Dördüncü Şuâ’da neler var? – 6

Beşinci Mertebe-i Nuriye-i Hasbiye

Yukarıdan aşağıya hızla yuvarlanan tekerlek gibi hayat gidiyor. Ömür de bu hıza paralel olarak sona yaklaşıyor. Hayatımızdaki mühim işlerin pek çoğunu henüz yapamadık bile! Evlâdın elini, torunun sıcak bakışlarını ve hele eşimizin duygu dolu yaklaşımlarını anladık anlamadık olmadan yolun sonuna doğru gelmişiz! Eyvah, geriye kalan vakit gittikçe azalmakta, ne yapacağız?

Bu ve emsali ıztıraplarımıza çare olarak Hasbünâ şöyle dedi; Sana hayat veren Hay ve Kayyum olan Allah’ın “bakın” dediği tarzda hayata bak!

Zannediyorduk ki hayat, bütünüyle bize bakıyor, bizimle ilgili, bizim için yaratılmış. İşte bu yanlış bakış açısından dolayı hemen her şeyden etkilenir ve müteessir oluyoruz. Evet, bu hayatın bize bakan ciheti bir ise, Hay ve Kayyum olan Allah’a bakan ciheti bindir. Dolayısıyla bir cihetin yaşanması için uzun zaman istenilmez ve istenilmemelidir. Bazen anlık yaşamak kâfidir.

Hayatımız, Esma-i İlâhiyenin definelerini açan bir anahtarın mahzeni, nakışlarının bir küçük haritası ve cilvelerinin bir fihristesidir. Hayat; kâinatın büyük hakikatlerinin idrakini temin için kıyasların yapılabileceği Hayy-ı Kayyumun manidar küçük ölçücükleridir. Bu ölçücükler ile isim ve sıfatları bilen ve bildiren, anlayıp anlatan hikmetli bir kelimedir, hayatımız. Bakiye ayinedâr olanın kısalığı uzalığı söz konusu olmayacağından dolayısıyla bu engin mânâlarla kısa hayatımız keyfiyet ve kıymet kazanıyor.

Hayat, Rabbanî bir mektuptur, şuur sahibi olanlara kendini okutturuyor. Yaratanın anlaşılmasını temin eden bir mütalâagâhtır. Hâlık’ın kemalâtını ilân eden teşhir salonudur. Hayat ile verilen nimetlerin şükrünü edâ, hikmetini idrak, tesbihini ilân için vasıtadır. Bütünüyle kâinattaki hal, konuşma ve ibadet lisanıyla Hayy-ı Kayyum’un rububiyetinin güzelliklerini izhar etmektir. Bu mânâlar hayat ile alâkalı, iman bağı ile anlaşılan hukuktur. İman neye girse ruh veriyor, canlandırıyor, faniyi bekaya namzet kılıyor.

İnsanın hayatı üç yönüyle Halık’a âyinedarlık ediyor. 1. Acz, zaaf ve fakrıyla Hayatın Yaratıcısının kuvvet, zenginlik ve rahmetini yansıtır. 2. Hayattaki cüz’i ilim, irade, işitme, görme gibi duyularla Hâlık’ın küllî ve ihatalı sıfatlarının, şuunatının aksederek anlaşılmasına ve bilinmesine vesiledir. 3. Hayattaki her bir an, bir veya birkaç Esma-i İlâhiyenin tecellisine aynadır.

Sıralanan hususlarla hayatın hakikî lezzeti ne olmalıdır? Hasbünallahi ve’nimel vekil âyetinin rehberliğinde iman olduğu anlaşılmaktadır. İman nimetini veren Allah’a hamd ederiz.

İşte Hasbünallahi ve’nimel vekil âyetinin Beşinci Mertebesinde özetle dile getirmek istediklerimizden bazıları bunlardır. Teferruatlı hâli Risale-i Nur Külliyatın bütünüyle muhtevasında olmakla beraber özellikle Dördüncü Şuâ’nın Beşinci Mertebesinde olduğuna işaret ederiz.

Bahsedilen mânâlar Hay ismi mucibince tecelli ve tezahür ederek hayat bulup kendini izhar eder. Kayyum ismi gereğince de o manalar süreklilik kazanarak hayata devam sağlar. Sağlanan bu hayatın muhtevasında başta ilim, irade, kudret, adalet, hikmet, rezzakıyet gibi Allah’ın sıfatlarının bu âlemde yeteri kadar hem tecelli ile tezahürünün görülüp, bilinerek anlaşılmasını sağlar. Sağlanan bu keyfiyetlerin, bütünüyle yapılan tesbihatın ilân ve takdimine vazifeli olan insan; kendisine verilen ayrıcalıklı özelliklerini hasbünâdaki “biz”i de basamak yaparak en yüksek makama çıkar.

İşte bu makamda insan, hayretle bu mânâları, en güzel kulluk ifadesi, iman ve teslimiyetin en kâmil muhtevalı ilânı olan Hasbünallahi ve’nimel vekil ile Rabbine teslim eder ve etmelidir.

Böyle bir nimeti günde en az beş yüz adetle zikrimizi şuurlandırmalıyız.

Mehmet Çetin

19.06.2016 Doğanbey Beyşehir Konya

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir