Altın fiyatları ile gelen imtihan-2

“Allah,  alış verişi helal, faizi haram kılmıştır.” [1], ayetinin tefsirini bir manada, Altı Eşya Hadisi ile yapıldığını anlayabiliriz. Altı Eşya Hadisi nedir derseniz, okuyalım, o zaman:

“Altın altınla, gümüş gümüşle, buğday buğdayla, arpa arpayla, hurma hurmayla ve tuz tuzla misli misline, eşit ve peşin şekilde trampa edilir. Bunlardan farklı cinsler birbiriyle mübadele edilirse, peşin olmak şartıyla dilediğiniz gibi satış yapınız.”[2]

Altının altın ile değişiminin eşit olması gerektiği hadisin ilk emridir, ikincisi peşin olması. Eşit olması konusunda yapılan yorum ve çıkarılan hükümler ile bugünkü kuyumculuk uygulamalarında özellikle perakendeci ile imalat esnafı arasındaki değişim kurallarının uygun olduğunu söylemek çok zor. Çünkü imalatçı yaptığı bileziğin işçiliğini altının kendi cinsinin içerisine dâhil ederek hesabını yapar, teamül böyle, perakende esnafı da fazlalık gibi görünen işçilik farkını, farklı bir cins olan para ile değil genellikle altın olarak öder. Bu muamele 1980’lerden beri böyle gelmektedir. Kuyumcular ise, bu muamelenin hakkaniyetli olduğunu, bugüne kadar yapılan değişmelerde problem çıkmamasını delil olarak ifade ederler. Fıkıh âlimleri, Sedd-i zerâî ilkesine dayanarak harama giden yolu tıkamak anlayışıyla, işçilik ve kalite farkının suiistimal vasıtası olabileceğine işaretle, bahsedilen hadis ve Hayber Hurması Hadisine[3] dayanarak farklı bir cins ile mesela işçiliği para ile değişmenin yapılmasını ifade ederek çözüm getirirler.

Buraya kadar olan husus, bu işin ön izahıdır, ama tekrar döneceğiz.[4] Gelelim, altın fiyatlarının oynaması durumunda işçiliğin/kalitenin kötüye kullanılması ile gelen imtihan konusuna.

Kuyumcu esnafı -ki iyi niyetli olanlarını tenzih ederim-fırtınalı zamanlarda elindeki altınını, kendince haklı gerekçe bularak değerini artırır. Mesela bir çeyrek altını, işçilik dâhil 1,65 gr. hastan işlem yapılırken dalgalı zamanlarda 1,72gr. hasa kadar çıkarıldığına bu sefer de şahit olduk. Vatandaş bunu para olarak hesaplaya dursun, ama biz kuyumcu olarak dalgalı zamanda bu vurgunun esiri olmamalıyız. Bizim de imtihanımız budur, ey Darphane Toptancıları, sözlerim özellikle sizlere! 1,72-1,65 arasındaki rakamın adına ne diyeceğiz? Bunun normal şartlarda olmayıp, anormal şartların meyvesi olduğunu bilmeyen mi var?

Son esnaf kendini savunurken toptancısına topu atar. Kim bilir, belki de haklıdır. Ama bu işi ilk yapan esnafın, haksız bir ortamın sıkıntılarını kendi lehine kullanarak, haramı helal göstermeye hakkı olmadığını esasında onun vicdanı da kabul etmez, sorumluluktan kurtulamaz. Kurtulamadığı gibi bu imtihanda sınıfta kalma ihtimali kuvvetli.

Altının fiyatının dünya çapında inmesi ve çıkması fiyat hareketine kimsenin bir diyeceği olmadığı gibi dinin de diyeceği olmaz diye düşünüyorum, yanılmam olabilir o ayrı konu. Arz talep konusuna göre fiyatların oynaması normal iken kriz veya fırsatçılık oluşturarak haksız kazanç yapmak doğru değildir. İşte benim derdim, bulanık suda balık avlamanın hak olmadığıdır, doğru olmadığıdır. Mademki yapacağız bu işi, adam gibi yapalım.

Altın fiyatının düşmesi ile mesela çeyrek altının fiyatı da düşmeli idi. Aksine işçiliğin/pirimin yükselmesi gerekmemeli idi. Az bulunuyor diyerek elinde ve stoklarındakine pirim yaptıranların yaptıkları işin ihtikâr ile ayrılması çok zor olur. Karaborsacı etiketini yemek, kuyumcunun şanına yakışmaz.

Darphane Salı günü aldığı altını mamul olarak perşembe teslim eder. Bir sebep ile darphanenin altın teslimi geciktiğinde stokta altın bekletenler bunu fırsat bilerek ücretlerini yükseltirler. Küçük esnaf ise yok satmamak için bu karaborsanın bir ucunda ister istemez rol alır. İşte çeyrek altının has karşılığı değil, işçilik/pirim karşılığındaki fiyatın yükseldi, dedikleri hikâye budur.

Böylesine ticari ahlaksızlık karşısında bizim pirim vermememiz gerekir. Bu çeşit pirim yapan çeyreği ben de, sen de satışını bu şekilde yapıyor isek, doğru olmadığını evvela vicdanımıza söylemeliyiz. Bu konuda yapanlara müeyyide uygulamanın, tavır koymanın daha doğru olacağı kanaatindeyim.

Gelelim sarftaki bir başka noktaya:

İşçilik, altının bedeline değil de para ile ifade edilse idi, böylesi fırtınalı zamanlarda suiistimalin yapılmayacağını, mani olacağını söylemek doğru olmasa gerek. İşçiliğin altının bedeline dâhil “edilmesin” iddiası içerisinde olan hocalarımız bu fiyat hareketliliğinden kaynaklanan suiistimali kendi iddialarına delil yapmamalılar. Nihayetinde suyun başında duran insandır. Bu insan eğitilmediği, terbiye edilmediği sürece hayır beklenilmez. Zira işçilik, altının bedeline dâhil edilse de edilmese de böyle dalgalı ve bulanık zamanda yapıp yapmaması kişinin vicdani sorumluluğundadır.  Dolayısıyla fiyat hareketlerinden kaynaklanan suiistimali karşı bir delil olarak ifade edilmesini Fakihler, bir daha düşünmeliler.

Altın fiyatlarının değişmesi ile gelen imtihana Katılım bankaları da dâhildir. Evindeki vatandaşımız da dâhildir, daha başkaları da.  Onların imtihanını bir sonraki yazıda okuyalım, inşaallah.

Mehmet Çetin

26.04.2013.Çiftehavuzlar Çiğli. İzmir


[1] Bakara 2/275

[2] Müslim, Müsâkât, 81; Ebu Dâvûd, Büyû’, 18; A. İbn Hanbel, V, 314, 320.

[3] Köşemizin müsait olmamasından bahsedemedik. Ayrıca bu paragrafta anlatılanı da tam anlatamadık. İsteyene e-mail ile cevap verebiliriz.

[4] Bu ve emsali pek çok konunun anlatıldığı İslam’da Kuyumculuk isimli kitabımızı basılması için Hayat Yayınevi’ne teslim ettik. Kitabımıza havale ederiz ki inşaallah eylül ayında basılacak.

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir