Ayeti, menfaat ile değiştirmek

İhlâs Risalesi okumaları 14

Bakara’nın 41. Ayeti ’nin son kısmında geçen “Benim ayetlerimi, az bir dünya menfaatiyle değiştirmeyin” ikazı, zaman zaman hayatın değişik kademe ve makamlarında tecelli ile tezahürü görülür yani yaşayarak tefsir edilir.

Bu ne demektir ve nasıl olur?

Ömer Öcalan anlatıyor. Vaktiyle köyde, sahibi belli olmayan bağ ve bahçenin kadastro işlemi için rahmetli babası ve bir arkadaşı ile nizalı yerler için bilirkişi tayin edilir. Vazife verilirken, doğruyu söyleyeceklerine dair de ikisine yemin ettirilir.

Bir gün birisi babasına tenhada yüz lira uzatarak “Dayı, cebine koy” diyerek verir. Babası, “Ne olacak bu?” diye sorduğunda, “O bahçenin benim olduğunu mahkemede söylemeni istiyorum. Biliyorsun yirmi senedir orayla ben ilgileniyorum.”, cevabını alınca sinirlenen babası, reddederek, ağır bir sinkaf çeker ve birbirine girerler.

Duruşmada, hâkim sorduğunda, o bahçenin gerçek sahibinin ismini söyler. Diğer bilirkişiye sorduğunda o da, o yüz lira veren kişiye ait olduğunu söyleyince babası baklayı ağzından çıkararak başlar söylemeye ve hâkim, babasını dışarı atar. Duruşma sonunda, “Ne yaptın sen? Biz yemin etmedik mi?” diye sorduğunda gelen cevap çok acıdır: “Âlemin, dürüstü sen misin?”, der ve uzaklaşır.

Yıllar geçer ve bir gün Ömer Öcalan, babasına, “O bahçe kime verildi? O arkadaşınla aranız nasıl?”, diye sorar. O da “Hak yerini buldu.”, der. O arkadaşı sonrasında ciddi bir hastalığa yakalanır. Köye gittiğinde o kişiye hâl hatır sorduğunda  “Şu hastalığım geçse de, minarede bir ezan okuyabilsem, ah!” der.

Yüz liraya değişilen dürüstlük!

Az bir dünya menfaati denilince buna benzer hatıralar zihinlerde canlanır. Az bir dünya menfaati denilince, geciktirilen namazlar hatırlanır. Az bir dünya menfaati denilince, kendince haklı sebebi yüzünden mü’min kardeşine küserek, kırılarak aradaki uhuvvetin zedelenmesi hatırlanır. Az bir dünya menfaati denilince, iman Kur’ân sohbetine gitmemek için icad edilen mazeretler hatırlanır. Az bir dünya menfaati denilince nafaka, rızık ve istikbalin tehlikeye girmemesi için ötelenen ibadetler akla gelir.

İstişare ayetin emri ile farzdır. Hadis, istişarenin ehli ile yapılmasını şart kılar (Ebu Davud). İstişaresi yapılacak konuya hakikaten ehli olmayanın şuraya gitmemesi gerekir iken onun önüne bir şekli ile geçerek gitmek bir hak gaspı olmakla beraber gitmesiyle nüfuz temini gibi bir menfaati elde ediliyorsa, işte bu menfaati zikredilen hadisin önüne koymak değil midir?

Her vicdan sahibi vicdanını yokladığında bu babdaki kusurunu görür, neyi öteleyip ve onun yerine neyi geçirdiğini bilir. Esasen nefsine kapılarak o anki yanılgısının dünyevî uhrevî mesuliyetini bilmesi sebebiyle vicdanen azap içerisindedir.

Bu muazzep hâle düşmemenin çaresi olarak sürekli takviyede bulunmak icap eder. İrade terbiyesi ilimden geçer. İlim okumakla elde edilir onu da yapamıyorsak okuyanı dinlemenin gayreti içerisinde olunmalıdır. Okunan ve yaşanan ilim, amele dönüşürken bunun ihlâs ile sağlam mayalayıp dua ile mukavim hâle getirilmelidir.

Mehmet Çetin

31.08.2019 Yeni Foça İzmir

 

1 Yorum

  1. Allah razı olsun abim. AZ BİR DÜNYA MENFAATİ kapsamına nelerin girebileceği konusunda vizyonumu, kalb gözümü açtın. Bu açıdan hiç düşünmemiştim. Yani duygular, hisler, manevi şeyler de giriyor elbet. Hep maddi menfaatler olarak düşünüyorduk. Aslında düşünmüyor, kafa yormuyorduk… Tekrar Allah razı olsun.

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir