Duâlarımız, şifa bekleyenlere de olsun

Bakara Suresi’nin sonundaki “Gücünüzün üzerinde teklif yoktur.” müjdesine dayanarak; başa gelen hastalık ve musîbetlerde sabır ve tahammül için Rabbimizden yardım dileyeceğiz.

Fıtratımızda mevcut olan sabrı, geçmiş ve geleceğe değil şimdiki zamana teksif ederek güçlendireceğiz, inşaallah.

Allah, isim ve sıfatlarını; tecelli ile tezahürünü görmek ve göstermek için mahlûkatı ve bilhassa şuurluların ekmeli olan insanı yarattı ki yaptığı işi, ettiği duâsı ile bütün mevcudatı kucaklayarak, küllîleştirerek ayna ve muhatap olmakta.

Terzi; ustalığını ve sanatını görmek ve göstermek için ücret mukabilinde birisini tutar. Onun üzerinde harika elbisesinin provasını değişik zaman ve şekillerde yapar. O kişi elbisenin gerekli yerlerinin biçilmesinden, provanın zahmetinden söz etmeye, şikâyet etmeye kesinlikle hakkı olmadığı gibi itiraz etmek de haddi değildir zira ücretini peşin almıştır.

Kul, Rabbinin rububiyetini; Rahman ismini Şafi burcunda tecellisi ile kulun hastalanarak şifa verilmesi hâline düştüğünde ne kadar gerekli olduğunu idrak eder. Bu anlayışla kul, şifa isteyerek O’nun dergâhına sığınır, her şeyin Hâlık’ı olduğunu, derdi verdiği gibi dermanı dahi verenin O olduğunu bilir, imanını yeniler ve yeni bir gayretle ister. İster ki, Rabbi istenmesinden pek hoşnut kalır. Kulu, ehemmiyetli kılan duâsıdır.

Duâ bir ibadettir. Kul, kendi acz ve fakrını duâ ile ilan eder. Hastalık ve musibetler mühim duâların vaktidir. O vakitte bulunulan hâl, yapılan duâyı daha halis kılar. Bu sebeple affa mazhar, duâyı kabul makamına yükseltir. Yapılan duâların ardından dünyevî maksatların hâsıl olmaması, duânın vaktinin devamı olarak anlayıp devam etmek gerekir. Hem her istenilen verilmeyebilir. Eşya ve hadisenin arka tarafındaki hikmeti bilinemediği için duâya devam edilir. Bazen edilen duânın aynısı verilir, bazen daha iyisi verilir ve bazen hayırlı olmadığı için hiç verilmeyebilir. Lâkin hayırlısını istemek unutulmamalıdır.

Duâ, tek başına tevhid delilidir. Duâ eden, bilir ki, birisi var, onun sesini ve talebini işitir, derdine derman olur. Korktuklarından emin, sevdiklerinden huzur verecek merhametli bir Rabbi olduğunu bilir, iman eder ve şükreder.

Şifanın gerçekleşmesi için hasta ve yakınlarının aldıkları bütün tedbirleri ile beraber eş dostların da gıyaben duâlarıyla iştirakleriyle küllileşip makbûliyeti ziyadeleşir. Duâ, ferdî yapıldığında tek başına bir ibadettir ama diğerlerinin duâlarıyla küllîleşir ve daha kuvvetli, kabûle daha yakın bir hâle yükselir.

Bu cümleden hareketle duâya muhtaç her hâlimizde yardımı için Rabbimize, şöyle münacatta bulunuyoruz:

Ya Rabbi!

Derdimize derman, borcumuza edâ, hastamıza şifa, evimize hayırlı eş ve evlâd, kazancımıza bereket, memleketimize huzur, devletimize hayırlı âdil idareci ihsan eyle. Âmin.

Mehmet Çetin

08.06.2017 Yeni Foça İzmir

 

 

 

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir