Anglikan Kilisesi’nin hatırlattıkları-2

VIII. Henry’nin verdiği baskın mücadele sonunda resmi mezhep olarak kabul edilen Anglikanizm ile papalığın otoritesi reddedilir ve nesli tarafından nihayet 1563 yılında Kraliçe I. Elizabeth tarafından yayınlanan bir ferman ile kilise, kral ve kraliçe tarafından temsil edilir. İbadet dili Latince yerine İngilizce olarak kullanılır.

Asırlardır o toplumda tatbik edilen ortak değerler, yeni menfaatlere göre ayar çekilip tanzim edilir.

Bunlar bizi doğrudan ilgilendirmiyor, o halde niçin bu tahlili yapıyorsunuz diyene bir hatırlatmama izin verin, lütfen.

Bizde de asırlardır süren örf âdet ve dinî hayat, geliştirilen yeni siyasî yapılanmaya göre yeniden ayar çekilip, uzak ve yakın tarihimizde İngiliz usulü uygulanan tatbikatları nasıl yorumlayacağız, varın siz karar verin.

Ekonomik ve siyasî menfaatler için de kullanılan misyonerlik faaliyetleri içerisinde etkili olan Anglikan Kilisesi[1], İngiliz egemenliği ve sömürgeciliğini zaman zaman güncelleyerek, süsler ve muknî gerekçe ve namlarla sürdürür.

“Anglikan misyonerlerinin teşvikiyle Filistin ve Mısır, İngiltere‘nin işgali altına girmiştir.

O dönemde Anglikan Kilisesi‘nin etkin misyoner teşkilatı olan Londra Misyoner Teşkilatının ( LMS) Başkanı: ‘Biz İngilizlerin, müreffeh ve saadet içinde yaşamamız için Müslümanlar arasına nifak tohumları ekmemiz lazımdır. Biz, Osmanlı Devleti’nin her tarafına fitne sokarak onu yıkacağız.’ demiştir.[2]

Hatta dönemin başbakanı William Ewart Gladstone, 1877 yılında Avam Kamarası’nda yaptığı konuşmada: ‘Kur’ân Müslümanların elinde olduğu müddetçe onlara galip gelmemiz imkânsızdır. Ya bu Kur’ân’ı onların elinden almalıyız ya da onları Kur’ân’dan soğutmalıyız.’[3] demiş ve sadece Türk milletine değil bütün İslâm Âlemine savaş açmıştır.[4] Anglikan misyonerleri de bu çalışmalara birçok yönden destek vermiştir.”[5]

Üstadın, Van Valisi Tahir Paşa’nın gazetedeki bu haberine verdiği şiddetli ve iddia yüklü cevabı hatırlıyoruz.

1918 yılında Musul’u işgal eden İngiltere, o bölgedeki hâkimiyetini devam ettirmek için Türk merkezî hükümetin başını ağrıtacak ve oyalayacak problemler ihdas eder.

Bu cümleden hareketle öncesinden kaşıdığı, hazırladığı Kürtçülük hareketi, Şeyh Said isyanı, Dersim hadiselerinin ardında sıralayacağımız şu vasıflarıyla dikkati çeker: Kuvvete dayanarak tecavüz eden, menfaati için zulmeden, mücadeleci karakteri ile çekişme ve kavga çıkararak nemalanan, toplumlar arasındaki ırkî bağları menfaati için tahrik edip kullanarak onları birbirine düşürür. Cazibeli hizmeti ile arzuları tahrik edip nefsin bütün isteklerini kolaylaştırıcı hamleleri ile insanı yüceltmek yerine alçaltıcı vaziyetlere düşürür. Bu hamlesini sürekli güncelleyerek yeni yeni icad ettiği asrî uyuşturucu, dizi ve festivallerin içerisindeki plânlarla kısırlaştırılarak güçsüzleştirilen beyinleri daha rahat kullanır ve yönlendirir.

Sapı bizden baltaları besleyerek, onları ikna eden usullerle içimizde faaliyet gösterir. Bizim malımızı, değerimizi bizden daha donanımlı ve iyi savunduğunu riyakâr faaliyetleri ile ikna eder.

Biz, bu noktada geçen asırda yaşanan bir hadiseyi bu hatıra ile bağ kurmak isteriz.

Mehmet Çetin

25.02.2019 Londra İngiltere

[1] http://dergipark.gov.tr/download/article-file/257633

[2] İhsan Süreyya Sırma, Sömürü Ajanı İngiliz Misyonerleri,  s. 78, İstanbul: Beyan Yayınları, 2007.

[3] B. Said Nursi Tarihçe-i Hayatı, s. 60 (2017); http://isamveri.org/pdfdrg/D01777/2006_28/2006_28_CELIKA_OZKANAR.pdf

[4] Abdurrahman Küçük, Misyonerlikten Diyaloğa Türkiye, s. 258, 1. Baskı, Ankara: Aziz Andaç Yayınları, 2008.

[5] http://dergipark.gov.tr/download/article-file/257633

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir