahşap korkulukları ve iki yan duvarlara kadar uzanan parmaklıkları ile ahşap işçiliği yönünden de ilginç bir bölümüdür.

Caminin üstü önceleri toprak damla örtülü iken tamirlerle çinko kaplı kırma çatı haline getirilmiştir. Bu tamiratlar sonucu toprak çatı, önce kiremitle örtülmüş; sonra bakırla kaplanmıştır. Sanki içinde yüzyıllık ağaç direkleri saklamak istercesine cepheler moloz taşlarla örtülmüştür. Uzunlamasına dikdörtgen planlı olan yapı altı sıra halinde mukarnes başlıklı 48 ağaç direk üzerine mihraba dikey uzanan kirişlerle yedi nefli olarak yapılmıştır. Yüzyıllara meydan okuyan ahşap direkler cami içine girildiğinde sükûnet verici bir atmosferin sizlere eşlik etmesine sebep oluyor, gezilen bir sütun ormanın sakinliğiyle… Ahşap tavanlar, yer döşemesinin ahşap seçilmesi güzelliği tamamlayıcı elemanlar.

Tabiatın, insanın, sevginin bir aradaki, güzelliğini yaşadığımız Eşrefoğlu Camii, Selçuklu Ulu Camilerinde görülen özellikleri ile tek örnektir. Eşrefoğlu Camii, Eşrefoğlu Türbesi ve Eşrefoğlu Hamamı’nın da bulunduğu tarihi Eşrefoğlu Mahallesi ise adeta “Yaşayan Selçuklu Çarşısı” hüviyetinde.

Bu camiyi ziyarete gidemiyorsanız bile internetteki alakalı sitelerini ziyaret etmenizi tavsiye ederiz.

Anadolu’daki pek çok tarihî eserlerimiz gibi burası da yardım beklemekte. Vazifelilerin veya koruma derneğinin imkânları ile bu eserlerin ihtiyaçlarının karşılanması mümkün değildir. Ebetteki devletin imkânı gereklidir. İşittiğimiz kadarıyla Sayın Başbakanın yardımcı olmada sözü de varmış. Bu sütunlardan hatırlatmayı vazife biliriz.

Mehmet Çetin

09.08.2011-Doğanbey-Beyşehir-Konya

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir