Enfüsi Muhasebeme Derin Notlar

Enfüsî Muhasebe

Yazı ve konuşmalarımda kendimden, hayatımdan misaller veririm.  Kendimden misal vermem, konunun öznesi olarak daha rahat misal vermemi sağlar. Bu çoğu zaman iğneyi kendime batırmamı da hatırlatır. Sözümün kendime tesiri olmalı ki başkalarına faydalı olabilsin. Yoksa niyetim kendimi reklam etmek değildir. Kaldı ki bu saatten sonra, bu dünyada reklamın da olsa ahiret akçesi ile kabirde kaç para ediyor, değer mi kepazeliğe?

Gelecek hayatımıza yönelik kararlar, duygusal ortamda verilirse kesinlikle hatalı olur. Bu noktadan, mümkün olduğu kadarıyla hissiyatımıza hâkim olamadığımız durumlarda hüküm bildiren cümleler kullanmamalı derim. Bu kararı sakin zamanımıza havale edip akl-ı selimle yeniden değerlendirmeler yapılmalı. Hatta sizi o an böyle ani karar vermeye sevk eden hakikaten ciddi sebep yok ise sakin zamanınıza erteleyin.

Kadınlar… Erkeğin hayat ve ahiret boyu beraberliğinin sürdüğü yegâne nimet. Âyette, erkeğe rüchaniyet verilirken, sorumluluklar da yüklenmiştir.  Kadınlarda his, erkekte ise aklın daha baskın olması; olması gerektiği içindir. Tersine olsa, felaket olurdu. Yıkılan ailelerde bu tersliğe dikkat etmek gerekir. Hadiste buyrulan ikinci secdedeki hikmeti bir de bu yönden aramak lazım.

Sen de ben de nihayet insanız, birtakım duygular, arzular sahibi olacağız, rahatsız olduğumuz şeyler mutlaka olacak. Bunları çok rahatsız etmiyorsa atlamanın, içine gömmenin, biriyle paylaşmanın -ki yazarak bile mümkün- faydası pek çoktur. Özellikle ve ısrarla tavsiye ederim. En ehven zararlıdır, yazmak, faydasını siz sıralayın.

Her insan ile mizacımız örtüşecek diye bir kaide yok ve olamaz da. İşte eşiniz ile bütün mizacınız örtüşmüyor olacak. Ne yapmamız lazım o zaman? Onun rahatsız olduğu konuları ben, benim rahatsız olduğum konuları o açmamalı derim. Anadolu tabiriyle, böylesi durumlarda çomakları saklamamız lazım, kavganın çıkmaması için. Evet, bazen çıkıyor ve hatta kavga da oluyor. O kadar da maalesef oluyor. Bunları emniyet sübabı olarak görmek gerekir, yoksa daha fazla patlama olabilir. Arada bir gaz atma olarak belki de yeni sevgiye kısmî kırık faydası bile oluyor. Ama düşük dozda olmalı.

Bazı şeylerin değişmeyeceği gibi, bazı insanlar da ikna olmazlar. Başkasını ikna edemediğim zaman kendimi ikna ederim. Ne yaparım o zaman? Hareketimi, çözüm çıkaracak şekle çeviririm, varsın fedakârlık benden olsun. Bununla kaybetmem, kesinlikle kazanırım. Bugüne kadarki kazandığım başarılarıma bu düşüncemin çok katkısı olmuştur. Başkasını ikna edemeyen, kendi nefsini ikna eder. Ben, böylesine hareket etmekle kaybetmediğimi aksine kazandığımı ve hatta karşı tarafı da kazandığımı görüyorum.

Erkek olarak, babalar olarak sıralayamayacağımız kadar mesuliyet yüklüyüz. Sopayı çıkarmak değil sabrı ortaya koyarak bunun üstesinden geleceğiz, o kadar. Çare benim aklımın erdiği kadarıyla budur. Arada patlamaları da hoş göreceğiz, onları havayı atma deliği olarak göreceğiz demiştik ya, o kadar, ileriye götürme ve hem de gitme!

Yapılan hatalar kişileri bağlar, teşmil edilemez. Birisinin yaptığı hata, bana numune değildir. Su-i misal, emsal olamaz, kötü zan sahibine, iyi zan sana bana.

Duygularımız sakinleşsin, düşüncelerimiz durgunlaşsın… Ben ne kadar zararlı oldu isem, hep öfkeli zamanımda oldum. Bulanık suda ilerisi gözükmez.

Sükûnet, sabır her şeyin ilacı, zaman ise kaşığı, hadiseler ise ilaç kutusu. Hadise geldi mi, o ilacı kaşık kaşık alacaksınız demektir. Acı olduğunu mu söylüyorsunuz? Geçin bu çocukça kelimeleri. Sorarım siz hangi ilaç tatlı idi, kimyasallarla karıştırılmaya görsün? Atalar bunu halletmiş ve atasözü halinde nasihatini yapmış, bize yaşamak düşer: Sabır acıdır, meyvesi tatlı. Başka söze hacet var mı?

Sözün bittiğini zannetmeyin, zira hayat devam ediyor. Dünya sözü “Mevtaya hakkınızı helâl ediyor musunuz?” ile bitecek. Bunun da zamanını bilemiyoruz. O halde sözlü alış verişe sabır ile devam.

Arkandan helâllik şahadetinin kuvvetli olmasına gayret et. İstikbaline faydası olacağına işaretler var.

Unutma bunları da enfüsî muhasebenin notlarına kaydet! Ama derin olanlarına, derin…

Mehmet Çetin

26.12.2012.Çiftehavuzlar-Çiğli-İzmir

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir