Başparmak mı, dediniz?

Hayır, hayır, bu kısacık yazımızda bütünüyle “el”den bahsetmeyeceğiz, hatta parmaklardan da bahsetmeyeceğiz, sadece bir parmaktan, başparmaktan bahsedeceğiz ki yalnızca işaret nevinden olacak, inşaallah.

Kâinatta, insanın halife ve efendi olmasına, medeniyeti kurmasına fizikî bedeninde en büyük yardımcı organı, herhalde tartışmasız başparmağı olsa gerek.

Düşünün! Kurulan fevkalâde hayallerin akledilerek uygulanmasına en büyük ana yardımcı, bence başparmaktır. İnşa edilen bütün medenî vasıfların kilit organı olan, başparmaktan bahsediyoruz.

İnsanın; iki ayağı üzerinde durması, diğer ayağı itici güç olarak kullanıp tek ayağıyla yürümesi, ellerini ama özellikle başparmağını rahat ve fakat yaratılış istikametine daha uygun kullanmasının mümkün olması içindir, Allahu âlem.

Evet, Allah, elbette en doğru olanını bilir, lâkin, verdikleri ve bildirdikleriyle anlaşılıyor ki başparmak; diğer parmaklardan kısa olması, sıralamada onlardan tamamen farklı konumda olması, dikkatleri üzerine çekmeyi haketmektedir.

Parmaklarımızdaki hareketler; avuç içindeki ve ön koldaki kaslarla sağlanmaktadır. Başparmağımızın, sıkmaya ve kavramaya yarayan iki büyük kası var. Başparmakları olan hayvanların başparmakları, başparmaklarının yapamayacağı fonksiyonu yapabilecek şekilde yaratılmıştır. Yunuslardan, maymunlardan ve kargalara kadar pekçok hayvanın alet kullandığı bilinirken, insanı, bunların becerilerinden ayıran temel organlardan biri olan başparmağın hakkı unutulur mu?

Elin, yarıdan fazla fonksiyonunun yapılmasına vesile olan başparmağın, beyindeki ilgili alanı, kendi fizikî küçüklüğü ile ters orantılıdır. Başparmakla yapılan işler ile alakalı olan; hayal, tasvir, teşhis, tahkik, tahakkuk, tavzif ve daha neler varsa hepsinin komuta merkezinin, beyinde hatırı sayılır yer ayrılması ile kendi küçük ama işleri büyük olanın, mânâ ve makamının büyük olması, akla uzak düşmemektedir.

Evrim teorilerini çürüten, yaratılışa inanan bilim adamlarına ana destek olan başparmağın; daha ne kadar sırlarla dolu, hikmetlerle sarılmış güzellikleri ve incelikleri vardır, kim bilir?

Başparmağın akla ve ukalalığa üstün gelmesini temenni etmek, bu noktadan düşünülmeye değer bir husus.

Esas bir önemli husus daha var: Bu başparmağı kim yaratıp tanzim etmiş ise, diğer parmakları, eli ve kolu hatta bütünüyle bedeni yaratan, tanzim eden aynı Zat olmalı. Başparmağın sahibinin muhatap olduğu bütünüyle eşya ve hadiseyi de yaratan, tanzim eden de aynı Zat olmalı.

Başparmak ile kâinat arasındaki mükemmel uyum ve uygunluk gösteriyor ki hepsinin yaratıcısı olanın mükemmel bir ilmi ve bu ilmi uygulamaya geçiren mükemmel bir kudreti var.

Konuya noktayı vuracak bir cümle ile bitirelim yazımızı:

“Diğer bütün delilleri bir yana bıraksak bile, başparmak, Allahın varlığına inanmam için yeterlidir.”, diyen  Isaac Newton, ne kadar haklı imiş, meğer!

Mehmet Çetin

07.11.2017 Yeni Foça İzmir

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir