Dilde iktisadın, manevî yönü

Geçen yazımızda, “Dil kapıcıdır” dedik. İşin hakiki yönünü görmeyen ve ruhen terakki etmeyen, şükür mesleğinde ileri gitmeyen insanlar için kapıcı olan dil adeta şımartılarak, dilin lezzeti, hatırı için israfa giriyorlar. Bunu yapmamak gerek.

Ehl-i hakikat dediğimiz şükür ehli insanlar için ise dil, İlâhî rahmet mutfaklarının bir müfettişidir. Bu öyle bir müfettişlik ki yaratılmış yiyecekler adedince dildeki mizancıklarla onları tadıp, sanki manevî bir şükürle mideye haber verir, şeklinde bir müfettişlik.

Dolayısıyla böylesi bir dilin, yiyecekleri tadarak şükre vesile olması noktasında kalbe, ruha akla dahi bir nevi müfettişliği vardır.

Bu noktadan; israf olmamak, sırf şükür vazifesini yerine getirmek, İlâhî nimetleri hissedip tanımak, meşru olmak şartlarıyla beraber zillete ve dilenciliğe düşmemek üzere lezzetini takip edebilir. İşte bu manayı taşıyan dili, şükürde kullanmak için leziz yiyecekleri tercih edebiliriz.

Bu hakikate işaret eden Abdülkadir Geylani Hazretlerinin  (ks) bir kerametini burada konu itibariyle naklediyoruz.

Vaktiyle, Gavs Abdülkadir Geylâni Hazretlerinin  (ks) terbiyesinde, nazlı ve ihtiyar bir hanımın evlâdı bulunuyormuş. O muhterem ihtiyar hanım, oğlunun odasına gitmiş ve bakıyor ki, oğlu bir parça kuru ve kara ekmek yiyor. Nefis terbiyesi için yapılan perhizin, oğluna getirdiği zayıflık, validesinin şefkatine dokunuyor. Ona acımış. Sonra valide hanım,  Hazret-i Gavs’ın yanına şekva için gitmiş. Bakmış ki, Hazret-i Gavs, kızartılmış bir tavuk yiyor. Nazdarlığından demiş:

-Yâ Üstad! Benim oğlum açlıktan ölüyor; sen tavuk yersin!

Hazret-i Gavs tavuğa demiş: ‘Kum biiznillâh!’ (Allah’ın izniyle kalk) O pişmiş tavuğun kemikleri toplanıp, tavuk olarak yemek kabından dışarı atılır. Bu kerametli hadiseyi, belge ile çok mutemed zatlar nakleder.

Sonra Hazret-i Gavs demiş:

-Ne vakit senin oğlun da bu dereceye gelirse, o zaman o da tavuk yesin.

İşte, Hazret-i Gavs’ın bu emrinin manası şudur ki:

“Ne vakit senin oğlun da ruhu cesedine, kalbi nefsine, aklı midesine hâkim olsa ve lezzeti şükür için istese, o vakit leziz şeyleri yiyebilir.”

Evet, Rabbimizden; ruhumuzun cesedimize, kalbimizin nefsimize, aklımızın midemize hâkim olmasını niyaz ediyoruz. Lezzeti şükür için isteyen kullarından eylesin. Âmin.

Mehmet Çetin

21.04.2009 Çiftehavuzlar Çiğli İzmir

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir