Emekli eş sendromu-6

Ve kendimizle barışık olmak

Emeklilik, gençliğin bütün değerlerinin değiştiğini zannettiğimiz ama aslında olgunlaştığı ve meyve alınacağı bir dönem olan ihtiyarlığa giriştir. Gücümüzü aşan gelişmelerin en etkilisi olan yaşlılıkla acz ve fakrımızı anlayarak, yardım istemeyi bu dönemde daha çok yaparız.

Eşya, hadise ve kişilerle ünsiyet, yakınlık ve dostluk; çalışma hayatından ziyade emeklilikte dikkate alınması gerekir. Zira, iş hayatı müddetince günlük koşuşturmacada bu dikkat çoğu zaman gözümüzden kaçabilmekte ama emeklilikte öyle değil. Dolayısıyla emeklinin ünsiyet konusunda dikkatli çalışması lazım. O halde insan, bulunduğu her türlü hal ve şartlar içerisinde, öncelikli olarak kendisiyle sonra çevresiyle ünsiyet edebilmelidir. Bunun yolu, eşya ve sebepte tecelli ve tezahür eden Allah’ın, cemalî ve celalî gerçeklerini görmekten geçer.

Kendisi ve çevresi ile barışık olanın ufku açılır. Negatiflikten pozitifliğe geçerken; menfilikten kurtulup müsbete intikal ettikçe herşeyin güzel tarafına bakar, güzeli görür, güzel düşünür ve hayatından mutlu olur. Mutluğun zirvesi kalplerin en lâtifi, şefkatlisi olan kadını ile yapılan ünsiyet sayesiyle mümkündür.  İffet, ahlak ve güzellik; eşimizle olan yakınlığın ve paylaşımın olgunlaşmasına yardım eder. Bunların değerlendirilmesi de niyet ve nazar ile olur.

Allah’a kul olma şuuru olgunlaştıkça mahlukat ile dostluk ve iletişim artar. Bu da marifet ile mümkündür.

Emeklinin sendromu başından buraya kadar yazılanlar değil elbette. Bunlar bazıları olmakla beraber ancak önemlileridir. Bir önemli konuyu da burada hatırlatmakta fayda var.

Ölüm; emekliyi, sendroma sokan gerçeklerden biridir. Ölüm hakikati ile yakınlık kurarak, dostluk oluşturup, onun yüzündeki çirkin perdesinin arkasındaki rahmet yönünü görerek bu sendrom aşılabilir. Azrail’i sevecek duruma gelen Bediüzzaman’ın Meyve Risalesi’nin On Birinci Meslesi’ni okumakta fayda vardır..

Bir ömür çalışıp, emekliliğinde boşluğa düşmeyi kaldıramayarak sendroma düşenler, “hayatın sadece çalışmak” anlayışını tashih ederek bundan sonraki hayatına farklı iş çıkarmalı. Olgun ve tecrübeli bakış açısı artık bütün eşyanın kendisi ile bu hayatı paylaşmak isteyen; bu bahçenin bülbülleri, bu resmin parçaları, bu büyük mevcudat ailesinin fertleri olduğunu hissetmesi ile olacak. O zaman bütün varlıklarla ünsiyet ve dostluk kurularak, beraberce hayata devam edilebilir. Bu cümleden olarak bekleyen hakikatler artık onun için mutluluk aracıdır. Zira her bir gerçek bir büyük gerçeğe davet eden vasıtadır.

Bu seri yazımızı taclandırmak adına bahsedilenleri şifreleyelim:

Bütün nefisler ölümü tadacaktır, ölüm haktır. Ben kendime malik değilim. Malik-ül mülk olan Rabbim tektir. Bana kendisini tanımam için emaneten verdiği ve bütün hazinelerin anahtarı olan ene ile biliyor ve anlıyorum ki, ihtiyarlık; bu hayat programının bu taraftaki son sahnesidir; perde inmeden başıma gelen her şeyi O’ndan geldiğini, benimle alakadar olduğunu hissederek anlamam içindir. O zaman narı da hoştur, nuru da hoştur, hamdolsun.

Mehmet Çetin

27.03.2014.Çiftehavuzlar.Çiğli.İzmir

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir