Ecirnâda Nâ’büdü Mütalâası

Nâ’büdü Mütalâaları-30

Bizi muhafaza eyle manasındaki bu ifadenin kullanım alanı çok geniştir. Ayetlerden ve hadislerden başlayan günlük dua ve hayatımıza kadar geniş ve genel bir duadır.

Akla ilk gelen sabah ve akşam namazı tesbihatındaki yapılan duadır. Yağmur namazında da yapılan bu dua, arzu edilmeyen, istenmeyenler söylenildiğinde ellerin yere doğru yani ters çevrilmesi şekli ile de hatırlanmaktadır.

Sabah ve akşam üç, beş yedi sefer okunduğunda takip eden zaman içerisinde vefat durumunda Allah’ın o kulu Cehennem ateşinden koruyacağı hadislerce belirtilmiştir.[1]

Namazdan sonraki tesbihat, Resul-i Ekrem’in (asm)  zikir ve evradıdır. Bu noktadan ehemmiyeti büyüktür. Zikir halkasına giren yeryüzü kadar geniş bir dairede zikreden bütün insan ve mahlûkatlarla beraber azametli bir külliyet kazanıyor. Bu makam nâ’büdünün geniş ve yüksek makamıdır.

Mü’min ve özellikle Risale-i Nur’u okuyan her Nur Talebesi yaptığı tesbihatı ile şirket-i maneviye sırrı ile yapılan salih amellere her birinin hissedar olması büyük bir mana arz ediyor. Dolayısıyla zaman ve mekân böylesi mananın tahakkukuna mani olamamaktadır.

Cevşen’de sıralanan ecirnâlı dualar fevkalâde manalar ihtiva etmektedir. Doksan dokuz bölümler halinde ve her bölümde kendi içinde on kısım halinde vahiy kaynaklı muazzam bir evraddır. En mükemmel manada duadır. Bu kadar ulvi bir bir duayı yaparken insan kendini o mananın atmosferine dâhil edip, dalga dalga mevcudatın sahillerinde tayeran ediyor. Bu muazzam halkada biz (-nâ) zamirinin hakikati bütün vasıfları ile beyan ve ayan oluyor.

Bir tarafta mazinin bütün tahiyyatlarını, yapanları ile beraber olup, zikrederken; müstakbelin umum zakirlerin zikirlerini alıp şimdiki zamanda her iki zamanın tahiyyatını cem edip onlar namına kendi hesabına Rabbe takdim manası, tariflerin pek fevkinde bir manadır.

Yapılan bütün istenilen dualar hep beraber istenilirken, istenilmeyen dualar da hep beraber istenilmemektedir. Cennet bütün letafeti ile talep edilirken sayısız ağızlar ve dillerle istenmekte. Cehennem bütün zulümatı ile istenilmezken bütün ağız ve lisanlarla istenilmemekte.

Ecirnâda ki nâ’büdü bizi sadece bu manalara dâhil etmekle kalmıyor. Zamanın iki kutbunun ortasında ve adeta üzerinde bir mana ile mevcudatın yükseğinde azamet-i İlâhiyenin eşyayı halden hale çevirmesinin temaşasına muhatap ediyor.

O mana ve makamda iken zamanın cetveline sıkışıp kalan, sırasını bekleyerek gerçekleşeceği şekil ve kıvamdaki şartlardan azade olan eşya, hiçbir kayıt altına dâhil olmama hali ile yani işte böyle bütün hakaiki ile uzaktan uzağa görülmekte. Bu hâl ise âdeta firdevsi bir hâldir. Cennetin en mesut tefekkür sahnesinden bir keyfiyettir.

Zaman satırında vakit kanalında şimdiki zamanın levh-i mahv ve ispat harekatı ile var ve yok olan şekli ile sahneye çıkan güya mevcudat burada hâlden hâle girerken, insan da buna karşı ecirnâlı duasını yaparken her şeye kudreti yeten bir Rabb-i Rahime sığınmaktan başka çare bulamaz. Güya mevcudat dedim yukarıda, zira o mevcudat esasında o an hangi esma ve sıfatların tecellisi gerekiyor ise o kadar mevcut, değilse yok yahut mevcut değil.

İşte mevcudatın bu hengâmesi karşısında bulunan insan mutlak manada ecirnaya muhtaç ve ihtiyacı var.

Tahakkuk ile tecelli edecek eşyanın kendisi hakkında hayırlı olmasını dilerken, şerli olmasını dilemeyecek. Hayırlı olanlarına iradesinin dahlinin olduğunu zannedip hataya düşmeyecek, şerli olanlarına dahli olan iradesinin kesbettiğini unutup isyan etmeyecek.

İşte böylesine ince sırattaki kula ecirnâ hakikaten lazım. Bu ecirnâ sadece kendisinin ifadesi ile olursa yetersiz kalacak.  Vücudundaki bütün zerrelerini dahil etmesi ne kadar kuvvet kazandırsa da kafi gelmeyecek. Maddi manevi, burada orada ne kadar mahlûkat varsa onların hâl dilleri ile yaptıkları tesbihatı da dâhil ederek kuvvetli ve azametli bir ecirnâyı Rabbine takdim edecek. İnşaaallah reddedilmez ağızlar tarafından yapılan bu dualar vesilesi ile kul selamete erecek. Duası kabul edilenlere dâhil olacak.

O halde ecirnâ cemaatini yüceltmek için çoğaltalım. Akla gelen gelmeyen ne kadar mahlukat varsa hepsini onların hesabına kendi namımıza duaya dahil edelim. Masumiyetine dikkat çekerek dua edelim.

Umulur ki kabul ola…

Mehmet Çetin

12.12.2012. Çiftehavuzlar-Çiğli-İzmir


[1] Müsned, 4/234

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir