Cumhuriyet İlkokulunun gizli üç kahramanı:

Neşet Emmi-Osman Emmi ve Elif Bacı

Okuduğum dönemde (1964-1969) Cumhuriyet İlkokulunun üç hademesi vardı: Neşet Emmi, Osman Emmi ve Elif Bacı.

Giriş katının hemen karşısındaki oda, bunlarındır. Yan tarafından üst kata çıkılan merdivenlere dönmeden müdürün odasının önünden geçmeniz gerekir. Sol tarafta sağlı sollu sıralı sınıflar vardır. Üst katın sınıflar arası boşluğu yağışlı ve soğuk havalarda oyun alanımızdı. Kışın sınıflarımız soba ile ısıtılmaktadır. Tuvaletler ana binanın arkasındaki küçük binadadır. Okulun asfalta bakan taraftaki ağaçlar uzun boylu akasyalar ve çam ağaçları idi. Okulun dört tarafı yeteri kadar geniş idi. Eski garaja bakan taraftaki alan, biraz yokuşça olup, o yokuştaki çeşme, teneffüsteki ilk uğrak yerimizdir.

Bunları niye yazıyorum?

Bina ve çevresi ile oldukça geniş olan okulun temizlik ve düzeni konusunda yapılması gereken işlerin çokluğuna dikkat çekmek istedim. Zira bu kadar çok işi yapacak üç hizmetli vardır.

Neşet Akdoğan Emmi bunların en yaşlısı olup, hatırladığımız kadarıyla okulun evrak postası işi ile meşguldü. Uzun boylu ve gözlüklüdür. Solak idi. Okul bahçesinden kovmak istediği yabancı çocuklara, sol eliyle, kafa isabetli taşlar atardı. Bir gözünün rahatsızlığı sebebiyle Kör Neşet diye anılır.

Osman Emmi, kısa boyludur ama çok sevimlidir. Alnı açıktır ve ders başlama zilini elinden kapanın koşturarak gitmesinin arkasından gülerek bakakalırdı. Osman Amcamız çalışkandır ve sessizdir.

Beyaz tülbentli Elif Bacıyı hep anne bilmişizdir.

Beslenme saatinde süttozu karışımı sütü getirirlerdi. Sönmeden sobamıza kömür takviyesinde bulunurlardı. Ders çıkışının ardından geç vakte kadar okulun temizliğini yaparlardı. Geniş alana sahip bahçenin temizliği bir yana hükümet konağı tarafındaki asfalta bakan kademeli bahçenin zorlu temizliği onları bir hayli meşgul ederdi ki arkadaki tuvaletler de öylesine. Ders saatinde giriş kapısında beklemeleri, zil çalmalar, öğretmenlere çay servisleri gibi sıralanabilecek işler hep bu üç kahramanın ellerinden geçmekte idi.

Sınıfların zemini tahta döşemelidir. Tahtalar hem geniş ve hem de araları açık idi ki kaçan kalem ve silgileri alamazdık. Tozun olmaması ve dayanıklılığı artsın diye sık sık mazot sürülür. Önlüklerimize sinen mazot kokusu, kısa da olsa hayatımızın bir parçası olurdu. Bu işler de o üç kahramanın elinden geçerdi.

Zaman zaman yapılan müsamere ve programların arkasındaki gizli kahraman bu üçlüdür. Sonraki yılları hatırladığımızda nihayet anladığımız bir şey daha var idi ki bu üçlü bizim özel dertlerimizin de ortağı imiş. Bunu, onlarla o dertlerimizi çocukça paylaşmamızı hatırladıkça onların terapisine hayran kalıyoruz ve anlıyoruz, ilerleyen şu yaşlarımızda.

Hayatta iseler sağlıklı ömürler, vefat etmişlerse Allah’tan rahmetler diliyor arkalarından Fatihalar gönderiyoruz.

Mehmet Çetin

21.07.2018 Yeni Foça İzmir

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir