Bir çift çekirdek

Risale-i Nur’da söz san’atlarının harmanlandığı yerlerden biri de Hakikat Çekirdekleri’dir.

”Bir fikre davet cumhur-u ulemanın kabulüne vabestedir. Yoksa dâvet bid’attır, reddedilir.”, içi dolu ama lezzetli bir çekirdek bu.

Bu çekirdek kalbden filizlenip lisanen zuhurunun olduğu dönemden itibaren bütün çağlarda yaşayan ilim erbabının kamuoyundaki tartışmalarına ışık tutacak mahiyettedir. Bir fikir takdim edilerek kabul görmesi için evvelâ muhatapları olan ulemanın ekseriyetinin değerlendirme ve tasdikinden geçmelidir. Yoksa yapılan dâvet kabul görmez.

Üstadın bu ifadesini söylediği zamana gidip, gündemdeki konulara bakmak gerek. Ona bunu söyleten bir şeyler olmalı. Zamanla yaşanan gelişmeler dini anlayış ve yaşayışta farklı yol arayışına gidildi. Çekilen sıkıntılara çözüm olarak zan ve zorlamalarla bid’alar yoğunluk kazandı. Siyasi, içtimai ve iktisadi sebep ve baskılar altında sağlıklı hüküm çıkarmak son derece zor olacağı, sorumluluk getireceği konusu tartışmasız acı bir gerçektir.  İşte bütün olumlu ve olumsuz şartlara rağmen getirilen çözüm ve fikir, kamuoyunun ekseriyetinin kabulüne dayanmalı, İslam’ın asıl ve esasına münasip düşmeli. Böylece yapılacak olan içtihat derde derman olmalı. İcmasız, ortak akıl ve kabulsüz içtihat reddedilir.

İşte bu noktada bir çekirdek daha alalım Hakikat Çekirdekleri’nden: “Her müstait, nefsi için içtihat edebilir, teşri edemez.”, inceliğe de dikkat etmek gerekir. Müçtehitlik makamına ulaşmak için birçok ilimde derinleşmek ve bu ilimlere kemali ile vakıf olmak gerekir. Bu ilimlerde derinleşmemiş ve içtihat derecesine ulaşmamış kimseler müstait kapsamına giremezler. Yani avam ve içtihat seviyesine çıkmamış âlimlerin içtihat etmesi caiz değildir.

Acaba, içtihada nasıl müstait olunur? Nefsi için içtihat ne demek? İlmin çoğaldığı bir zamanda bir ferdin müçtehit olması mümkün mü? Heyet halinde mi içtihat etmeli yoksa? Bir ilim dalında müçtehitlik olunamaz mı?

Kişi, konu hakkında içtihat yaparak hüküm çıkarabilecek salahiyet ve yeterlilikte ise bulunduğu, muhatap olduğu hadise karşısında nefsi veya kendi konumundakiler için hüküm çıkarabilir, yalnız bunu genelleyemez. Diğer mezhep, grup, ilim dallarının da ayrı hükmünün olabileceğini de unutmamak gerekir. Müçtehidin içtihadı Şeriat’tandır ama Şeriat değildir hakikatini da kesinlikle unutmamak elzemdir. Şeriat olabilmesi için “cumhur-u ulemanın kabulüne vabeste” esasını ise akıldan çıkarmamalı. Zira kitap, sünnet sonrası üçüncü delil icmadır.

Mehmet Çetin

16.02.2014. Çiftehavuzlar. Çiğli. İzmir

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir