Bakkal Rıfat Tepe

Bazı insanlar vardır ki onlar âdeta muhabbet, sohbet içerisinde yaptıkları nükteleri ile anılır. Yaptıkları nükteleri arasındaki takılmalarına, zaman zaman sövmelerine tahammül gösterilmesinin temelinde kendilerini sevdirmesi saklıdır.

İşte bunlardan birisi de karşı komşumuz Rıfat Amcadır. Onunla alışveriş yapmak, konuşmak, sohbet etmek, hemen her birisi hatıralıktır. Ama onu komşularıyla meselâ Nevşehirli Ali Emmi, rahmetli Niyazi babam ve kunduracı Şerafettin ile sabah takılmalarını bir izleseydiniz, bu dediklerime hak verirdiniz.

Daha önceki yazılarımda bahsettiğim bir hatırayı burada yeniden anlatmak istiyorum.

Şerafettin Amca, aldığı ferikten olma kızı aceleyle dükkâna gelir, “Buba (Baba) anam seni çarır (çağırıyor).”, der. Kunduracı heyecanla önlüğünü bile çıkarmadan hızla evine gider, bir şey mi oldu diye. Ayakkabısının birini dışarıda diğerini içerde çıkararak dalar. Hanımını ayakta görünce rahatlar ama duramaz ve sorar: “No’ldu avrat, niye çaardın beni, aceleyle?” Hanımı gayet sakin “Hiiç, akşama ne pişireyim, diye soracaktım.” der. Sessizce “Ölünün körü” diyerek sırtını dönen Usta, dükkânın yolunu tutar, diye kaçıncı defa tekrarladığını bile saymayan komşuları her seferinde kahkahayı basarlar. Pırtıcı Ato’yu ve hele hele Hayrullah Hoca’yı bile bu muhabbetlerine dâhil ederler. Bu muhabbet konusu bir dönem, sabahki çay faslında onların eğlencesi idi. Bir başka dönem de yine bir yârenlik bulurlar ve onunla günlerini geçirirler. Ama her sabah sırayla birbirine çay ikrâm etme turları hiç değişmez. Tabii ki bu duruma Çaycı Necmi çok memnundur, kulakları çınlasın.

Bir seferinde delikanlının biri gelir ve “Rıfat Emmi, Cıngıl tavı ne demek?” diye sorar. Rıfat Amca hiç cevapsız bırakır mı hem de nüktelisinden: “Evladım, senin gibi yiğit, arslan ve pehlivan birisine tav vermeye gerek var mı be goçum?” deyince yanlarında oturan Kör Niyazi’nin oğlu Manifaturacı Muzaffer, Getti bir Cıngıl tavı daha” diyerek, nükteye işaret eder.

Konuşmalarında sözünü sakınmaz, doğruyu dosdoğru söylemesinin yanında da pervasız idi ki rahmetli muhtemelen bu vasıflarıyla da Deli Rıfat diye anılır.

Rıfat Amcanın çok faal ve konuşkan olmasına inat sağ komşusu Tekelci Osman Süslü ise tam aksine idi. Az konuşur, dükkânından dışarı çıkması nadirdir. Osman Amcanın sağ tarafında da Sadıklı Rıfat Emminin dükkânı vardır. Rıfat Amcanın sol yanındaki komşusu Artvinli Sakallı Tevfik, sakin, az konuşan, çoğunlukla dükkânında oturan, kapıya sandalyeyi ters koyar ve içeride namazlarını kılardı.

Babamdan işittiğim bir hatırayı nakletmek istiyorum nu noktada. Tevfik Amca, Hacca hanımı ile gider. Tavaf sonrası kılınacak namaz için hanımıyla beraber İbrahim (as) makamına geçerler. Hanımı saf ve masum bir teyze idi. Öncesinden tembih etmesine yetinmemiş olacak ki namazda iken, tavaftaki diğer insanların hareket tazyikinden savrulup yanından ayrılmaması için okuduğu ayetlerin arasında sık sık hanıma “yanımdan ayrılma”, dermiş.

Rıfat Emminin (1927-1989); Şevket, Abdil, Hurşit (rahmetli) ve Mustafa (rahmetli) olmak üzere dört oğlu Zeynep ve Sevim isimli iki kızı vardır. Hanımı Hürü Teyzemizi doğrusu çarşıda fazla göremezdik.

O dönemlerde oğulları, dükkânda yardımcı olurlardı. Şevket Ağabeyden torunları da gelirdi. Rahmetli onları gördükçe sevincinden deli olurdu. Hayatta olanlara sağlık, vefat edenlere rahmet diliyorum. Şevket Ağabeyin oğlu Ümit, vatanî görev esnasında yaralanır ve gazi olur. Kendisine, bilgileri için teşekkür eder, sağlıklı ömürler dilerim. Hurşit’in Almanya’da rahmetli olduğunu biliriz. Abdil, Mersin’de ikâmet eder.

Uzun bir ömür nasip olmayan Rıfat Amcamızın 62 yıl süren hayatı, sevenlerin zihinleri hatıra ve kalbleri sevgiyle doludur.

O, muhtemeldir ki kabirde komşularına nükteli sohbetleriyle kendini sevdirdiği gibi Münker Nekir’i bile bağlamıştır, diye bir nükte edelim, her ne kadar onunkiler kadar olmasa da.

Allah rahmet eylesin, mekânı Cennet olsun.

Mehmet Çetin

06.08.2018 Yeni Foça İzmir

 

 

 

 

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir