Burç Termal Otel’den Tatil İhtiyacı Hakkında

Meşru dairedeki keyif ve lezzetin, insanın ihtiyacına kâfi geldiği ve harama girmeye hiç gerek olmadığı bilinen, yaşanan ve tecrübe edilen bir hakikattir. Rabbimiz yüz içecek yaratmış bunun bir iki tanesini bir hikmete binaen yasaklamıştır. Yüz kapılı sarayın doksan dokuzu açık, bir tanesi mühim bir hikmete binaen kapalı olduğunda o saraya girilmez denilmez ve denilmemeli.

Şu zamanda yaşayan ehl-i imanın ferdi veya ailecek tatile çıkmak, dinlenmek, beraberce tabiatı gezerek tefekkürde bulunmak konusundaki ihtiyaçları karşılamanın elbette meşru yolları vardır.

İşte eli kalem, cebi para tutan insanlar hayatın bu ihtiyacının meşru dairede karşılanması için kendi dillerince ve ellerince bu konuya gereken alakanın gösterilmesi ve hatta fiili olarak cevap verilmesine çalışmışlardır.

Bu cevaplardan bir tanesi olan Aydın ili Germencik ilçesi yakınındaki Burç Termal Otel’i [1]diğer emsallerine vekil tayin ederken, bu vesile ile insanın ihtiyaçlarının teminini mütalâa etmiş oluyoruz.

İnsanın hangi ihtiyacını basit, ehemmiyetsiz ve lüzumsuz görebilirsiniz ki? Her ihtiyacın kendine mahsus makamı ve ehemmiyeti vardır. Zamanında karşılanmayan basit denilen o ihtiyacın tatminsizliğinin, o hâlin mutmainsizliğinin, sonradan büyük sıkıntılara vesile olduğu yaşanan bir gerçektir.

Bencileyin ömründe tatil yapmamış bir babaya, bu vesile ile oğlum Fatih’imin “Baba siz tatile çıkar mıydınız?” mealindeki ifadeleri, kızım Esma’mın “Baba seni ilk defa top oynarken gördüm ve hayret ettim!” tarzındaki ifadesi bana, beni anlamama, bu evlatlarıma müteveccih kusurlarımın farkına varmama vesile oldu.

Risale-i Nur’da makamın karıştırılmaması gerektiği anlatılır. İş hayatında komutan olan baba, evinde de komutan olmamalı. İş makamında komutan ev makamında baba, eş makamında ise eş olduğunu unutmamalı. Buradaki hatalar ne kadar da mazeret kabul ediyor gibi gözükürse gözüksün eninde sonunda fark etmediğimiz bir noktadan rahatsızlığın ortaya çıkmasına engel olamamaktadır. Evlatta çıkan bu rahatsızlığa bizim, zamanındaki kusurumuzun sebep olmasının getirdiği vebal ve mesuliyet ise faturanın yükselmesini getirir.

Gelin işin sarpa sarmasına fırsat vermeden, zararın neresinden dönülürse kârdır, Hadis-i Şerifine ittibaen dönelim şu kusurdan.

Dünkü kusurumuz yarın artık devam etmemeli. Bu farkında olmalık, daha başka kusurlarımızı görmemize dahi sebep olmalı.

Hayatın devamında esas hüner vazife ve makamları birbirine karıştırmadan devam etmektedir. Yıllar öncesinden okuduğum Simyacı’da geçen hikâye bu konuya tatbik edebileceğimiz bir misal olabilir.

Kral, genç adama hem dikkatin devamı ve hem de verilen vazifenin ciddiyetle yerine getirilmesini ders vermek ister. Eline içi yağ dolu bir kaşık verir. Sarayın oda ve koridorlarından dolaşıp huzuruna gelmesini emreder. Huzuruna yağı dökmeden gelen gence, yerdeki halılar ve duvardaki tablolar hakkında sorular sorar. Görmediğini cevaplayan gence yeniden dolaşmasını emreder. Bu sefer genç, kaşığın içindeki yağı dökerek ve bunun da farkına sonradan vararak ama tablo ve halılar hakkında da malumatla gelir. Artık ders vermek zamanını gelmiştir kral noktayı koyar: Hüner kaşıktaki yağı dökmeden ama etrafa da dikkat ederek  işi kazasız sonuçlandırmaktır. Kaşıktaki yağ insanın vazife ve sorumluluklarıdır. Saraydaki güzellikler ise dünya hayatındaki güzelliklerdir.

İnsan iş ve vazifesini yaparken ve bunlara devam ederken hayatın güzelliklerinden istifadeyi de ihmal etmemesi gerekir. İnsanın ailesine olan sorumluluğunun içinde dünyanın güzelliklerinden meşru dairede istifade ettirmekte vardır. İnsan, kaşıındaki yağı dökmeden,ailesini ihmal etmeden,  görev ve sorumluluklarını aksatmadan; dünyaya bakabilen ve onun mânâsını anlama gayreti içinde nimetlerinden meşru olarak istifade edebilmeli.

Mehmet Çetin

25.02.2012. Burç Termal Oteli-Germencik-Aydın


[1] Bu güzelim oteldeki eksik olan hususları yetkililer tamamlarken  lobideki bazı gazetelerin trajından çok fazlasına sahip, okuyucularının daha şuurlu olduğu sabit olan Yeni Asya Gazetesi’nin bulundurulmamasını doğrusu anlayamadım ve üzüntü ile karşıladım.

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir