Bediüzzaman’dan üç nokta

Bediüzzaman, Doğu’nun maddî ve manevî kalkınmasının esas meselelerine vakıf olarak çözüm projesini Sultan Abdülhamid’e takdim etmek niyetiyle 1907 yılının son aylarında İstanbul’a gelmesini takip eden aylarda basın yayın organlarında davasını anlatan makaleler neşreder.

Bu gayretleri ile niyeti,  projesindeki meselelerin kamuoyunda tartışılarak gündeme girip, merkezî idarenin dikkatini çekmek olmalıdır.

  1. Kasım.1908 tarihli Şark ve Kürdistan Gazetesinin 1. Sayısında neşrettiği Kürtler Yine Muhtaçtır başlıklı makalesinde üç noktaya dikkat çeker.[1]

Doğu’ya açılan okullarda eğitim ve öğretim dilinin Türkçe olması konusu ilk noktadır. Türkçeye aşina olmayan Kürt çocukları bu hizmetten tam ve hızlı faydalanamaması konusu var. Onlar, eskiden beri medrese ilimlerini kemalâtın kaynağı olarak bilirler. Dolayısıyla onları müsbet ilimlerle, fenlerle tanıştırıp her ikisini uyumlu bir usûlde o gençlere verecek öğretmenlerin, Kürtçeyi bilenlerinin tercih ve tavzifi daha faydalı olacak, eğitimdeki umumî maksada yaklaştıracaktır. Bu tarzın tatbiki ittihadın düşmanı olan birbirini yadırgamak, ötekilemek, yabanî görmek gibi meselelere mani olduğu gibi cemiyet içerisindeki keşmekeşe derman olur. Toplum içerisinde birilerinin başına gelen felâketten diğerlerinin sevinmesi gibi kötü duyguların oluşmasına mani olunur.

Bugün, Şark’ta eğitim öğretim dilinde Türkçe Kürtçe konusu henüz yeteri düzeyde olmasa da artık eskisi kadar problem değildir. Bu yaklaşım, Doğulu batılı evlatlarımızın kaynaşarak bütünleşmelerine vasıtadır.

İkinci nokta, sosyo-ekonomik noktadan halkın vaziyetine dikkat çeker. Götürülen her nevi hizmet, yapılan yatırım; Doğu-Batı ikileminde kalan insanların birbirlerine duydukları evham ve şüphelerin ortadan kalkmasına vesile olup ülke genelinde kardeşliği ve kaynaşmayı temin edecek, inşaallah.

Bahsedilen noktadaki hizmetlerin yapılması ile endişe duyduğu üçüncü noktadaki yanlış anlayışın önü alınır. Eskiden beri Şarktaki halkın geri kalmalarından istifade ederek hatalı mecralara yönlendirip kötü ve tehlikeli emellerine kullandıkları bilinen bir gerçektir. Bu acı gerçek hamiyet sahibi insanları endişeli düşündürüyordu.

İşte bu üç nokta; Kürt kardeşlerimize yönelik kötü niyetlilerin fitne ve darbesinden koruyup, ülke genelinde birlik ve kardeşliğin temininde dikkat edilmesi gereken önemli hususlardır.

Bahsedilen problemin çözümü noktasında, şevk ve rağbete vesile ve başkalarına imtisal edilecek numune olması gibi güzel vasıfları olan mühim tavsiyesi var.

Mahallî vasıfları kâmil manada ihtiva eden bölgelere dinî ve fennî ilmin tahsili için üniversitelerin açılması gerekir. Bu okulların masrafını devlet karşılamalıdır ki, halkın eğitim öğretim ihtiyacının devlet marifetiyle yapılması, kötü niyetlilerin fitnesine engel olur.

Bu cümleden olmak üzere mahallî hususiyetin gereği olarak bazı medreselerin hayata kazandırılması büyük fayda sağlayacaktır. Böylece Şarkın eğitim ve öğretim meselesi kökünden halledilip dâhildeki ihtilâflarla harcanan enerji devlet eliyle birlik ve beraberliğe yönlendirilmelidir. Bu hizmetlere sahip çıkan Şarktaki kardeşlerimiz de hakkıyla adaleti hak etmiş ve medeniyet ve kalkınmaya fevkalâde kabiliyetli aday olduklarını, cevherlerindeki fıtrî karakterleri ile isbat edeceklerdir, inşaallah.

Bu tavsiyeler 1907 yılından günümüze tutulan bir projektördür. Yorum, size aittir.

Mehmet Çetin

05.06.2018 Yeni Foça İzmir

 

 

[1] Eski Said Dönemi Eserleri, s. 25 (2017)

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir