Arzu dolu anlar

-Bugünkü erkeklerimizin psikolojik saplantılarından biri de porno filmine takılmaktır diyen psikiyatrist dostuma…

– Bu zaafiyete yakalanan insanımıza faydalı olması dileklerimizle

Çok zamandır bu anı kolluyordu. İşte tam da düşlediği gibi yapayalnız ve eşinden de uzakta idi. Gündüz işlerini yaptıktan sonra kalacağı otele geçti ve odaya kapandı. Şehvet dolu arzuları kalbinin ritmini de tahrik etti. Artık o azgınlaşmış nefsin kapsam alanına girmiş, irade saf dışı gözüküyordu.

Vicdanı, bu vaziyete itiraz ederken, nefsin şehvet arzusunun tahriklerine kapılan aklı, güya haklı gerekçeler üretmeye başladı.

Zaten, şu son zamanlarda, eşi ile anlatılamaz sıkıntılar yaşıyor, dile getiremiyor, duygularını bastırıyordu ama nereye kadardı? Bu saatten sonra, daha kötüye gitmektense böylesi kaçamak bakışlar, masum değil mi? Ehven-üş şer sayılmalı!

Aklın, ikna edici gibi gözüken gerekçeli bu izahı, hiç de yabana atılmamalı idi. Onun dediklerini teyid eden tatsız vakıalar arada bir oluyordu derken, cevap geldi;

-Bu yanlış davranışı yapmaya o tatsız vakıalar haklılık kazandıramaz, dedi, kalbi.

Kabaran duygunun rayına giren aklı, daha etkili ve damardan bir gerekçe daha sürdü:

Hem, dedi, zaten kötü bir zamandan geçiyoruz. Ne demiş eskiler, zaman ahirzamandır, bu zamanda nefsine hâkim olmak çok zor! Allah, böylesi bir zamanda, bizim arada bir kaçamaklı hâllerimizi inşaallah affeder. Hayır, hasenatını biraz artırırsın, olur biter.

Eli, telefona gitti. İnterneti açtı. Hemen hızlıca bir ya da iki videoya bakıp sonra silecek ve tövbe edecek.

Kulakları uğuldamaya başladı. Hafiften başı da dönmeye.

Düşlediği kelimeyi yazdı, tıklamak için parmağını uzattı.

Birden zihin ekranında hanımın görüntüsü, gök gürültüsünü andıran etkin sesiyle beraber görünür gibi oldu.

“Ben sana güveniyorum. Senin namusuna sahip çıkıyorum, kazancına ve evlâdına sahip çıktığım gibi. Benim de nefsim var. Bir kötülük fısıldadığında hemen empati yapıyorum ve nefsimi gemliyorum!”

Kızgın ve azgın duygularıyla kopan fırtınanın ardından toz dumana dönüşen ortalık. Ve kararan duygu yoğun ufku, yavaş yavaş açılmaya başlar.

İki eli ile başını tutmak isterken, telefon yere düşer, batarya cihazdan ayrılır.

Kulakları “empati yapıyorum” kelimesi ile defalarca yankılanıyordu.

Kendine gelmeye başladı.

Doğru ya! Hakikaten Hanım haklı!

            -Şu an, benim yapmak istediğimi, o yapacak olsa, ben ona nasıl tepkide bulunurdum?

            -Ve kendi nefsimin dümen suyuna girmiş iradem ile onun saf ve sadık duygusuna nasıl muhatap olacağım?

Ayağa kalktı, lavaboya yöneldi. Soğuk su ile kendine geldi. Balkona çıktı, esen yel, hanımın kokusunu sanki taşıyordu burnuna.

Kalbi, aklına hitaben şunları ifade etmeye başladı:

-Biraz öncesi kabaran şey, nefsinin tahrikine kapılarak meyleden duygundur. O duyguyu yönlendiren meyil, aslında fizikî gerçekliği olmayan, itibaren kabul ettiğimiz bir hissiyattır. Gerçekte olmayan bir muharrikin tahriki ve nefsin üfürmesiyle az kalsın hata yapıyordun. Haydi, geçmiş olsun!

Arzu dolu anları kollarken, çekilecek vicdanî sıkıntı ve cezaları da yabana atmamak gerek dedi, vicdanı, sessizce ama derinden derine…                                                                                                                                                         Mehmet Çetin

12.03.2019 Göktürk-Eyüp İstanbul

1 Yorum

  1. Çok güzel bir kurgu. İnşaallah birilerine faydası olur. Yalnız kurguda gerçeklikten biraz uzaklaşan bir bölüm var. Hanımının ekranda belirir gibi olması. Orası adamın zihnindeki ekranda belirseydi sanki.. Bir de öyle bir sürece girdiğinde senin de belirttiğin gibi irade devre dışı kalır. Bu yüzden Kuranda GÜNAH İŞLEMEYİN demiyor. GÜNAHA YAKLAŞMAYIN diyor. Çekim alanına girdiğinde kurtuluş yok gibidir. Risale-i Nur’daki ifade ile:Meğer ki bir dest-i gaybi harika bir surette kurtara… Tebrik ediyorum. Hayırlara vesile ola
    ***
    Gerekli tashih yapılmıştır, teşekkürler. M.Ç.

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir