Dördüncü Mesele’deki davam

Enfüsi Muhasebelerim

Hitabım, ana ve tek muhatabım olan nefsimedir. Dolayısıyla bu bir enfüsi muhasebedir. Ama nefsimi nefsi kabul eden kardeşimin de okuyarak nefsini muhatap alması da duamdır.

Bütünüyle hayatımın her anını, şimdiki zaman (an) namı ile yâd edilerek gerçekleşen temsillerdeki tek hakikat olan kabre imanlı girip girmeme gerçeğidir. İmtihan budur, davam budur. Bu gerçeğin ilanı doğrultusunda bir ömür boyu gerçekleşen temsillerin, istisnasız her biri beni bu büyük hakikati unutmamam ana teması için tekrarlandı durdu.

Peki, ben ders aldım mı?

Buluğ çağım ile başlayan mükellefiyetim, son nefesime kadar süreceğinden hareketle hâlâ tekrarlanıyorsa demektir ki her an gaflete dalmam mümkün ve asla unutmamam gereken bir mühim hakikat; kabre imanla girmek. Kabre imanla girme azmi ile devam ederken bir –azim daha olmalı. Tekrarlanan sahnelerle anlık imtihanlara karşı da azimli olmam gerekir.

Gençliğimin ilk dönemlerimde, eğitim çağı çevresindeki bütün çeldirici ve caydırıcıların sıkı imtihanı ile karşı karşıya kaldım. Hamdolsun bu ilk hadiseden az yara alarak sıyrıldım. Hayata atılmanın ilk iki hadisesi olan meslek ve evlilik hayatı bütün teçhizat ve malzemeleri ile her tarafımı sararak suyumu çıkardılar. Dünyamı ben kuracağım, hayatımı ben tanzim edeceğim, istikbalimi rahata kavuşturacak hazırlıkların oluşmasındaki sebeplerin hepsine ben hâkimim zannederek planlarımı yapıp icrasına başladım. Bunların gerçekleşmesine sebep diye bildiğim sebeplerin bir sebep olduğunu mevcut ve mükemmel zannettiğim imanımla manalar vererek hem nefsime ve hem de başkasına vaaz ü nasihatler bile ettim. Bununla hizmet ettiğimi biliyordum ve nefsimi ikna ediyordum.

Ama!

Öyle zamanlar oldu ki minderin dışına çıktığımı çok kereler fark etmemişim, unutmuşum bile. Gerçekleşen olayları anlamak ve açıklamak için yazılan hakikatleri eğip bükerek kendime haklılık manaları çıkarıyordum. Buna nefsin avukatlığı demek daha doğru olacak. Bunu hayatımın pek çok zamanında yaptığımın farkına, ilerleyen yaş ve tecrübelerin ardından henüz fark ediyorum. Esasında farkına vardığımı zannediyorum desem daha doğru olur.

Meyve’nin Dördüncü Mesele’sinde anlatılan, bu dünyadaki en büyük hakikat olan kabre imanla girmek ya da girememek özet ifadesi ile o değişmez hakikat hiç değişmemiş meğer. Kırk yılı aşkındır okuduğum bu eseri adeta yeni keşfediyorum.

Ömür sermayesinin pek az olduğunu genç iken değil bu yaşımda anlayabildim. Ama bunu genç iken anlatıyordum, meğer nefsime anlatamamışım başkalarına anlatmışım. Lüzumlu işlerin pek çok olduğunu ve bunu da iç içe daireler gibi her birinin kendine göre ehemmiyet kesbettiği makamlarının olduğunu okurdum. Pek çok işleri bir biri içerisindeki dairelere tanzim ederek her dairedeki işi, makamı gereği ilgilenmede hata yaptığımı ilerleyen zamanlarda ancak anlayabildim.

İş dairesini, evlat dairesini, eş dairesini, hizmet dairesinin arkasına koyduğum zamanlar kendimi hizmetten sayma bahtiyarlığına erdiğimden dolayı şükrederek tebrik ediyordum. Makamları karıştırdığımı ve yerine ve makamına göre hareket etmem gerektiğini bu yaşa gelince fark ettim. İhtilaf ve sıkıntılar karşısında kendi iddialarımın ve bulunduğum grubun haklılığını ispat etme uğrunda bulduğum delilleri eğip bükerek savunmalar yapmıştım.  Bunlar benim haklı ve doğru bildiğim hizmetlerim idi. Sahip olduğum düşüncenin, ait olduğum grubun haklılığını anlatırken genel uhuvvet ve tesanütün zarar gördüğünü fark edememişim, hizmet ediyorum heyecanıyla. Bunu da yıllar sonra fark ettim.

Lütfen söz ve itiraflarımı yanlış anlamayın! Gerçi anlasanız da hoş. Zira bunlar size değil kendime ifade ve tespitlerimdir, sessiz nedametler. Hakkı bulduktan sonra ehak için, haseni bulduktan sonra ahsen için çıkardığım sıkıntıları anlatmıyorum bile.

Ayet, ailemizden sorumlu kılıyor. Bunun tefsiri ehline ait olmakla beraber ben biliyorum ki onlara yönelik fiili ve kavli lisanım ile tebliğimi yapıp gerisini İlahi takdire istinat ettirmeliyim. Çobanlığımın da bir sınırı olmalı. Ve haddimi bilmeliyim.

O halde kabre imanlı girip girmeme konusundaki imtihan benim olduğu kadar evladımın, eşimin ve dostumun da başına açılmış. Onlara yönelik tebliğimi yaptıktan sonra dua ile tevekkül bana düşmeli.

Karşılaştığım ve dâhil olduğum iç ve dış hadiseler ne kadar cazip olursa olsun, ihtilaf fırtınaları ne denli sarsıntılı olursa olsun, Leyle-i Kadirde İhtar Edilen Mühim Hakikatlerin işaretiyle yine ana merkezdeki Dördüncü Mesele’de bulunan hedefe kilitlenen noktadan ayırmamalıdır.

Dördüncü Mesele’nin vereceği daha başka dersler var zannediyorum, ama ben o dersi alabilecek miyim pek emin değilim, sadece ümitliyim, yalnızca dua ediyorum…

Mehmet Çetin

06.06.2013.Çiftehavuzlar-Çiğli-İzmir

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir