Dünün muhasebesinden yarının hesabına

İnsan, geçmişin muhasebesinden geleceğin hesabına hazırlıklı olmalıdır. Şimdiki zamanı doğru değerlendiren muhasebeden çekinmez. Elbette hatalar insan içindir, yeter ki kötüye kullanım olmasın.

İnsan, maziye devredilen zamanlar içerisindeki davranışlarını, çoğu zaman gerekçeleri ile yapar. İnsanın davranışlarının bazısı umumilik arz etse de kendi ifade tarzını uygulaması elbette tabiidir ve suçlanamaz.

Hayatına yüce konuları dava edinmiş, onların umum muhatapları tarafından dikkate alınarak değer verilmesi elbette arzu edilendir. Bu cümleden hareketle, edindiği davayı kendine has üslup içerisinde takdim ederken, yapılan takdirlerle beraber, tenkitlere de mütehammil olmak gerekir. Takdir tenkit ile bütünlük kazanır ve istikamete davetkârdır. Tek taraflı olarak yoldan çıkmaya sebeptir.

1974 yılında Ankara Hasanoğlan’daki Öğretmen Okulunda Risale-i Nur’u Sefer Şahin ağabeyimiz vasıtası ile tanıdık, hamdolsun. Kendisini ve tanışmamıza vesile olan Mehmet Marş arkadaşımızı şükranlarımızla hatırlarken bir şeyler anlatmak isterim.

Lise çağımızda başlayan hizmet, bütün hayatımızda yoğun bir şekilde şükürler olsun devam ederken, yaşadığımız, numune aldığımız şahsiyet ve ders aldığımız hadiselerin de katkısı ile devam ederek geldi. Bu zaman içerisinde yaşadıklarımız bütünüyle hizmet konulu hatıralar olduğu ve bunlar da zaman zaman ifade ve üslubumuza yansıdığı ortadadır. Dolayısıyla anlatmak istediğimiz konuların içerisinde, çoğu zaman hatıralarımız olmakla beraber, kendimiz de olacağız. Bu gerçek, bizim gibiler için kaçınılmaz olmakla beraber tarzdır, üsluptur.

Bahsettiğimiz konularımız Risale-i Nur’un hayata intikalinin zaman zaman muhasebesini dert ettiğimiz, dile getirdiğimiz meselelerdir. Muhasebe evvela nefiste yapılmalı hakikatinden hareketle kendimi sorgularım. Kendimi sorgularken, kendimden bahsetmem kaçınılmaz olacaktır. Dolayısıyla kendimizden bahsetmemize bu zaviyeden bakılmasını istirhamla beraber bahsettiğim üslup noktasına da işaret ederek hatırlatmak isterim.

Umumu sorgulamak haddimize düşmemekle beraber doğru da olamaz. O halde muhasebede nefisten başlanırken, dinleyen ve okuyanların da üzerine alınmamaları sağlanmış olması hakikatine de işaret etmek gerekir. Hem de nazikane, nezihâne kavl-i leyyin tarzının uygulaması böyle olsa gerektir.

Yapılan muhasebe ve sorgulamaların alınan değerlendirme ve yorumlarla sahip çıkılması, takdir görmesi bize işlenen konu ve üslubun işe yaradığı kanaatini de veriyor. Yapılan tenkit ise konuya izah getirmemize ve ayar çekmemize sebep oluyor. Ayrıca bu neticenin, kendi üzerimizden yaptığımız sorgulama ile alındığı gerçeğini de ortaya çıkarıyor. Demek ki işlenen konular ve takip edilen tarz, muhatabın bir sıkıntısını dile getirebiliyor.

Başa çıkılamayan sıkıntıların ıslahı konusunda psikoterapinin empati alanındaki bir versiyonu olarak da görebilirsiniz, bu tarz hitabı veya hatıraları.

Hatıralardan ders alınması murattır. Tecrübelerin saklı olduğu bu hatıraların bazılarında; tarihe havale edilirken, okuyucu ve dinleyicilerin hayırla anmaları için gönüllerin rendice edilmeksizin hoş tutulması, yazarın veya hatibin nefsini muhatap kabul etmesinden geçmektedir. Ders alınması gereken tecrübenin nasihatlerle dolu olması; nasihatin ise evvela nefse yapılmasını ve sonra isteyenlerin dinlemesi murad edilir, Sözler’in başında, “Ey kardeş” hitabıyla.

Samimiyet kardeşliğe davet eder. Yazar veya hatip muhataplarını kardeş görür. Dolayısıyla kardeşâne sohbetlerde arada bir vurmak, serzenişte bulunmak, sitem etmek, sorgularda bulunmak, işaret etmek hususlarında en ehven yol nefsin muhatap alınmasından geçer. Geniş zamanlı, genel ifadeli sözlerin genelde kaldığı özele bile geçmediği, alınmayan derslerle ispatlanmaktadır.

Kusur ve hata; konuşanda, hareket edende, çalışandadır. Diğerlerinde hareket olmadığı için bunların olumlusu da olumsuzu da beklenilemez. O halde olumsuzluklarla sarıldığımız hayatımızda, birbirimize müsamaha ile bakmak, dualarla korumaya almak kardeşliğin şiarıdır.

Birbirini olumsuz tenkit edenlerden olmaktansa olumluya yönlendirici olmak adına varın kendimizden bahsetmemizi hoşgörün, biz de dikkat edelim, ves-Selam.

Mehmet Çetin

26.12.2013. Çiftehavuzlar-Çiğli-İzmir

1 Yorum

  1. Sayın Mehmet Çetin’in yazısı 1970 lerin Hasanoğlan Öğretmen Okulu yıllarına götürdü.Hasanoğlan 80 küsur köy enstitüsünün yüksek kısmı olarak faaliyet gösteren bir okuldu. Behice Boran’ların öğretmenlik yaptığı İbrahim Kaypakkaya’nın mezun olduğu, ülkü ocaklarının liderlerinin karargah kurduğu rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu dahil Türkiye Cumhuriyetinin belki de en önde gelen okuluydu.
    Ben 70’lerin ortasında Mehmet Çetin’i az sayıdaki genç nur talebesinin Ağabey-Lider i olarak tanıdım.Nur talebelerinde tevazu ve mahviyet sebebiyle bu gerçek çok sıradan olarak geçilir.Eğer dünyevi ölçülerde bakılsa hakkında kitap yazılıp film yapılacak öncüler arasındadır.Bugünden bakıldığında genç kuşakların algılamayacağı o yıllar…Denir ya anlatılmaz yaşanır.Hayatı bu şekilde geçen bir insanın yazılarında ben sözünü kullanması hem nefse hitap açısından samimiyet göstergesi hem de olabilecek insani bir üslup özelliği sayılmalıdır.Her güzelin bir kusuru olur cinsinden ben hitabı bir kusursa bu Mehmet Çetin’e yakışabilir.Kişileri eleştirirken hayat gerçeklerini bilmekte mutlaka fayda vardır.Buradan Mehmet Çetin abiye sevgi ve selamlarımla başarı ve mutluluklar diliyorum.
    ———————-

    Değerli kardeşim Hüseyin Bey,
    Ecdadın ifade ve tabiri ile bir tahmid düşmek istiyorum tarihe, şimdikiler adına anekdot deseler de…

    Süleyman kardeş rüyasında Üstadı görür. Ankara Bahçelievler’de Ali Vapurlu ağabeyin dershanesinin salonunda o günlerin ve gelecek günlerin Nur Talebeleri de var imiş. Bunların arasında siz de varsınız. O günlerde henüz siz Üstadı tanımıyor, Risale-i Nur ile müşerref olmamıştınız. Bu rüyayı bir talimat kabul ederek Ali ağabi ile müşaverenin ardından sizinle Hasanoğlan’da ağaçların altında sohbet ederek Risale-i Nur’dan bahsettim. Siz çok zeki ve cevvaldiniz. Davetimi nazikâne kabul edip Ankara’ya gittiğimizde dershanelere ziyaretleri beraberce yapmıştık. Daha sonrasında ise müşavereli ve organizeli hizmetleriniz oldu, hamdolsun. Bu rüyaya Dursun hocamızı da ilave etmek isterim. Rüyada, başında takkesi ile matematik hocamız Dursun bey salona girer. İlerleyen günlerde Süleyman kardeş ile Dursun hocaya bu rüyayı anlatmaya gittik. Dursun hoca, Ali Vapurlu abinin askerlik arkadaşı olduğu için selamını da götürerek rüyayı ve dolayısıyla Üstadı anlattık. O da sağolsun takdirlerle karşıladı.

    Yıllar, dünün muhasebesi ve yarının hesabı ile geçerken hayatı, Risale-i Nur ile geçen bu garib ve fakir kardeşinizin başka hatırası yok. Zira dışında hayatı olmadı. Dolayısıyla hemen herşeyimizi hizmet ile içli dışlı olduğu için sohbetlerde –ben li ve –bizli ifadeler yer alıyordu. Bu uslup tenkid edilebilir, saygı ile karşılarız. Biz de mümkün olduğu kadarı ile ve makamı geldiğinde kullandık değilse kullanmadık.

    Rabbim kusurlarımızı af ve mağfiret eylesin. İstikametten ayırmasın.

    Selam dua ve muhabbetlerimle.
    Mehmet Çetin

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir